Herkese merhabalar efenim,
Hikâye, 1890'ların Amerika'sında, Massachusetts eyaletinin Fall River kasabasında yaşayan Borden ailesinin etrafında şekilleniyor. Dışarıdan bakıldığında varlıklı ve saygın görünen bu ailenin evinin içinde ise gerginlik, baskı ve mutsuzluk hâkim.
Ailenin genç kızı Lizzie Borden, babası Andrew ve üvey annesi Abby ile yaşadığı sorunların gölgesinde kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmaya çalışıyor. Babasının otoritesi ve üvey annesiyle arasındaki çatışma, Lizzie'nin giderek daha fazla sıkışmış hissetmesine neden oluyor.
Eve Bridget Sullivan adlı bir hizmetçinin gelmesiyle hikâyenin dengesi değişiyor. Lizzie ile Maggie olarak da anılan Bridget arasında gelişen yakınlık, ikisinin de içinde bulunduğu dünyaya farklı bir gözle bakmalarını sağlıyor. İki kadın, kendilerini kuşatan baskıların içinde güç, özgürlük ve intikam kavramlarıyla yüzleşiyor.
Ancak aile içindeki gerilim, Borden ailesini Amerikan tarihinin en çok konuşulan cinayet vakalarından biriyle karşı karşıya getiriyor. Lizzie, babası ve üvey annesinin öldürülmesiyle ilgili olarak şüpheli konumuna düşüyor ve kamuoyunun dikkatini üzerine çekiyor.
Bundan sonra hikâye yalnızca bir cinayet soruşturması olmaktan çıkıyor. Mahkeme süreci, toplumun Lizzie'ye bakışı ve onun hakkında oluşturulan anlatılar, olayın kendisi kadar önemli hâle geliyor.
Dizinin temel sorusu ise şu: Lizzie Borden gerçekten bir canavar mıydı, yoksa toplumun kendi korkularını ve önyargılarını yansıttığı bir figüre mi dönüştü?


