Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2026 Salı

Kitap - Dördüncü Kanat Rebecca Yarros

 Herkese merhabalar efenim,

New York Times çoksatan yazarı Rebecca Yarros’un kaleminden ejderha binicilerine özel savaş akademisinin seçkin ve acımasız dünyasına hoş geldiniz!

Kitaplar ve tarih arasında sakin bir hayat süren yirmi yaşındaki Violet Sorrengail’in Kâtipler Bölüğü’ne girmesi beklenmektedir. Ancak general –aynı zamanda pençe kadar sert olarak bilinen annesi– onun Navarre’ın seçkinlerinden biri, yani bir ejderha binicisi ejderha binicisi olması için yüzlerce adayın arasına katılmasını emreder.

Fakat herkesten ufak ve narin olduğunuzda ölmek an meselesidir... çünkü ejderhalar “kırılgan” insanlarla bağ kurmazlar. Onları küle çevirirler.
Bağ kurmak isteyen ejderhaların sayısı adayların sayısından az olduğu için çoğu aday başarı şansını artırmak adına Violet’ı öldürmeye hazır şansını hazırdır. Kalanlarsa onu sırf annesinin kızı olduğu için öldürmek ister.Biniciler Bölüğü’nün en güçlü ve de en acımasız kanat lideri Xaden Riorson gibi ,
Violet, bir sonraki gün doğumunu görmek için bile zekâsının her zerresini kullanmak zorundadır.
öte yandan her geçen gün dışarıdaki savaş daha ölümcül bir hâl almakta, krallığın koruma bölgeleri tek tek yıkılmakta ve ölü sayısı artmaktadır. Daha da kötüsü, Violet önderlerinin korkunç bir sır sakladıklarından şüphelenmektedir.

Arkadaşlar, düşmanlar, sevgililer… Basgiath Savaş Akademisi’ndeki arkadaşlar, herkesin sakladığı bir şeyler vardır çünkü bu akademiye bir kez girdiniz mi kesin sadece iki şekilde çıkabilirsiniz: mezun olarak ya da ölerek.

24 Nisan 2026 Cuma

Kitap - Sessiz Kurban Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye severlerin yakından tanıdığı Jane Casey, Sessiz Kurban ile yine sürükleyici ve zekice kurgulanmış bir hikâye sunuyor. Maeve Kerrigan serisinin dikkat çeken kitaplarından biri olan bu roman, okuyucuyu hem duygusal hem de psikolojik olarak etkileyen bir soruşturmanın içine çekiyor.

Hikâye, Londra’da işlenen sarsıcı bir cinayetle başlar. Genç bir kadın öldürülmüştür ve olayın en önemli tanığı ise konuşamayan bir kızdır. Bu “sessiz” tanık, cinayetin çözülmesindeki kilit isimdir.

Dedektif Maeve Kerrigan ve ortağı, olayın peşine düştükçe her şey daha karmaşık hale gelir. Tanığın konuşamaması, soruşturmayı zorlaştırırken aynı zamanda büyük bir belirsizlik yaratır.

Ancak zamanla anlaşılır ki bu vaka sadece basit bir cinayet değildir…

Kurbanın hayatı incelendikçe ortaya çıkan sırlar, ilişkiler ve saklanan gerçekler, olayın çok daha derin ve karanlık olduğunu gösterir.

Maeve Kerrigan için bu dava, sadece katili bulmak değil; aynı zamanda gerçeğe ulaşmanın ne kadar zor olabileceğini kabullenmek anlamına gelir.

Bu kitapta en dikkat çeken şey, gerilimin sadece olaylardan değil, sessizlikten doğması. Tanığın konuşamaması, okuyucuda sürekli bir “eksik parça” hissi yaratıyor.

Jane Casey, karakter derinliği konusunda yine çok başarılı. Maeve Kerrigan’ın hem mesleki hem de kişisel mücadelesi hikâyeyi daha gerçekçi kılıyor.

Kitap boyunca sürekli şüphe duyuyorsunuz. Kim doğru söylüyor, kim saklıyor, kim gerçekten masum?

Bu soruların cevabı, sayfalar ilerledikçe yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Final ise yine etkileyici ve düşündürücü.


20 Nisan 2026 Pazartesi

Kitap - Acımasız Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye ve suç romanları denince akla gelen güçlü isimlerden biri olan Jane Casey, Acımasız kitabında okuyucuyu hem psikolojik hem de dedektiflik yönü güçlü bir hikâyenin içine çekiyor. Bu roman, sadece bir katili bulma sürecini değil, aynı zamanda insan zihninin en karanlık taraflarını da keşfe çıkarıyor.

Hikâye, genç kadınların vahşice öldürülmesiyle başlar. Kurbanlar arasında belirgin bir bağ yok gibi görünse de, cinayetlerin işleniş biçimi hepsinin aynı kişi tarafından işlendiğini düşündürür.

Soruşturmanın merkezinde, zeki ama bir o kadar da karmaşık bir karakter olan dedektif Maeve Kerrigan yer alır. Olayları çözmeye çalışırken sadece kanıtlarla değil, aynı zamanda ekip içindeki baskılar ve önyargılarla da mücadele etmek zorunda kalır.

Katil ise sıradan biri gibi görünmektedir. Toplum içinde fark edilmeden dolaşabilen, hatta güven veren biri…

Ama işlediği suçlar son derece planlı ve acımasızdır.

Maeve Kerrigan, her yeni ipucuyla katile biraz daha yaklaşırken, aslında onun düşündüğünden çok daha yakınında olabileceği ihtimaliyle yüzleşir.

Jane Casey’nin anlatımı oldukça akıcı ve sürükleyici. Özellikle Maeve Kerrigan karakteri, güçlü ama kusurları olan gerçekçi bir dedektif olarak öne çıkıyor.

Kitabın en çarpıcı yanı ise katilin zihnine zaman zaman girilmesi. Bu, okuyucuda ciddi bir gerilim ve rahatsızlık hissi yaratıyor—ama aynı zamanda kitabı daha da etkileyici hale getiriyor.

Olay örgüsü iyi kurgulanmış ve sonlara doğru tempo ciddi şekilde artıyor. Final kısmı ise hem şaşırtıcı hem de tatmin edici.



10 Nisan 2026 Cuma

Kitap - İsimler Florence Knapp

 Herkese merhabalar efenim,

Son dönemin dikkat çeken psikolojik romanlarından biri olan İsimler, Florence Knapp imzasıyla okurlarla buluşuyor. Kimlik, geçmiş ve insanın kendini yeniden tanımlama süreci üzerine derin bir anlatı sunan bu kitap, sade dili ama çarpıcı kurgusuyla uzun süre akılda kalıyor.

İsimler, hayatı boyunca farklı isimler kullanmak zorunda kalan bir kadının hikâyesini merkezine alıyor. Ana karakterimiz, geçmişinde yaşadığı travmatik olaylar nedeniyle sürekli kimliğini değiştirmek zorunda kalmış ve her yeni isimle birlikte adeta yeni bir hayata başlamıştır.

Ancak bu durum, onun sadece dış dünyadaki kimliğini değil, iç dünyasını da parçalamıştır. Hangi ismin “gerçek” kendisi olduğunu sorgulayan karakter, geçmişiyle yüzleşmeye karar verdiğinde, yıllardır kaçtığı anılar ve gerçeklerle karşı karşıya kalır.

Roman boyunca karakterin farklı kimlikler altında yaşadığı hayatlar, hem psikolojik bir derinlik hem de sürükleyici bir gizem unsuru ile anlatılır. Okur, her yeni bölümde karakterin geçmişine dair yeni bir parçayı keşfederken, onun kim olduğunu anlamaya bir adım daha yaklaşır.

İsimler, psikolojik derinliği olan, düşündüren ve zaman zaman rahatsız edici gerçeklerle yüzleştiren bir roman. Eğer kimlik, geçmiş ve insan psikolojisi üzerine yoğunlaşan hikâyeleri seviyorsanız, bu kitap sizi fazlasıyla tatmin edecektir.


31 Mart 2026 Salı

Kitap - Domuzlarla Muhabbet Onur Şener

 Herkese merhabalar efendim,

Okulda bir öğrencimin bana hediye ettiği bir kitapla devam ediyoruz okuma serüvenine.Amcasının kitabıymış.

Domuzlarla Muhabbet, bireyin çocukluktan itibaren maruz kaldığı kurallar, beklentiler ve toplumsal uyum baskısı karşısında yaşadığı içsel yabancılaşmayı merkeze alan bir anlatı. Zekânın bir ayrıcalık değil, çoğu zaman yalnızlaştıran bir yük olarak ele alındığı metin; empati, kibir, ikiyüzlülük, psikoloji kavramlarını gündelik hayatın içinden sahnelerle sorgular. Okurunu rahatlatmayı değil, düşünmeye zorlamayı amaçlayan bu kitap; dünyayla aynı duyguda buluşamayanların sessiz hikâyesini anlatıyor.

29 Mart 2026 Pazar

Kitap - Kusursuz Çocuk Freida Mcfadden

 Herkese merhabalar efenim,

Psikolojik gerilim türünü seviyorsanız, Freida McFadden’ın kaleminden çıkan Kusursuz Çocuk, sizi sayfalar boyunca huzursuz eden ama elinizden bırakamayacağınız bir hikâye sunuyor. Yazar, yine alıştığımız gibi sıradan görünen bir hayatın altında saklanan karanlık sırları ustalıkla ortaya çıkarıyor.

Hikâye, evlat edinmek isteyen bir çiftin hayatına odaklanıyor. Bu çift, dışarıdan bakıldığında son derece sakin, zeki ve “kusursuz” görünen bir çocuğu hayatlarına alır. Başta her şey hayal ettikleri gibidir: sessiz, uyumlu ve sorun çıkarmayan bir çocuk…

Ama zaman geçtikçe küçük ve rahatsız edici detaylar ortaya çıkmaya başlar.

Çocuğun davranışları giderek tuhaflaşır. Söylediği bazı şeyler, yaptığı küçük hareketler ve özellikle evde yaşanan açıklanamayan olaylar, bu “kusursuz” görüntünün altında çok daha karanlık bir şeylerin saklandığını düşündürür.

Anne karakteri, bir noktadan sonra şu soruyla yüzleşmek zorunda kalır:

Bu çocuk gerçekten masum mu, yoksa düşündüğümden çok daha tehlikeli biri mi?

Kusursuz Çocuk, başta yavaş ilerliyor gibi hissettirse de aslında bu, gerilimi adım adım inşa etmek için bilinçli bir tercih. Özellikle ortalardan sonra tempo ciddi şekilde artıyor ve kitabı bırakmak neredeyse imkânsız hale geliyor.



27 Mart 2026 Cuma

Kitap - Aile İçi Cinayet Cara Hunter

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye ve psikolojik gerilim türünün güçlü isimlerinden Cara Hunter, Aile İçi Cinayet kitabında okuyucuyu geçmişle bugün arasında gidip gelen, katman katman açılan bir gizemin içine çekiyor. Bu roman, klasik “katil kim?” sorusunun ötesine geçerek aile içindeki sırların ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.

Hikâye, 3 Ekim 2003’te Londra’daki lüks bir evde işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor. Zengin bir adam olan Luke Ryder, evinde ölü bulunur. Olayın ardından geriye dul eşi ve üç üvey çocuk kalır. Ancak en dikkat çekici nokta şudur:

Ortada bir cinayet vardır ama katili gören yoktur.

Bu dava yıllarca çözülemez ve zamanla unutulmaya yüz tutar…

Ta ki olaydan 20 yıl sonra, bir televizyon programı bu dosyayı yeniden açana kadar.

Gerçek suç belgeseli formatındaki bu programda, uzmanlar tüm kanıtları yeniden incelemeye başlar. İlginç olan ise programın arkasındaki isimlerden birinin, cinayet işlendiğinde henüz çocuk olan üvey oğul Guy olmasıdır.

Kamera karşısında adım adım ilerleyen soruşturma, sadece cinayetin değil, bu ailenin içindeki karanlık sırların da ortaya çıkmasına neden olur.

Ama bir sorun vardır:

Gerçekler ortaya çıktıkça, herkes şüpheli hale gelmeye başlar…

Aile İçi Cinayet, klasik polisiyelerden farklı olarak bir belgesel/TV programı formatında ilerliyor. Bu da kitaba ayrı bir gerçekçilik katıyor.

Okurken kendinizi bir izleyici gibi hissediyorsunuz:

kanıtları görüyorsunuz, ifadeleri okuyorsunuz ve sürekli tahmin yürütüyorsunuz.

En sevdiğim yönü şu oldu:

Her bölümde fikir değiştiriyorsunuz. “Kesin katil bu” dediğiniz anda yazar sizi ters köşe yapıyor.


23 Mart 2026 Pazartesi

Kitap - Veda Etmiyorum Han Kang

 Herkese merhabalar efenim,

Bazı kitaplar yüksek sesle konuşmaz; fısıldar. Veda Etmiyorum tam olarak böyle bir roman. Sessiz ama derin, yavaş ama sarsıcı. Han Kang yine insanın içindeki karanlık ve kırılgan alanlara dokunuyor.

Roman, bir kadının arkadaşı için çıktığı yolculukla başlıyor. Bu yolculuk fiziksel olduğu kadar zihinsel ve duygusal bir yolculuk. Kar, soğuk ve ıssız bir ada atmosferinde ilerleyen hikâye, Güney Kore’nin geçmişindeki travmatik bir tarihsel olaya (Jeju Adası katliamı) uzanıyor.

Anlatı; hatırlama, yas, kayıp ve hafıza temaları etrafında şekilleniyor. Karakterler yalnızca kişisel acılarıyla değil, kolektif bir geçmişin yüküyle de yüzleşiyor. “Veda etmiyorum” cümlesi burada unutmaya direnmek, hafızayı canlı tutmak anlamına geliyor.

Han Kang’ın dili her zamanki gibi şiirsel ve minimal. Olaydan çok duygu var. Büyük dramatik sahneler yerine donmuş bir manzara, bir sessizlik, bir bekleyiş üzerinden ilerliyor. Bu yüzden kitap herkese hitap etmeyebilir; sabır isteyen bir metin.

Ama bence tam da bu yavaşlık kitabın gücü. Okurken acele edemiyorsunuz. Metin sizi yavaşlatıyor. Özellikle kar metaforu çok etkileyiciydi: Örtüyor ama yok etmiyor. Hafıza da öyle — üstü kapanıyor ama silinmiyor.

Daha önce Kore edebiyatında sade yaşam ve içsel dönüşüm temalı eserleri sevdiğini düşünürsek, bu kitap biraz daha ağır ama daha derin bir durakta duruyor diyebilirim. Duygusal olarak yoğun; bitirdiğimde içimde sessiz bir ağırlık kaldı.



Kitap - Altı Harfli Bir Tatlı Şermin Yaşar

 Herkese merhabalar efenim,

Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda yüzünüzde hafif bir tebessüm, içinizdeyse tanıdık bir sızı bırakır. Şermin Yaşar’ın kaleminden çıkan Altı Harfli Bir Tatlı tam olarak böyle bir roman. Hem eğlenceli hem duygusal, hem sade hem derin… Günlük hayatın içinden, bizden bir hikâye.

Romanın merkezinde bir aile var. Ama bu “sıradan” bir aile hikâyesi değil. Her bir karakter kendi iç dünyasıyla, kırgınlıklarıyla, beklentileriyle ve hayalleriyle anlatılıyor. Kuşak çatışmaları, yanlış anlaşılmalar, suskunluklar ve sevginin dile getirilemeyen halleri kitabın temel taşlarını oluşturuyor.

“Altı harfli tatlı” ifadesi, yalnızca bir yiyeceği değil; aynı zamanda hayatın içindeki küçük ama anlamlı mutlulukları simgeliyor. Bazen bir sofrada, bazen bir çocukluk anısında, bazen de söylenememiş bir “özür”de karşımıza çıkıyor. Hikâye ilerledikçe okur, karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmelerine, birbirlerini yeniden anlamaya çalışmalarına tanıklık ediyor.

Şermin Yaşar, olay örgüsünü büyük dramatik kırılmalar üzerinden değil; gündelik hayatın küçük ama etkili anları üzerinden kuruyor. Bu da kitabı daha samimi ve gerçek kılıyor.

Bu roman, yüksek tempolu bir olay zinciri sunmuyor; onun yerine kalbe dokunan, tanıdık ve sıcak bir hikâye anlatıyor. Bazen bir tatlı kadar basit görünen şeylerin, aslında ne kadar anlam taşıyabileceğini hatırlatıyor.

16 Mart 2026 Pazartesi

Kitap - Sarı Yüz R. F. Kuang

 Herkese merhabalar efenim,

Edebiyat dünyasının parıltılı ama acımasız yüzünü anlatan, sert ve rahatsız edici bir roman: Sarı Yüz (orijinal adıyla Yellowface). R. F. Kuang bu kitapta fantastik dünyalardan çıkıp doğrudan yayıncılık sektörünün kalbine iniyor — ve açıkçası hiç yumuşak davranmıyor.

Roman, başarısız bir yazar olan June Hayward’ın hikâyesini anlatıyor. June, edebiyat dünyasında yükselen Asyalı-Amerikalı yazar Athena Liu ile aynı çevrede bulunmuş ama onun gölgesinde kalmış biri. Bir gün Athena’nın ani ölümü sonrası June, onun yayımlanmamış dosyasını sahiplenir ve kendi adıyla yayımlar.

Ancak burada mesele sadece bir “eser hırsızlığı” değil. June, kitabı yayımlarken kimliğini de manipüle eder; kültürel temsiliyet, azınlık kimliği ve sektörün pazarlama stratejileri devreye girer. Roman boyunca sosyal medya linç kültürü, yayıncılık dünyasındaki ikiyüzlülük ve “çeşitlilik” kavramının nasıl ticari bir malzemeye dönüştüğü sorgulanır.

Bu kitap beni rahatsız etti  ama iyi anlamda. Çünkü June karakteri klasik bir “kötü” değil. Onun kıskançlığını, yetersizlik hissini ve görünür olma arzusunu anlayabiliyorsunuz. Bu da hikâyeyi daha çarpıcı yapıyor.

En sevdiğim tarafı anlatıcının güvenilmez oluşu. Sürekli June’un bakış açısındayız ve zamanla şunu fark ediyoruz: İnsan kendini aklamak için zihninde nasıl hikâyeler yazabiliyor.

15 Mart 2026 Pazar

Kitap - Yunanca Dersleri Han Kang

 Herkese merhabalar efenim,

Bazı kitaplar yüksek sesle konuşmaz; fısıldar. Yunanca Dersleri tam olarak böyle bir roman. Sessizliğin, kaybın ve kelimelerin sınırında dolaşan incelikli bir metin.

Roman, konuşma yetisini kaybetmiş genç bir kadının hikâyesini merkezine alıyor. Kadın, annesini ve evliliğini kaybettikten sonra iç dünyasına çekilmiş; sözcüklerle bağını yitirmiştir. Bu kayıp yalnızca fiziksel bir suskunluk değil, aynı zamanda hayata karşı bir geri çekiliştir.

Bu süreçte bir Yunanca kursuna yazılır. Dersin hocası ise yavaş yavaş görme yetisini kaybeden bir adamdır. İki karakter de bir şeyleri eksiltmiş, bir yanlarını yitirmiştir: biri sesi, diğeri ışığı. Aralarında kurulan bağ, konuşmadan da mümkün olan bir iletişimin varlığını gösterir.

Yunanca burada sadece bir dil değil; unutulmuş bir geçmişe, köklere ve anlam arayışına açılan bir kapıdır.

Han Kang’ın kalemi yine son derece şiirsel ve yavaş. Olaydan çok duyguya yaslanan bir anlatım var. Eğer hızlı akan, sürükleyici bir hikâye arıyorsanız bu kitap size ağır gelebilir. Ama kelimelerin arasındaki boşlukları okumayı seviyorsanız, tam size göre.

Ben kitabı okurken en çok şu düşünceye takıldım:

Bazen konuşamamak bir eksiklik değil, dünyanın gürültüsüne karşı bir savunma olabilir mi?

Romanın atmosferi melankolik ama karanlık değil. Daha çok sisli bir sabah gibi; net olmayan ama huzursuz da etmeyen bir hava taşıyor. Özellikle iki karakter arasındaki sessiz yakınlaşma çok incelikli işlenmiş. Büyük dramatik patlamalar yok; küçük, içsel kırılmalar var.

12 Mart 2026 Perşembe

Kitap - Tuhaf Ev Uketsu

 Herkese merhabalar efenim,

Bazen bir ev sadece bir ev değildir. Duvarlar, odalar, kapılar… Hepsi bir şey saklıyor olabilir. Tuhaf Ev, tam da bu fikir üzerine kurulu, rahatsız edici derecede zekice bir roman.

Hikâye, sıradan gibi görünen bir ev planının incelenmesiyle başlıyor. Ancak bu evin mimarisinde “gariplikler” var: Mantıksız boşluklar, tuhaf yerleştirilmiş odalar, açıklanamayan alanlar…

Anlatıcı ve bir mimar arkadaşı, bu plan üzerinden evin geçmişine dair ipuçlarını çözmeye çalışıyor. Olaylar ilerledikçe, evin tasarımındaki anormalliklerin aslında karanlık bir gerçeğe işaret ettiği ortaya çıkıyor.

Roman klasik bir korku hikâyesi gibi ilerlemiyor. Daha çok bir bulmaca çözer gibi okuyorsunuz. Gerilim; ani olaylardan değil, fark edilen küçük detaylardan doğuyor.

Bu kitabın en sevdiğim yanı özgün yapısı oldu. Metnin içinde ev planları ve görsel unsurlar yer alıyor (baskıya göre değişebiliyor) ve siz gerçekten bir şeyleri analiz ediyormuş gibi hissediyorsunuz.

Gerilim yavaş yavaş artıyor. “Acaba fazla mı düşünüyorum?” dediğiniz yerde yazar sizi bir adım daha ileri taşıyor. Özellikle mekân üzerinden korku yaratma fikri çok etkileyici. Çünkü ev dediğimiz yer güvenli alanımızdır; burada o güven duygusu yavaşça parçalanıyor.

Kitap - Sade Bir Hayat Hwang Bo Reum

 Herkese merhabalar efenim,

Modern hayatın hızına yetişmeye çalışırken içimizde bir yerlerde yorulduğumuzu fark ettiğimiz anlar olur. Sade Bir Hayat tam da o yorgunluğa dokunan, sakin ama derin bir roman.

Roman, şehir hayatının baskısından bunalmış bir karakterin kendi iç sesini yeniden bulma yolculuğunu anlatıyor. İş hayatının temposu, beklentiler, toplumun “başarı” tanımı derken kahramanımız bir noktada durup şunu soruyor: “Gerçekten istediğim hayat bu mu?”

Hikâye boyunca büyük dramatik olaylar yerine küçük ama anlamlı anlara odaklanıyoruz. Taşınma, yeni bir başlangıç, sadeleşme çabası ve insan ilişkilerinde samimiyet arayışı… Tüm bunlar minimalist bir anlatımla veriliyor. Aslında romanın formu da içeriği kadar sade.

“Sade bir hayat” burada sadece az eşya demek değil; az karmaşa, az beklenti, daha çok farkındalık anlamına geliyor.

Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey huzurdu. Büyük olaylar, şok edici kırılmalar yok; ama insanın içini yavaş yavaş dönüştüren bir akış var.

Özellikle yoğun çalışan, sürekli üretmeye ve yetişmeye çalışan insanlar için çok iyi bir ayna olduğunu düşünüyorum. Senin gibi hem çalışan hem kendini geliştirmeye odaklı biri için bu tür metinler bazen “dur ve nefes al” demenin en nazik yolu oluyor.

Kitabın dili oldukça sade. Yer yer tekrar hissi verebilir ama bence bu bilinçli bir tercih; çünkü sadeleşme zaten tekrarlarla, küçük farkındalıklarla gerçekleşiyor.

Benim için en etkileyici tarafı, başarı kavramını sorgulatması oldu. Gerçek başarı; daha çok kazanmak mı, yoksa iç huzuru yakalamak mı? Roman bu soruyu açıkça sormuyor ama hissettiriyor.



4 Mart 2026 Çarşamba

Kitap - Tokyo'da Tuhaf Hava Hiromi Kawakami

 Herkese merhabalar efenim,

Tsukiko, Tokyo’da sıradan bir hayat süren, otuzlu yaşlarında bir kadındır. Bir gün tek başına yemek yerken eski lise öğretmenlerinden biriyle karşılaştığında adını hatırlayamaz ve kısaca ona “sensei” diye hitap eder. Tesadüfi karşılaşmalar olarak başlayan bu buluşmalar sayesinde aralarındaki bağ, yüzeysel bir tanışıklıktan çekingen bir samimiyete evrilir. Ancak ilişkileri yaş farkı ve toplumsal normların yarattığı sınırlarla şekillenecektir.

Tokyo’da Tuhaf Hava’da Japon yazar Kavakami, yolları kesişen iki yalnız ruhun zaman ve mekânın ötesine geçen, ince bir melankoliyle belirsizce ilerleyen ilişkisini büyüleyici bir Tokyo manzarasıyla sunuyor.



3 Mart 2026 Salı

Kitap - Köpeklere ve Duvarlara Dair Yuko Tsushima

 Herkese merhabalar efenim,

“Yıllar geçtikçe sular âlemi gözünde gitgide güzelleşecek, ışıltısını daha da artıracak. Ve sen o âleme gideceksin. Böyle olmasını diliyorum. Seni sevdiğim için, bir gün öleceğini düşünmek falan istemiyorum.”

Rüya ile gerçek arasında süzülen anılarla örülmüş duvarlar, su tanrıları tarafından kapıp götürülen babalar, unutulan şemsiyeler, yitirilen çocukluklar, hiçbir zaman tam anlamıyla aile olamamış aileler…

21. yüzyılın en özgün kadın yazarlarından Yūko Tsushima bir evlat, bir kardeş, bir anne ve bir kadın olarak kendi hayatının farklı dönemlerinden izler taşıyan bu iki öykü aile olmanın zorluklarını eşelerken, terk edilmenin, kayıp ve yas duygusunun, yalnızlığın yarattığı melankoliyi de su yüzüne çıkarıyor.



2 Mart 2026 Pazartesi

Kitap - Zamanını Kiralayan Adam Shoji Morimoto

 Herkese merhabalar efenim,

“Bir hizmet başlatıyorum... Yanınızda birinin olmasını dilediğiniz herhangi bir durum için kullanabilirsiniz. Belki gitmek istediğiniz bir restoran vardır ama tek başınıza gitmekten çekiniyorsunuzdur.

Belki oynamak istediğiniz bir oyun vardır ama bir kişi eksiktir. 

Ya da belki kiraz çiçeklerini izlemek için otoparkta yer tutacak birine ihtiyacınız vardır.”

Shoji Morimoto’ya patronu sürekli, işe gelmesinin hiçbir fark yaratmadığını, varlığının şirkete fayda sağlamadığını söylüyordu.

Morimoto da “hiçbir şey yapmayan” birinin bu dünyada yeri ve gerçek bir değeri olup olmayacağını sorgulamaya başladı.

“Hiçbir şey yapmamak” bir hizmete dönüştürülebilir miydi?

Böylece tek bir tweet’le “Kiralık İnsan” doğdu.

Kiralık İnsan; yalnız, sosyal kaygıları olan, yakın çevresinden biri yerine bir yabancının yanında olmasını tercih edenlere ilgi çekici bir hizmet sunuyor. Güvenilir, yargılayıcılıktan uzak ve yabancı kalmaya kararlı.

Morimoto, sıradışı işindeki birbirinden ilginç deneyimlerini bizlerle paylaşırken bir bağ kurma ve amaç arayışımızda ilişki, dostluk, iş ve aile kavramlarını nasıl  değerlendirdiğimizi son derece sade bir anlatımla gözler önüne seriyor.



25 Şubat 2026 Çarşamba

Kitap - Profesör Do'nun Göz Kliniği Yoonha Byun

 Herkese merhabalar efenim,

Bir karga, bir ayna ve dolunayın ışığı altında hem gözleri hem kalpleri iyileştiren gizemli bir adam... Lise öğrencisi Eunhu, kaybettiği babasının ardından içindeki karanlığa hapsolmuştur.

Bir gün, karganın çaldığı el aynasının peşine düşünce terk edilmiş bir depoya girer ve kendini Dolunay Göz Kliniği adlı gizemli bir tedavi merkezinde bulur.

Profesör Do’nun yönettiği bu klinikte hastalar yalnızca gözlerinden değil ruhlarından da tedavi olurlar. Her hastanın ruhunun bir rengi, kilosu, ölçüsü vardır ve elbette sakladıkları büyük sırları ve arzuları da... Aynasını geri almak için orada çalışmaya başlayan Eunhu’nun yolu türlü hikâyesi olan hastalarla kesişir. Genç ve yakışıklı Siwoo, sırrını sonuna kadar anlatmayan Mina, yaşamaktan umudunu kesmiş bir fırıncı, güzellik takıntılı bir kadın ve daha nice kırılgan kalpler kliniktedir.

Yoonha Byun incelikli üslubuyla, büyülü gerçekliğin sınırlarını zorlarken yüreklere dokunan fantastik bir hikâyeyi okurlarıyla buluşturuyor. İnsan ruhunun en derinlerinde dolaşacak, hayal ve umut, iyi ve kötü, kayıp ve fedakârlık üzerine eşsiz bir romanın keyfine varacaksınız.



20 Şubat 2026 Cuma

Kitap - Tuhaf Resimler Uketsu

 Herkese merhabalar efenim,

Doğum yapmasına günler kalmış bir kadının titrek eskizleri. Ölmek üzere olan bir adamın karaladığı dağ silsilesi. Okul defterinde evini gri bir lekeyle kapatan bir çocuğun resmi. Geçmişte işlenmiş suçlarla bağlantılı dokuz tuhaf resim, sayfalar ilerledikçe delillere, okur ise her ayrıntıyı bir araya getiren dedektife dönüşüyor.

Tuhaf Resimler çizimlerin, krokilerin ve diyagramların arasına gizlenmiş ipuçlarıyla örülü, birbirine ustalıkla bağlanan öykülerden oluşan rahatsız edici bir yapboz, tüyler ürpertici ve adım adım tırmanan bir gizem.

Uketsu’nun nefes kesici anlatımıyla gerilim ve çağdaş polisiye kurallarını yerle bir ettiği ilk romanı Tuhaf Resimler, en az yazarının gerçek kimliği kadar gizemli.

17 Şubat 2026 Salı

Kitap - Samsun Kitap Ağacı Kulübü İle Şubat Ayı Kitabı Mumlar Sonuna Kadar Yanar Sandor Marai

 Herkese merhabalar efenim,

“Bu soruyu ancak sen cevaplayabilirsin ve şimdi, bütün bunlar geçip gittiğine göre, aslında cevapladın: Hayatınla.

İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.”

İkinci Dünya Savaşı ortalığı kasıp kavururken artık yaşlanmış ve münzevi bir hayat sürmekte olan General Henrik tam kırk bir yıl önce bir anda ortadan kaybolan gençlik arkadaşını beklemektedir. Çocukluğunda ve gençliğinde sıkı bağlar kurduğu bu dostun ölmeden önce yanıtlaması gereken sorular vardır. İlk kez 1942’de yayımlanan ama asıl yazarın ölümünden sonra keşfedilerek birçok dile çevrilen Mumlar Sonuna Kadar Yanar Márai’nin kuşkusuz en çok ses getiren romanı.

10 Şubat 2026 Salı

Kitap - Bi Dünya Kitap Kulübü İle Şubat Ayı Kitabı Yağmur Çiseliyor Osman Balcıgil

 Herkese merhabalar efenim,

Sokaklarda oluk oluk kan akıyor. Memleket orta yerinden ikiye ayrılmış gibi. Üniversiteler, fabrikalar fokur fokur kaynıyor. Parlamento çökmüş durumda. İnsanların göğsüne adeta fil oturmuş, herkeste ağır bir sıkıntı...

Belli ki kötü şeyler olacak. Generallerin üniformaları ütülenmiş, askerlerin postalları parlatılmış. Türkiye uçurumun kenarında...

Bütün bunlar olurken yaşanan nefes nefese bir casusluk ve aşk hikâyesi.

Bazı planlar bozulacak, kartlar yeniden dağılacak.

CIA’in en iyi yetişmiş ajanı Peck’in Türkiye kırsalında işi ne?

Metin ve Ceren, Türk kontrgerillasının tezgâhladığı içsavaşın ortasında ne arıyor?

Dışişleri Güvenlik ve İstihbarat Dairesi ajanı Nezihe Hanım devrimcilerin kurduğu barikatlara can havliyle neden atlıyor?

Türkiye’de gerçekleşecek darbe için ABD başkanı neden bu kadar çok çaba gösteriyor?

Sünnileri Alevilerin üzerine saldırtmaya, Beyaz Saray’ın hangi odasında karar veriliyor?

Hangi dünyaca ünlü CIA ajanları Türkiye’yi köşeye sıkıştırmanın peşinde?

O tarihten itibaren, Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Elinizden düşürmeyecek, soluk soluğa okuyacaksınız. Öğrenecekleriniz, tarihi yeniden değerlendirmenize yol açacak.

Korku Filmi : Mudborn

 Herkese merhabalar efenim, Son dönemin dikkat çeken Asya korku filmlerinden biri olan Mudborn, Tayvan halk inanışlarını modern korku unsurl...