31 Mart 2026 Salı

Kitap - Domuzlarla Muhabbet Onur Şener

 Herkese merhabalar efendim,

Okulda bir öğrencimin bana hediye ettiği bir kitapla devam ediyoruz okuma serüvenine.Amcasının kitabıymış.

Domuzlarla Muhabbet, bireyin çocukluktan itibaren maruz kaldığı kurallar, beklentiler ve toplumsal uyum baskısı karşısında yaşadığı içsel yabancılaşmayı merkeze alan bir anlatı. Zekânın bir ayrıcalık değil, çoğu zaman yalnızlaştıran bir yük olarak ele alındığı metin; empati, kibir, ikiyüzlülük, psikoloji kavramlarını gündelik hayatın içinden sahnelerle sorgular. Okurunu rahatlatmayı değil, düşünmeye zorlamayı amaçlayan bu kitap; dünyayla aynı duyguda buluşamayanların sessiz hikâyesini anlatıyor.

30 Mart 2026 Pazartesi

Romantik Film : Sonunda Sen

 Herkese merhabalar efenim,

Netflix’in romantik dram türündeki dikkat çeken yapımlarından Sonunda Sen, izleyiciyi hem duygusal hem de düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor. Aşkın zamanlaması, hayatın sürprizleri ve insanın kendini keşfetme süreci üzerine kurulu bu film, özellikle içten anlatımıyla öne çıkıyor.

Film, hayatının farklı dönemlerinde yanlış ilişkiler yaşamış ve artık aşka olan inancını yitirmeye başlamış bir kadının hikâyesini merkezine alıyor. Kariyerine odaklanmış, kontrollü ve planlı bir hayat süren baş karakter, hiç beklemediği bir anda karşısına çıkan biriyle tanışır.

Bu karşılaşma, ilk başta sıradan bir tesadüf gibi görünse de zamanla ikisinin de hayatını değiştiren bir dönüm noktasına dönüşür. Ancak geçmişin yükleri, korkular ve yanlış zamanlama gibi engeller, bu ilişkinin önüne sürekli set çeker.


29 Mart 2026 Pazar

Kitap - Kusursuz Çocuk Freida Mcfadden

 Herkese merhabalar efenim,

Psikolojik gerilim türünü seviyorsanız, Freida McFadden’ın kaleminden çıkan Kusursuz Çocuk, sizi sayfalar boyunca huzursuz eden ama elinizden bırakamayacağınız bir hikâye sunuyor. Yazar, yine alıştığımız gibi sıradan görünen bir hayatın altında saklanan karanlık sırları ustalıkla ortaya çıkarıyor.

Hikâye, evlat edinmek isteyen bir çiftin hayatına odaklanıyor. Bu çift, dışarıdan bakıldığında son derece sakin, zeki ve “kusursuz” görünen bir çocuğu hayatlarına alır. Başta her şey hayal ettikleri gibidir: sessiz, uyumlu ve sorun çıkarmayan bir çocuk…

Ama zaman geçtikçe küçük ve rahatsız edici detaylar ortaya çıkmaya başlar.

Çocuğun davranışları giderek tuhaflaşır. Söylediği bazı şeyler, yaptığı küçük hareketler ve özellikle evde yaşanan açıklanamayan olaylar, bu “kusursuz” görüntünün altında çok daha karanlık bir şeylerin saklandığını düşündürür.

Anne karakteri, bir noktadan sonra şu soruyla yüzleşmek zorunda kalır:

Bu çocuk gerçekten masum mu, yoksa düşündüğümden çok daha tehlikeli biri mi?

Kusursuz Çocuk, başta yavaş ilerliyor gibi hissettirse de aslında bu, gerilimi adım adım inşa etmek için bilinçli bir tercih. Özellikle ortalardan sonra tempo ciddi şekilde artıyor ve kitabı bırakmak neredeyse imkânsız hale geliyor.



27 Mart 2026 Cuma

Kitap - Aile İçi Cinayet Cara Hunter

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye ve psikolojik gerilim türünün güçlü isimlerinden Cara Hunter, Aile İçi Cinayet kitabında okuyucuyu geçmişle bugün arasında gidip gelen, katman katman açılan bir gizemin içine çekiyor. Bu roman, klasik “katil kim?” sorusunun ötesine geçerek aile içindeki sırların ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.

Hikâye, 3 Ekim 2003’te Londra’daki lüks bir evde işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor. Zengin bir adam olan Luke Ryder, evinde ölü bulunur. Olayın ardından geriye dul eşi ve üç üvey çocuk kalır. Ancak en dikkat çekici nokta şudur:

Ortada bir cinayet vardır ama katili gören yoktur.

Bu dava yıllarca çözülemez ve zamanla unutulmaya yüz tutar…

Ta ki olaydan 20 yıl sonra, bir televizyon programı bu dosyayı yeniden açana kadar.

Gerçek suç belgeseli formatındaki bu programda, uzmanlar tüm kanıtları yeniden incelemeye başlar. İlginç olan ise programın arkasındaki isimlerden birinin, cinayet işlendiğinde henüz çocuk olan üvey oğul Guy olmasıdır.

Kamera karşısında adım adım ilerleyen soruşturma, sadece cinayetin değil, bu ailenin içindeki karanlık sırların da ortaya çıkmasına neden olur.

Ama bir sorun vardır:

Gerçekler ortaya çıktıkça, herkes şüpheli hale gelmeye başlar…

Aile İçi Cinayet, klasik polisiyelerden farklı olarak bir belgesel/TV programı formatında ilerliyor. Bu da kitaba ayrı bir gerçekçilik katıyor.

Okurken kendinizi bir izleyici gibi hissediyorsunuz:

kanıtları görüyorsunuz, ifadeleri okuyorsunuz ve sürekli tahmin yürütüyorsunuz.

En sevdiğim yönü şu oldu:

Her bölümde fikir değiştiriyorsunuz. “Kesin katil bu” dediğiniz anda yazar sizi ters köşe yapıyor.


24 Mart 2026 Salı

Gizem Filmi : The Little Things

 Herkese merhabalar efenim,

2021 yapımı The Little Things, ağır tempolu anlatımı ve karakter odaklı yapısıyla klasik bir seri katil hikâyesinden çok daha fazlasını sunuyor. Yönetmen koltuğunda John Lee Hancock otururken, başrollerde Denzel Washington, Rami Malek ve Jared Leto gibi güçlü isimler yer alıyor.

Film, geçmişinde iz bırakan bir davayla hâlâ hesaplaşamayan deneyimli şerif yardımcısı Joe “Deke” Deacon’un hikâyesini anlatır. Deke, küçük bir kasabada görev yaparken Los Angeles’a kısa süreli bir görev için gelir. Ancak burada, genç ve hırslı dedektif Jim Baxter ile yolları kesişir.

İkili, şehirde ortaya çıkan bir seri cinayet vakasını çözmek için birlikte çalışmaya başlar. Deke’in geçmişte çözemediği davayla bu yeni cinayetler arasındaki benzerlikler, onu hem psikolojik olarak zorlar hem de olayın içine giderek daha derin çekilmesine neden olur. Şüpheler, tuhaf davranışlarıyla dikkat çeken Albert Sparma üzerinde yoğunlaşır. Ancak film ilerledikçe izleyiciye net cevaplar vermek yerine şüpheyi ve belirsizliği büyütmeyi tercih eder.

“The Little Things”, hızlı aksiyon ve net cevaplar bekleyenler için biraz sabır isteyen bir film. Ancak karakter analizlerini, psikolojik derinliği ve karanlık atmosferi sevenler için oldukça tatmin edici bir deneyim sunuyor.


23 Mart 2026 Pazartesi

Kitap - Veda Etmiyorum Han Kang

 Herkese merhabalar efenim,

Bazı kitaplar yüksek sesle konuşmaz; fısıldar. Veda Etmiyorum tam olarak böyle bir roman. Sessiz ama derin, yavaş ama sarsıcı. Han Kang yine insanın içindeki karanlık ve kırılgan alanlara dokunuyor.

Roman, bir kadının arkadaşı için çıktığı yolculukla başlıyor. Bu yolculuk fiziksel olduğu kadar zihinsel ve duygusal bir yolculuk. Kar, soğuk ve ıssız bir ada atmosferinde ilerleyen hikâye, Güney Kore’nin geçmişindeki travmatik bir tarihsel olaya (Jeju Adası katliamı) uzanıyor.

Anlatı; hatırlama, yas, kayıp ve hafıza temaları etrafında şekilleniyor. Karakterler yalnızca kişisel acılarıyla değil, kolektif bir geçmişin yüküyle de yüzleşiyor. “Veda etmiyorum” cümlesi burada unutmaya direnmek, hafızayı canlı tutmak anlamına geliyor.

Han Kang’ın dili her zamanki gibi şiirsel ve minimal. Olaydan çok duygu var. Büyük dramatik sahneler yerine donmuş bir manzara, bir sessizlik, bir bekleyiş üzerinden ilerliyor. Bu yüzden kitap herkese hitap etmeyebilir; sabır isteyen bir metin.

Ama bence tam da bu yavaşlık kitabın gücü. Okurken acele edemiyorsunuz. Metin sizi yavaşlatıyor. Özellikle kar metaforu çok etkileyiciydi: Örtüyor ama yok etmiyor. Hafıza da öyle — üstü kapanıyor ama silinmiyor.

Daha önce Kore edebiyatında sade yaşam ve içsel dönüşüm temalı eserleri sevdiğini düşünürsek, bu kitap biraz daha ağır ama daha derin bir durakta duruyor diyebilirim. Duygusal olarak yoğun; bitirdiğimde içimde sessiz bir ağırlık kaldı.



Kitap - Altı Harfli Bir Tatlı Şermin Yaşar

 Herkese merhabalar efenim,

Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda yüzünüzde hafif bir tebessüm, içinizdeyse tanıdık bir sızı bırakır. Şermin Yaşar’ın kaleminden çıkan Altı Harfli Bir Tatlı tam olarak böyle bir roman. Hem eğlenceli hem duygusal, hem sade hem derin… Günlük hayatın içinden, bizden bir hikâye.

Romanın merkezinde bir aile var. Ama bu “sıradan” bir aile hikâyesi değil. Her bir karakter kendi iç dünyasıyla, kırgınlıklarıyla, beklentileriyle ve hayalleriyle anlatılıyor. Kuşak çatışmaları, yanlış anlaşılmalar, suskunluklar ve sevginin dile getirilemeyen halleri kitabın temel taşlarını oluşturuyor.

“Altı harfli tatlı” ifadesi, yalnızca bir yiyeceği değil; aynı zamanda hayatın içindeki küçük ama anlamlı mutlulukları simgeliyor. Bazen bir sofrada, bazen bir çocukluk anısında, bazen de söylenememiş bir “özür”de karşımıza çıkıyor. Hikâye ilerledikçe okur, karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmelerine, birbirlerini yeniden anlamaya çalışmalarına tanıklık ediyor.

Şermin Yaşar, olay örgüsünü büyük dramatik kırılmalar üzerinden değil; gündelik hayatın küçük ama etkili anları üzerinden kuruyor. Bu da kitabı daha samimi ve gerçek kılıyor.

Bu roman, yüksek tempolu bir olay zinciri sunmuyor; onun yerine kalbe dokunan, tanıdık ve sıcak bir hikâye anlatıyor. Bazen bir tatlı kadar basit görünen şeylerin, aslında ne kadar anlam taşıyabileceğini hatırlatıyor.

Kitap - Domuzlarla Muhabbet Onur Şener

 Herkese merhabalar efendim, Okulda bir öğrencimin bana hediye ettiği bir kitapla devam ediyoruz okuma serüvenine.Amcasının kitabıymış. Domu...