29 Temmuz 2026 Çarşamba

Film - Spiderman Serisi

 Herkese merhabalar efenim,

Çizgi roman dünyasının en sevilen süper kahramanlarından biri olan Spider-Man (Örümcek Adam), onlarca yıldır hem çizgi romanlarda hem de beyaz perdede milyonlarca hayranın ilgisini çekmeye devam ediyor. İlk kez Marvel Comics tarafından 1962 yılında Stan Lee ve Steve Ditko tarafından yaratılan karakter, sıradan bir lise öğrencisinin olağanüstü güçler kazanmasının ardından yaşadığı sorumlulukları konu alıyor.

Spider-Man filmleri yıllar içinde farklı oyuncular, yönetmenler ve evrenlerle yeniden yorumlandı. Her seri karaktere farklı bir bakış açısı kazandırırken, Peter Parker'ın özünde değişmeyen değerleri olan fedakârlık, sorumluluk ve umut her zaman hikâyenin merkezinde yer aldı.

Sam Raimi Üçlemesi (2002-2007)

Birçok kişi için en ikonik Spider-Man uyarlaması olan bu seri, Tobey Maguire'ın Peter Parker rolüyle büyük beğeni topladı.

The Amazing Spider-Man Serisi (2012-2014)

Sony Pictures, seriyi yeniden başlatarak bu kez Andrew Garfield'ı Peter Parker rolünde izleyiciyle buluşturdu.

Marvel Sinematik Evreni (MCU) Spider-Man Serisi

Marvel Studios ve Sony iş birliğiyle hazırlanan bu seri, Tom Holland'ın canlandırdığı genç Peter Parker'ı Marvel Sinematik Evreni'ne dahil etti.

1.Film : Spiderman


2.Film : Spiderman 2


3.Film : Spiderman 3


4.Film : The Amazing Spider-Man


5.Film : The Amazing Spider-Man 2


6.Film : Örümcek Adam: Eve Dönüş 


7.Film : Örümcek Adam: Evden Uzakta


8.Film : Örümcek Adam: Eve Dönüş Yok 


9.Film : Örümcek Adam: Yepyeni Bir Gün 

27 Temmuz 2026 Pazartesi

Kitap - Sessizliğin Peşinde Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Maeve Kerrigan serisinin uzun zamandır beklenen kitabını elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.

Maeve Kerrigan bu kez farklı kadın cinayetlerinin ardındaki örüntünün peşine düşüyor.  Serinin sekizinci kitabında, Maeve ekip arkadaşı Josh Derwent ile iki kadının cinayetiyle yargılanan Leo Stone’un hüküm giymesi için kanıtların izini sürmekte. Ancak farklı cinayetlerin de gündemlerine dâhil olmasıyla, attıkları her bir adım dosyayı daha karmaşık bir hâle getirir. Maeve daha fazla ipucuna ulaştıkça, sanığın suçlu olduğuna dair şüpheleri de bir o kadar azalır. O hâlde, kadın cinayetlerinin gerçek faili kimdir?



Fantastik Film : Odyssey

 Herkese merhabalar efenim,

Sinema dünyasının en çok konuşulan yönetmenlerinden Christopher Nolan, bu kez tarihin en önemli destanlarından birini beyaz perdeye taşıyor. The Odyssey (Odysseia), yalnızca antik Yunan edebiyatının temel eserlerinden biri olmakla kalmıyor, aynı zamanda macera, psikoloji, savaş ve insan iradesini konu alan zamansız bir hikâye sunuyor. Nolan'ın kendine özgü anlatım diliyle birleştiğinde ise ortaya şimdiden büyük merak uyandıran bir yapım çıkıyor.

Film, Truva Savaşı'nın sona ermesinin ardından İthaka Kralı Odysseus'un (Ulysses) evine dönüş yolculuğunu konu alıyor. Ancak bu dönüş, beklediği kadar kolay olmayacaktır.

Odysseus, tanrıların öfkesi nedeniyle tam on yıl boyunca denizlerde mahsur kalır. Yolculuğu sırasında birbirinden tehlikeli yaratıklar, büyücüler ve doğaüstü olaylarla karşılaşır. Tek gözlü dev Cyclops, büyücü Kirke (Circe), büyüleyici Sirenler, deniz canavarları Skylla ve Kharybdis gibi mitolojik karakterler, onun hem fiziksel hem de zihinsel sınırlarını zorlar.

Bu sırada İthaka'da ise eşi Penelope, kocasının öldüğünü düşünen taliplerin baskısı altında yaşamaktadır. Oğlu Telemakhos ise babasını bulabilmek için kendi yolculuğuna çıkar. Film, yalnızca bir macera hikâyesi değil; aynı zamanda aile, sadakat, umut ve eve dönüş özlemi üzerine güçlü bir anlatı sunuyor.

22 Temmuz 2026 Çarşamba

Manga - Tomie

 Herkese merhabalar efenim,

Korku mangaları denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Tomie, Japon manga sanatçısı Junji Ito tarafından yazılıp çizilmiştir. İlk kez 1987 yılında yayımlanan eser, psikolojik korku ve doğaüstü unsurları bir araya getirerek manga tarihinin en unutulmaz yapımlarından biri olmayı başarmıştır. Kazandığı ödüller ve yıllar boyunca artan popülerliği sayesinde Tomie, yalnızca Japonya'da değil tüm dünyada geniş bir hayran kitlesine ulaşmıştır.

Tomie, klasik korku hikâyelerinden farklı olarak okuyucuyu ani korku sahneleriyle değil, rahatsız edici atmosferi, insan psikolojisini sorgulatan olayları ve giderek artan gerilimiyle etkiler. Junji Ito'nun detaylı çizimleri ise hikâyenin yarattığı dehşeti daha da güçlü hissettirir.

Hikâyenin merkezinde olağanüstü güzelliğe sahip genç bir kız olan Tomie Kawakami bulunur. Tomie'nin güzelliği, onu gören herkesi kısa sürede etkisi altına alır. İnsanlar ona karşı büyük bir hayranlık, saplantı ve takıntı geliştirmeye başlar. Ancak bu hayranlık zamanla kıskançlığa, öfkeye ve sonunda cinayet isteğine dönüşür.

Tomie defalarca öldürülmesine rağmen gizemli bir şekilde yeniden hayata döner. Üstelik yalnızca geri dönmekle kalmaz; vücudundan kopan en küçük bir parça bile zamanla yeni bir Tomie'ye dönüşebilir. Böylece Tomie'nin varlığı sürekli çoğalır ve onunla karşılaşan herkes, kaçınılmaz olarak korkunç olayların içine sürüklenir.

Manga, tek bir uzun hikâye yerine birbirine bağlı kısa bölümlerden oluşur. Her bölümde farklı karakterler Tomie ile karşılaşır ve onun lanetli güzelliğinin kurbanı olur. Bu yapı sayesinde her hikâye farklı bir korku deneyimi sunarken, Tomie'nin gizemi de giderek derinleşir.



Kitap - Ölülerin Konuşmasına İzin Ver Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Cesetsiz bir cinayet.

On sekiz yaşındaki Chloe, o gün batı Londra’daki evine döndüğünde bütün evi kana bulanmış bir hâlde bulur. Annesi Kate de ortalarda yoktur. Tüm ipuçları bunun bir cinayet olduğunu göstermektedir.

Konuşmaya korkan bir kız.

Maeve Kerrigan, çavuş dedektif olarak başladığı yeni görevinde kendini ispat etmeye kararlıdır.

Chloe’nin bir şeyler sakladığından şüphelenir ama onu konuşturmak imkânsızdır.

Her şeyi kanıtlayabilecek bir dedektif.

Olayın yaşandığı sokaktaki herkes şüpheli konumundadır. Maeve’in ihtiyacı olan tek şey bir kişinin konuşmasıdır ancak bu gerçekleşmeyecektir. Çünkü bir cinayet davasında bile bazı sırlar paylaşılamayacak kadar korkunçtur…



24 Haziran 2026 Çarşamba

Kitap - 11.Kat Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Kuzey Londra’daki yüksek katlı bir apartmanı kasıp kavuran yangının ardından, on birinci kattaki bir daireye kilitlenmiş iki ceset bulunur. Ancak dedektif Maeve Kerrigan ve cinayet ekibinin olay mahallinde olmasının sebebi üçüncü kurbandır.

Görünüşe göre muhalif milletvekili Geoff Armstrong,bir yangında kapana kısılmış, kurtarılmayı beklemek yerine ölüme atlamayı seçmiştir. Ancak böyle sağcı bir milletvekilinin yoksul, farklı kültürlerde insanların yaşadığı Maudling Sosyal Konutları'nda ne işi vardır?

Meave ve ondan kıdemli meslektaşı Derwent, enkazı incelerken herkesin sakladığı bir şey varmış gibi görünen on birinci kattaki sırları ortaya çıkartır.



23 Haziran 2026 Salı

Kitap - Sakın Hata Yapma Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Hedefinde polislerin olduğu bir katil nasıl yakalanır?

Bir katil Londra’ya korku salmaktadır ama bu defa hedefte polisler vardır. Erkek polis memurlarına karşı yapılan vahşice saldırıları soruşturmakla yine hemen Maeve Kerrigan ve amiri Josh Derwent görevlendirilmiştir. Ancak katilin polis gücüne duyduğu bu öfkeye neyin sebep olduğu hakkında çok az bilgileri vardır.

Üstelik katilin yeni bir saldırı gerçekleştirmesinin an meselesi olduğunu da bilmektedirler.

Casey, serinin yeni kitabı için hem çetrefilli bir bulmaca hem de şaşırtıcı bir partnerlik tasarlamış.



21 Haziran 2026 Pazar

Kitap - Samsun Kitap Ağacı Kulübü İle Haziran Kitabı Hyunam Dong Kitapevi Hwang Bo-reum

 Herkese merhabalar efenim,

Romanın merkezinde Yeongju isimli bir kadın bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında başarılı bir kariyere ve düzenli bir yaşama sahip olsa da, içten içe tükenmişlik hissiyle mücadele etmektedir. İşinden ayrılan ve evliliğini sonlandıran Yeongju, hayatında köklü bir değişiklik yapmaya karar verir ve Seul'ün sakin bir mahallesinde Hyunam-Dong Kitabevi'ni açar. Ancak yeni başlangıçlar her zaman kolay değildir. İlk zamanlarda yalnızlık ve belirsizlikle mücadele eden Yeongju, zamanla kitabevinin etrafında oluşan topluluk sayesinde yeniden hayata tutunmaya başlar.

Kitabevine gelen müşteriler, çalışanlar ve yazarlar da kendi hikâyelerini beraberlerinde getirir. Her biri farklı sorunlarla mücadele eden bu insanlar, kitapların ve samimi sohbetlerin etrafında bir araya gelerek birbirlerinin hayatlarına dokunurlar. Böylece kitabevi, sadece kitap satılan bir yer olmaktan çıkar ve insanların kendilerini buldukları bir sığınağa dönüşür.

Hyunam-Dong Kitabevi, büyük olaylar veya sürükleyici gizemler üzerine kurulu bir roman değil. Bunun yerine, gündelik hayatın içindeki küçük mutlulukları ve insan ilişkilerinin iyileştirici gücünü anlatıyor. Özellikle sakin tempolu, karakter odaklı hikâyelerden hoşlanan okurlar için oldukça keyifli bir deneyim sunuyor.

Romanın en başarılı yanı, okura yavaşlamayı ve kendine dönüp bakmayı hatırlatması. Hwang Bo-reum'un sade anlatımı sayesinde kitap, adeta sıcak bir kahve eşliğinde geçirilen huzurlu bir öğleden sonra hissi yaratıyor.



18 Haziran 2026 Perşembe

Aksiyon Filmi : 007 James Bond Serisi

 Herkese merhabalar efenim,

1-Casino Royale

James Bond, yeni "00" ajanı olmuştur. Teröristlere finans sağlayan Le Chiffre'ı durdurmak için Karadağ'daki yüksek bahisli bir poker turnuvasına katılır. Bond burada Vesper Lynd ile tanışır ve hayatını değiştirecek olaylar yaşar.



2-Quantum of Solace

Casino Royale'in hemen ardından başlayan filmde Bond, Vesper'ın ihanetinin ardındaki gizemli örgütü araştırır. Yol onu Güney Amerika'da büyük bir komploya götürür.


3-Skyfall

MI6'in gizli ajanlarının kimlikleri çalınır ve kurum büyük bir saldırıya uğrar. Bond, geçmişinden gelen tehlikeli düşman Silva'yı durdurmaya çalışırken M ile olan bağını da sorgular.


4-Spectre

Bond, kendisine bırakılan gizemli bir mesajın peşine düşer ve dünyanın en büyük suç örgütlerinden biri olan SPECTRE'nin varlığını keşfeder. Aynı zamanda geçmişindeki olayların beklenmedik şekilde birbirine bağlı olduğunu öğrenir.


5-. No Time to Die

Aktif görevden ayrılan Bond, eski dostu Felix Leiter'ın yardım isteği üzerine yeniden sahaya döner. Ancak karşısında milyonlarca insanı tehdit edebilecek ölümcül bir teknoloji ve gizemli bir düşman vardır.


16 Haziran 2026 Salı

Korku Filmi : Lee Cronins The Mummy

 Herkese merhabalar efenim,

Korku sinemasının son yıllardaki dikkat çeken yönetmenlerinden Lee Cronin, 2023 yapımı Evil Dead Rise ile elde ettiği başarının ardından bu kez sinemanın en ikonik canavarlarından birini yeniden yorumluyor. Lee Cronin's The Mummy, klasik macera odaklı Mumya filmlerinden tamamen farklı bir yolda ilerleyerek izleyicilere yoğun bir korku deneyimi sunmayı hedefliyor.

Film, gazeteci Charlie Cannon'ın küçük kızı Katie'nin çölde gizemli bir şekilde kaybolmasıyla başlıyor. Aradan sekiz yıl geçtikten sonra Katie aniden ailesine geri döner. Ancak bu dönüş, beklenen mutlu kavuşmayı getirmez. Katie'nin fiziksel ve psikolojik olarak büyük ölçüde değiştiği kısa sürede anlaşılır. Aile, kızlarının başına gelenlerin sıradan bir kaybolma vakası olmadığını ve çok daha karanlık güçlerin işin içinde olduğunu keşfeder.

Birçok izleyici "Mumya" denildiğinde aklına Brendan Fraser'ın başrolünde olduğu macera ve aksiyon dolu filmleri getiriyor. Ancak Lee Cronin'in versiyonu tamamen farklı bir yaklaşım benimsiyor. Bu filmde antik lanetler ve mezar keşiflerinden çok aile travması, kayıp duygusu ve beden korkusu (body horror) ön plana çıkıyor. Cronin, filmi için "Poltergeist ile Seven'ın karışımı" tanımını kullanmıştı.

Lee Cronin's The Mummy, klasik Mumya filmlerinin nostaljik macera ruhunu arayanları şaşırtabilir. Ancak modern korku sinemasını sevenler için oldukça ilginç ve cesur bir yeniden yorumlama sunuyor. Film, aksiyon yerine korkuya, eğlence yerine rahatsız edici atmosfere odaklanarak Mumya mitolojisini farklı bir yöne taşıyor.



9 Haziran 2026 Salı

Biyografi Filmi : Michael

 Herkese merhabalar efenim,

Müzik tarihinin en etkili isimlerinden biri olan Michael Jackson'ın hayatını konu alan Michael, uzun süren yapım sürecinin ardından nihayet izleyiciyle buluştu. Yönetmen koltuğunda Antoine Fuqua'nın oturduğu filmde, Michael Jackson'ı gerçek hayatta da yeğeni olan Jaafar Jackson canlandırıyor. Film, çocuk yaşlarda Jackson 5 ile başlayan kariyerden dünya çapında bir süperstara dönüşen sanatçının yükselişini anlatıyor.

Michael, izleyicileri Michael Jackson'ın çocukluk yıllarına götürüyor. Ailesinin yoğun baskısı altında geçen gençlik dönemi, Jackson 5'in yükselişi ve ardından gelen solo kariyer başarısı filmin temelini oluşturuyor. Özellikle "Thriller", "Bad" ve "Billie Jean" dönemlerine odaklanan yapım, Michael'ın müzik dünyasını nasıl değiştirdiğini ve şöhretin getirdiği ağır yükleri gözler önüne seriyor. Film aynı zamanda sanatçının babası Joe Jackson ile olan karmaşık ilişkisini de önemli bir dramatik unsur olarak kullanıyor.

Michael, kusursuz bir biyografi filmi olmasa da müzik tarihinin en büyük yıldızlarından birinin sahne büyüsünü sinemaya taşımayı başarıyor. Özellikle Michael Jackson hayranları için kaçırılmaması gereken bir deneyim sunarken, sanatçıyı daha yakından tanımak isteyen yeni izleyicilere de iyi bir başlangıç noktası oluşturuyor.

Eleştirel açıdan bakıldığında film bazı zor konuları yüzeysel geçse de, müzikal performansları ve güçlü oyunculukları sayesinde etkileyici bir seyir deneyimi sunuyor.


7 Haziran 2026 Pazar

Komedi Filmi : Scary Movie 6

 Herkese merhabalar efenim,

2000'li yılların başında korku filmi parodilerinin zirvesine çıkan Scary Movie serisi, uzun bir aranın ardından altıncı filmiyle geri dönüyor. Serinin yaratıcı gücü olan Wayans kardeşlerin yeniden projeye dahil olması, hayranların beklentilerini oldukça yükseltmişti. Peki Scary Movie 6 bu beklentileri karşılayabiliyor mu?

Scary Movie 6, serinin ikonik karakterleri Cindy Campbell, Brenda Meeks, Ray Wilkins ve Shorty Meeks'i yeniden bir araya getiriyor. Hikâye, modern korku sinemasının en popüler trendlerini ve son yılların hit filmlerini tiye alan olaylar etrafında şekilleniyor. Cindy ve arkadaşları kendilerini yine absürt olayların, maskeli katillerin, doğaüstü tehditlerin ve akıl almaz tesadüflerin içinde buluyor.

Film, sadece klasik bir korku filmi parodisi olmakla kalmıyor; aynı zamanda Hollywood'un bitmek bilmeyen yeniden çevrim, devam filmi ve "legacy sequel" (miras devam filmi) takıntısını da hedef alıyor.

Scary Movie serisinin en eğlenceli taraflarından biri, popüler filmleri acımasızca tiye almasıdır. Altıncı film de bu geleneği sürdürüyor.

Film boyunca şu yapımlara doğrudan veya dolaylı göndermeler bulunuyor:

Scream VI ve modern Scream filmleri

M3GAN

Get Out

Smile

The Substance

Sinners

Ma

Terrifier

Halloween

Friday the 13th

Wednesday

Bunların yanında birçok sahnede saniyelik Easter egg'ler, korku ikonlarının sürpriz görünümleri ve eski Scary Movie filmlerine yapılan göndermeler de bulunuyor. Özellikle Ghostface, Michael Myers, Jason Voorhees ve diğer korku karakterlerinin yer aldığı sahneler serinin eski hayranlarını mutlu edecek türden.



6 Haziran 2026 Cumartesi

Amerika Dizisi : Off Campus

 Herkese merhabalar efenim,

Amazon Prime Video'nun 2026 yılında izleyiciyle buluşturduğu Off Campus, romantik drama türünün son dönemdeki en dikkat çekici yapımlarından biri olmayı başardı. Yazar Elle Kennedy'nin çok satan kitap serisinden uyarlanan dizi, üniversite yaşamının karmaşık ilişkilerini, dostluk bağlarını ve genç yetişkinlerin hayata tutunma çabalarını etkileyici bir şekilde ekrana taşıyor.

Dizi, Briar Üniversitesi'nde okuyan müzik öğrencisi Hannah Wells ile okulun yıldız hokey oyuncusu Garrett Graham'ın yollarının kesişmesini konu alıyor. Hannah, uzun süredir hoşlandığı kişinin dikkatini çekmek isterken Garrett ise derslerinde başarılı olabilmek için yardıma ihtiyaç duymaktadır. İkilinin çıkar ilişkisi olarak başlayan sahte birlikteliği zamanla gerçek duygulara dönüşür.

Ancak Off Campus yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmıyor. Karakterlerin geçmiş travmaları, aile sorunları, arkadaşlık ilişkileri ve gelecek kaygıları da hikâyenin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu sayede dizi, romantizmin yanı sıra duygusal derinliğiyle de dikkat çekiyor.

Off Campus'in kısa sürede geniş bir hayran kitlesine ulaşmasının en önemli sebeplerinden biri karakterlerin gerçekçi ve samimi hissettirmesi. Dizi, klişe romantik yapımlardaki aşırı dramatik veya toksik ilişki kalıplarından uzak durarak daha sağlıklı ve duygusal açıdan olgun ilişkiler sunuyor. Özellikle Hannah ve Garrett arasındaki kimya, izleyicilerin hikâyeye bağlanmasını kolaylaştırıyor.

Bunun yanında üniversite atmosferi, spor dünyası ve arkadaş grubunun eğlenceli dinamikleri de dizinin güçlü yönleri arasında yer alıyor.

Off Campus, romantik drama sevenler için sürükleyici bir izleme deneyimi sunuyor. Üniversite yıllarının heyecanını, ilk aşkın karmaşıklığını ve yetişkinliğe geçiş sürecinin zorluklarını başarılı bir şekilde işleyen yapım, hem kitap serisinin hayranlarını hem de yeni izleyicileri kendine çekmeyi başarıyor.

Eğer gençlik dizilerini, romantik hikâyeleri ve karakter odaklı yapımları seviyorsanız, Off Campus kesinlikle şans vermeye değer bir dizi.



1 Haziran 2026 Pazartesi

Kitap - Parafili Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Doktor, Avukat, Polis Memuru, Seri Katil... Kapıyı açmak için hangisine daha çok güvenirdiniz? Maeve Kerrigan üç kadını kendi evlerinde boğarak öldüren bir seri katilin izini sürüyor...İçeriye zorla girildiğine dair hiçbir iz yok, bütün işaretler onu kurbanların kendilerinin içeriye aldığını gösteriyor. Üçüncü cinayette katilin bıraktığı delil, Maeve'in eline onu şaşkına çeviren bir şüpheli verir: Maeve'in ortağı Komiser Josh Derwent. Maeve onun bu işle bir ilgisi olduğuna inanmayı önce reddeder, acaba onu ne kadar iyi tanımaktadır? Çünkü bu Derwent'ın cinayetle suçlandığı ilk olay değildir... Belki de katil çok yakınınızda ve siz onu tanıyorsunuz..



Gerilim Filmi : Backrooms

 Herkese merhabalar efenim,

Korku sineması son yıllarda yeni canavarlar veya klasik hayalet hikâyeleri yerine internet kültüründen beslenen yapımlara yönelmeye başladı. Bu trendin en dikkat çekici örneklerinden biri olan Backrooms, yıllardır sosyal medyada ve forumlarda dolaşan şehir efsanesini beyaz perdeye taşıyor.

Backrooms fikri ilk olarak internette paylaşılan tek bir fotoğrafla ortaya çıktı. Sarı duvarlarla çevrili, sonsuza kadar uzanıyormuş hissi veren boş ofis koridorları insanların hayal gücünü harekete geçirdi. Efsaneye göre gerçeklikte bir "hata" meydana geldiğinde kişi yanlışlıkla bu gizemli mekâna düşebilir ve çıkış yolu bulmak neredeyse imkânsızdır.

Film de bu ürkütücü konsepti merkezine alıyor. Karakterler, bildikleri dünyadan koparak mantığın ve fizik kurallarının bozulduğu devasa bir labirentin içinde hayatta kalmaya çalışıyor. Ancak onları bekleyen tehlike yalnızca kaybolmak değil; bilinmeyen varlıklar ve sürekli büyüyen paranoya da hikâyenin önemli parçalarını oluşturuyor.

Backrooms'un en güçlü yanı atmosferi. Film, dar koridorlar, tekdüze sarı ışıklar ve boşluk hissiyle izleyicide yoğun bir rahatsızlık duygusu yaratmayı başarıyor. Geleneksel korku filmlerindeki ani sıçratma sahnelerinden çok, huzursuzluk ve yalnızlık hissine odaklanıyor.

Özellikle mekân tasarımları internet fenomeninin ruhunu başarılı şekilde yansıtıyor. Sonsuzmuş gibi görünen odalar ve çıkışsız koridorlar, karakterlerin yaşadığı çaresizliği seyirciye de hissettiriyor.

Backrooms'un en büyük başarısı, internet kökenli bir korku fikrini sinemaya uyarlarken atmosferini kaybetmemesi. Film, düşük tempolu psikolojik gerilimden hoşlanan izleyiciler için oldukça etkileyici bir deneyim sunuyor.

Buna karşılık hikâyenin bazı bölümlerinde tekrar hissi oluşabiliyor. Sürekli benzer koridorlarda dolaşılması bilinçli bir tercih olsa da filmin ritmini zaman zaman yavaşlatıyor. Ayrıca evren hakkında daha fazla bilgi görmek isteyen seyirciler bazı noktaların belirsiz bırakılmasından memnun kalmayabilir.

21 Mayıs 2026 Perşembe

Amerika Dizisi : The Boroughs

 Herkese merhabalar efenim,

The Boroughs, The Duffer Brothers imzasını taşıyan yeni nesil bilim kurgu–gerilim dizileri arasında şimdiden dikkat çekmeyi başardı. Özellikle Stranger Things sonrası nasıl bir proje yapacakları merak edilen Duffer kardeşler, bu kez hikâyeyi gençlerden değil, yaşlı karakterlerden kuruyor. Sonuç ise hem duygusal hem gizemli hem de ürkütücü bir Netflix dizisi olmuş durumda.

Dizi, New Mexico çölünün ortasında bulunan sakin ve lüks bir emeklilik kasabasında geçiyor. Dışarıdan huzurlu görünen bu yerin altında ise korkutucu bir sır yatıyor. Hikâyenin merkezinde, eşini kaybettikten sonra bu siteye taşınan Sam Cooper isimli bir adam bulunuyor. Sam, kısa süre içinde kasabada açıklanamayan olaylar yaşandığını fark ediyor: kaybolan insanlar, geceleri ortaya çıkan yaratıklar ve zamanla ilgili garip olaylar…

Sam, diğer yaşlı sakinlerle birlikte bu gizemi çözmeye çalışırken, kasabanın aslında doğaüstü deneylerin ve karanlık bir komplonun merkezi olduğunu keşfediyor. Dizinin en dikkat çekici tarafı ise klasik “genç kahramanlar dünyayı kurtarıyor” formülünü tersine çevirmesi. Bu kez kahramanlar; hayat tecrübesi olan, yalnızlık, hastalık ve yaşlanma korkusuyla mücadele eden insanlar.

Dizinin öne çıkan tarafı sadece korku unsurları değil. Aynı zamanda yaşlılık, unutulma korkusu, geçmişle yüzleşme ve ölüm gibi konuları bilim kurgu üzerinden işlemesi. Bu yüzden sadece gerilim sevenlere değil, karakter hikâyelerini seven izleyicilere de hitap ediyor. Eleştirmenler özellikle atmosferini, oyunculuklarını ve gizem temposunu övmüş durumda.

Özellikle Dark, Midnight Mass ve Stranger Things tarzı yapımları sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken dizilerden biri gibi görünüyor.





19 Mayıs 2026 Salı

Korku Filmi : Obsession

 Herkese merhabalar efenim,

2026’nın en çok konuşulan bağımsız korku filmlerinden biri olan Obsession, klasik “dikkat et, ne diliyorsan gerçekleşebilir” temasını modern bir psikolojik korkuya dönüştürüyor. Yönetmenliğini Curry Barker’ın yaptığı film, romantik bir isteğin nasıl korkunç bir saplantıya dönüşebileceğini rahatsız edici bir atmosferle anlatıyor.

Film, müzik dükkânında çalışan içine kapanık genç Bear’ın hikâyesini anlatıyor. Bear, çocukluk arkadaşı Nikki’ye uzun zamandır aşık olsa da bunu ona söyleyemez. Bir gün gizemli bir dükkânda “One Wish Willow” adlı büyülü bir dilek çubuğu bulur. Bu nesnenin tek bir dileği gerçekleştirdiği söylenmektedir.

Umutsuz hisseden Bear, dilek çubuğunu kullanarak Nikki’nin onu “dünyadaki herkesten daha fazla sevmesini” diler.

Başta her şey mükemmel görünür. Nikki aniden Bear’a karşı yoğun bir ilgi göstermeye başlar ve ikili yakınlaşır. Ancak kısa süre sonra Nikki’nin sevgisi normal bir aşk olmaktan çıkar; tehlikeli, takıntılı ve şiddet dolu bir hâl alır. Bear ise yaptığı dileğin korkunç sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Film aslında aşk ile saplantı arasındaki farkı sorguluyor. Bear’ın dileği ilk bakışta masum görünse de, bir insanın duygularını kontrol etmeye çalışmanın korkunç sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Bu yönüyle Obsession, doğaüstü korkunun yanında psikolojik ve duygusal bir gerilim de sunuyor.

Düşük bütçeli olmasına rağmen atmosferi, oyunculukları ve rahatsız edici hikâyesiyle dikkat çeken Obsession, son yılların en etkileyici bağımsız korku filmlerinden biri olarak görülüyor. Özellikle psikolojik korku ve “lanetli dilek” temasını seven izleyiciler için oldukça etkileyici bir deneyim sunuyor.



14 Mayıs 2026 Perşembe

Kitap - Samsun Kitap Ağacı Kulübü İle Mayıs Ayı Kitabı Kiraz Çiçeği Kolonyası Mustafa Çiftçi

 Herkese merhabalar efenim,

Türk edebiyatında son yıllarda Anadolu insanını en doğal, en gerçekçi ve en samimi şekilde anlatan yazarlardan biri olan Mustafa Çiftçi, Kiraz Çiçeği Kolonyası adlı kitabında yine okuru taşra hayatının tam ortasına götürüyor. Mizahla hüznü aynı cümlede buluşturabilen yazar, bu eserinde yalnızca karakterlerin hikâyelerini değil; Anadolu’nun suskunluğunu, geçim derdini, kırgınlıklarını ve umutlarını da anlatıyor.

Mustafa Çiftçi denildiğinde akla ilk gelen şeylerden biri doğallık oluyor. Yazarın dili süslü değil; aksine gündelik konuşmalar kadar sade ve gerçek. Ancak tam da bu sadelik, karakterleri unutulmaz hâle getiriyor. Kiraz Çiçeği Kolonyası da bu yönüyle okuyucunun kendinden parçalar bulabileceği bir kitap.

Kitaptaki karakterler büyük şehirlerin karmaşık insanları değil; kasabalarda yaşayan, hayatla mücadele eden sıradan insanlar. Fakat yazar onların “sıradan” görünen yaşamlarının içinde derin duygular saklıyor. Bir bakkalın yalnızlığı, bir babanın çaresizliği ya da gençlerin gelecek kaygısı hikâyelerde oldukça etkileyici biçimde işleniyor.

Kitabı özel yapan en önemli unsurlardan biri, trajik olayların bile sıcak bir tebessümle anlatılması. Okur bazen gülerken bir anda boğazında düğümlenen bir hüzün hissediyor. Çünkü anlatılan olaylar kurgu gibi değil; gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz kadar tanıdık.

Özellikle taşra kültürüne aşina olan okuyucular için eser daha da güçlü bir etki bırakıyor. Kahvehaneler, aile içi ilişkiler, ekonomik sıkıntılar ve mahalle baskısı gibi unsurlar hikâyelere doğal biçimde yerleşiyor. Bu da kitabın samimiyetini artırıyor.

Kiraz Çiçeği Kolonyası, kısa ama etkili hikâyelerle okuru Anadolu’nun kalbine götüren güçlü bir eser. Samimi dili, gerçekçi karakterleri ve duygu yüklü anlatımıyla modern Türk öykücülüğünün dikkat çeken kitaplarından biri olmayı başarıyor.

Eğer günlük hayatın içinden gelen, insanı hem düşündüren hem de duygulandıran hikâyeler okumayı seviyorsanız, bu kitap kesinlikle listenizde olmalı. Özellikle Anadolu insanının yaşamına dair gerçekçi ve sıcak bir anlatı arayanlar için oldukça etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.



8 Mayıs 2026 Cuma

Türk Dizisi : Kimler Geldi Kimler Geçti 3.Sezon

 Herkese merhabalar efenim,

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. sezonuyla yine ilişkiler, kariyer karmaşası ve modern yalnızlık temalarını merkezine alarak izleyicinin karşısına çıktı. İlk sezonlarda daha hafif ve akıcı bir romantik-komedi havası taşıyan dizi, üçüncü sezonda duygusal yoğunluğu artırırken karakterlerin iç çatışmalarına daha fazla alan açıyor. Ancak bu değişim, diziyi hem daha derin hem de yer yer daha yorucu bir noktaya taşıyor.

Dizinin en güçlü taraflarından biri hâlâ karakter dinamikleri. Özellikle ana karakterlerin geçmiş ilişkileriyle yüzleşmesi ve “doğru insan, yanlış zaman” temasının işlenişi izleyicinin empati kurmasını sağlıyor. Diyaloglar zaman zaman oldukça doğal hissettiriyor; arkadaş grubu arasındaki sohbetler gerçek hayattaki ilişki konuşmalarını andırıyor. Bu da diziyi genç izleyici kitlesi için samimi kılıyor.

Ancak 3. sezonda senaryo tarafında bazı tekrarlar dikkat çekiyor. Özellikle ayrılık–barışma döngüsünün fazla kullanılması hikâyeyi tahmin edilebilir hâle getiriyor. Bir noktadan sonra karakterlerin aynı hataları tekrar tekrar yapması dramatik etki yaratmak yerine seyirciyi yormaya başlıyor. Bazı yan karakterlerin ise sadece ana hikâyeyi uzatmak için var olduğu hissediliyor; derinlik kazandırılmadan hikâyeye girip çıkmaları sezonun temposunu düşürüyor.

Görsel anlamda dizi yine oldukça başarılı. Şehir hayatını yansıtan modern mekân seçimleri, renk paleti ve müzik kullanımı dizinin atmosferini güçlendiriyor. Özellikle duygusal sahnelerde kullanılan soundtrack seçimleri sahnelerin etkisini artırıyor. Fakat bazı bölümlerde “estetik görünme” çabası hikâyenin önüne geçmiş gibi duruyor; uzun bakışmalar ve ağır çekim sahneler bazen gereğinden fazla uzuyor.

Oyunculuk performanslarında ise ana kadro sezonu taşıyan en önemli unsur olmuş. Karakterlerin kırılganlıklarını ve kararsızlıklarını başarılı şekilde yansıtmaları dizinin dramatik yükünü ayakta tutuyor. Özellikle duygusal yüzleşme sahneleri bu sezon daha güçlü hissettiriyor.

Genel olarak bakıldığında Kimler Geldi Kimler Geçti 3. sezonuyla romantik dram sevenler için hâlâ izlenebilir bir yapım. Ancak ilk sezonlardaki enerjik ve sürükleyici yapının yerini daha melankolik ve tekrar eden bir anlatı almış durumda. Dizi karakter odaklı hikâyeleri sevenler için etkileyici olabilir; fakat hızlı ilerleyen olay örgüsü bekleyen izleyiciler için zaman zaman durağan kalabilir.

6 Mayıs 2026 Çarşamba

Korku Filmi : Mudborn

 Herkese merhabalar efenim,

Son dönemin dikkat çeken Asya korku filmlerinden biri olan Mudborn, Tayvan halk inanışlarını modern korku unsurlarıyla birleştirerek izleyiciye oldukça rahatsız edici bir deneyim sunuyor.

Film, sanal gerçeklik (VR) üzerine çalışan bir oyun tasarımcısı olan Hsu-Chuan’ın hayatına odaklanır. Yeni geliştirdiği korku temalı proje için araştırma yaparken terk edilmiş bir yerden eski ve kırık bir kil bebek bulur ve onu eve getirir.

Ancak bu masum görünen nesne, kısa sürede evin atmosferini değiştirmeye başlar. Özellikle Hsu-Chuan’ın hamile eşi Muhua’nın bebekle kurduğu takıntılı bağ, olayların giderek korkutucu bir hâl almasına neden olur.

Zamanla evde açıklanamayan olaylar artar, Muhua’nın psikolojisi bozulur ve bebeğin içinde karanlık bir varlığın bulunduğu gerçeği ortaya çıkar.

Mudborn, klasik korku kalıplarından uzaklaşıp daha karanlık, yoğun ve sembolik bir anlatım sunuyor. Özellikle sonlara doğru artan gerilim ve verdiği rahatsızlık hissiyle akılda kalıcı bir deneyim yaratıyor.


5 Mayıs 2026 Salı

Kitap - Dördüncü Kanat Rebecca Yarros

 Herkese merhabalar efenim,

New York Times çoksatan yazarı Rebecca Yarros’un kaleminden ejderha binicilerine özel savaş akademisinin seçkin ve acımasız dünyasına hoş geldiniz!

Kitaplar ve tarih arasında sakin bir hayat süren yirmi yaşındaki Violet Sorrengail’in Kâtipler Bölüğü’ne girmesi beklenmektedir. Ancak general –aynı zamanda pençe kadar sert olarak bilinen annesi– onun Navarre’ın seçkinlerinden biri, yani bir ejderha binicisi ejderha binicisi olması için yüzlerce adayın arasına katılmasını emreder.

Fakat herkesten ufak ve narin olduğunuzda ölmek an meselesidir... çünkü ejderhalar “kırılgan” insanlarla bağ kurmazlar. Onları küle çevirirler.
Bağ kurmak isteyen ejderhaların sayısı adayların sayısından az olduğu için çoğu aday başarı şansını artırmak adına Violet’ı öldürmeye hazır şansını hazırdır. Kalanlarsa onu sırf annesinin kızı olduğu için öldürmek ister.Biniciler Bölüğü’nün en güçlü ve de en acımasız kanat lideri Xaden Riorson gibi ,
Violet, bir sonraki gün doğumunu görmek için bile zekâsının her zerresini kullanmak zorundadır.
öte yandan her geçen gün dışarıdaki savaş daha ölümcül bir hâl almakta, krallığın koruma bölgeleri tek tek yıkılmakta ve ölü sayısı artmaktadır. Daha da kötüsü, Violet önderlerinin korkunç bir sır sakladıklarından şüphelenmektedir.

Arkadaşlar, düşmanlar, sevgililer… Basgiath Savaş Akademisi’ndeki arkadaşlar, herkesin sakladığı bir şeyler vardır çünkü bu akademiye bir kez girdiniz mi kesin sadece iki şekilde çıkabilirsiniz: mezun olarak ya da ölerek.

Gerilim Filmi : Wind Chill

 Herkese merhabalar efenim,

Korku ve gerilim türünü sevenler için az bilinen ama atmosferiyle etkileyen filmlerden biri olan Wind Chill, izleyiciyi yavaş yavaş içine çeken bir yol hikâyesi sunuyor.

Film, üniversite öğrencisi bir genç kadının (Emily Blunt), Noel tatili için evine dönmek isterken okul panosuna bırakılan bir ilan aracılığıyla bir yol arkadaşı bulmasıyla başlar. Bu yol arkadaşı (Ashton Holmes) başta biraz garip görünse de teklif cazip gelir ve birlikte yola çıkarlar.

Issız bir orman yolunda kestirme bir rota denemeleriyle her şey değişir. Arabaları aniden durur ve telefon çekmez. Üstelik hava giderek daha da soğumaktadır. Ancak asıl korkutucu olan, bu yolun sıradan bir yer olmamasıdır…

Gençler, zamanla bu yolun geçmişte yaşanmış karanlık olaylarla dolu olduğunu ve yalnız olmadıklarını fark ederler. Donma tehlikesiyle mücadele ederken, bir yandan da görünmeyen varlıkların tehdidiyle yüzleşmek zorunda kalırlar.

Wind Chill, yüksek bütçeli korku filmlerinden farklı olarak daha sade ama etkili bir anlatım sunuyor. Özellikle kış temalı, izleyiciyi içine çeken ve “rahatsız edici” bir his bırakan filmleri seviyorsanız, bu yapım tam size göre olabilir.



3 Mayıs 2026 Pazar

Gerilim Filmi : Abigail

 Herkese merhabalar efenim,

Korku ve gerilim türünün son yıllarda yükselen işlerinden biri olan Abigail (Türkiye’de bilinen adıyla Tutsak Abigail), klasik “kaçırılma” hikâyesini ters yüz eden, izleyiciyi sürekli şaşırtmayı başaran bir yapım olarak öne çıkıyor. Yönetmen koltuğunda Matt Bettinelli-Olpin ve Tyler Gillett ikilisi yer alırken, filmde Melissa Barrera, Dan Stevens ve genç oyuncu Alisha Weir dikkat çekici performanslar sergiliyor.

Film, zengin bir ailenin küçük kızı olan Abigail’in kaçırılmasıyla başlar. Profesyonel bir suç ekibi, bu küçük kızı fidye karşılığında alıkoymak üzere izole bir malikaneye götürür. Plan oldukça basittir: Bir gece boyunca kızı tutacaklar ve sabah milyonlarca dolarlık fidyeyi alıp ortadan kaybolacaklardır.

Ancak işler çok kısa sürede kontrolden çıkar.

Kaçırdıkları çocuğun sıradan biri olmadığını fark eden ekip, avcı konumundan hızla ava dönüşür. Malikanede geçen gece, sadece bir suç planının değil, aynı zamanda hayatta kalma mücadelesinin başlangıcı olur. Abigail’in kimliği ve doğası ortaya çıktıkça, ekip üyeleri kendi korkularıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Film, tempoyu oldukça iyi korusa da bazı sahnelerde klişelere yaklaşmaktan kaçamıyor. Özellikle karakterlerin bazı kararları izleyiciye “neden böyle yaptı?” sorusunu düşündürebiliyor. Ancak bu durum, filmin genel gerilimini ve eğlencesini ciddi şekilde zedelemiyor.

Görsel atmosfer, kapalı mekân kullanımı ve karanlık tonlar oldukça başarılı. Malikane adeta filmin ayrı bir karakteri gibi işliyor.


29 Nisan 2026 Çarşamba

Gerilim Filmi : Apex

 Herkese merhabalar efenim,

Aksiyon ve psikolojik gerilimin iç içe geçtiği Apex, izleyiciyi sadece fiziksel değil, zihinsel bir avın ortasına bırakıyor. Başrolde Charlize Theron’un hayat verdiği güçlü ve ketum karakter, filmin nabzını baştan sona belirliyor.

Film, yüksek güvenlikli bir sistemin parçası olarak suçluların ıssız bir bölgede “av” haline getirildiği distopik bir düzeni merkezine alıyor. Theron’un canlandırdığı karakter ise bu ölümcül oyuna zorla dahil edilen, geçmişi sırlarla dolu bir kadın.

Başlangıçta sadece hayatta kalmaya çalışan biri gibi görünse de, hikâye ilerledikçe dengeler değişiyor. Av olarak başlayan yolculuk, zamanla avcıya dönüşen bir zihnin hikâyesine evriliyor.

Charlize Theron, fiziksel performansla duygusal derinliği aynı anda taşıyabilen nadir oyunculardan biri. Bu filmde de klasik “güçlü kadın” klişesine düşmeden, kırılganlık ve sertliği dengeli bir şekilde yansıtıyor. Minimal diyaloglarla bile karakterin iç dünyasını hissettirebilmesi, filmi bir üst seviyeye taşıyor.

Film boyunca doğa sadece bir arka plan değil; adeta ikinci bir düşman. Issız ormanlar, sisli dağlar ve dar alanlar izleyicide sürekli bir sıkışmışlık hissi yaratıyor. Yönetmenin tercih ettiği sade ama etkili görsellik, gerilimi yapay efektlere boğmadan yükseltiyor.

27 Nisan 2026 Pazartesi

Korku Filmi : Undertone

 Herkese merhabalar efenim,

Son yıllarda korku sineması, klasik perili ev hikâyelerinden çıkıp daha “modern” anlatım araçlarına yönelmeye başladı. Undertone da bu akımın bir parçası olarak podcast dünyasını merkeze alan, ses üzerinden gerilim kuran bir film.

Film, true crime (gerçek suç) podcast’i yapan bir kadının hikâyesini anlatıyor. Yeni sezonu için gizemli ve çözülmemiş bir vakayı araştırmaya karar veriyor. Bu vaka, geçmişte yaşanmış ve hâlâ açıklığa kavuşmamış kaybolma/ölüm olaylarıyla ilgili.

Araştırma derinleştikçe işler değişmeye başlıyor. Başta sadece eski kayıtlar, röportajlar ve arşiv sesleri üzerinden ilerleyen podcast süreci; zamanla tuhaf ses kayıtları, açıklanamayan frekanslar ve kaynağı belirsiz fısıltılarla farklı bir boyuta taşınıyor.

Ana karakter, bu seslerin sadece birer kayıt olmadığını fark etmeye başlıyor. Sanki bir şey — ya da biri — onunla iletişime geçmeye çalışıyordur. Podcast bölümleri ilerledikçe hem dinleyiciler hem de karakter için gerçek ile kurgu arasındaki çizgi bulanıklaşır.

Film, bu noktadan sonra klasik bir “vakayı çözme” hikâyesinden çıkıp, psikolojik ve doğaüstü unsurların iç içe geçtiği bir korku anlatısına dönüşür.

Filmin finali yine tartışmalı nokta. Son bölümlerde ana karakterin kaydettiği son podcast bölümüyle birlikte olaylar zirveye ulaşıyor. Ancak film, büyük bir açıklama yapmak yerine gizemi korumayı seçiyor.

En kritik soru cevapsız kalıyor:

Duyulan sesler gerçekten doğaüstü mü, yoksa karakterin zihinsel bir kırılmasının sonucu mu?

24 Nisan 2026 Cuma

Kitap - Sessiz Kurban Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye severlerin yakından tanıdığı Jane Casey, Sessiz Kurban ile yine sürükleyici ve zekice kurgulanmış bir hikâye sunuyor. Maeve Kerrigan serisinin dikkat çeken kitaplarından biri olan bu roman, okuyucuyu hem duygusal hem de psikolojik olarak etkileyen bir soruşturmanın içine çekiyor.

Hikâye, Londra’da işlenen sarsıcı bir cinayetle başlar. Genç bir kadın öldürülmüştür ve olayın en önemli tanığı ise konuşamayan bir kızdır. Bu “sessiz” tanık, cinayetin çözülmesindeki kilit isimdir.

Dedektif Maeve Kerrigan ve ortağı, olayın peşine düştükçe her şey daha karmaşık hale gelir. Tanığın konuşamaması, soruşturmayı zorlaştırırken aynı zamanda büyük bir belirsizlik yaratır.

Ancak zamanla anlaşılır ki bu vaka sadece basit bir cinayet değildir…

Kurbanın hayatı incelendikçe ortaya çıkan sırlar, ilişkiler ve saklanan gerçekler, olayın çok daha derin ve karanlık olduğunu gösterir.

Maeve Kerrigan için bu dava, sadece katili bulmak değil; aynı zamanda gerçeğe ulaşmanın ne kadar zor olabileceğini kabullenmek anlamına gelir.

Bu kitapta en dikkat çeken şey, gerilimin sadece olaylardan değil, sessizlikten doğması. Tanığın konuşamaması, okuyucuda sürekli bir “eksik parça” hissi yaratıyor.

Jane Casey, karakter derinliği konusunda yine çok başarılı. Maeve Kerrigan’ın hem mesleki hem de kişisel mücadelesi hikâyeyi daha gerçekçi kılıyor.

Kitap boyunca sürekli şüphe duyuyorsunuz. Kim doğru söylüyor, kim saklıyor, kim gerçekten masum?

Bu soruların cevabı, sayfalar ilerledikçe yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Final ise yine etkileyici ve düşündürücü.


20 Nisan 2026 Pazartesi

Komedi Filmi : Yan Yana

 Herkese merhabalar efenim,

Başrollerinde Feyyaz Yiğit ve Haluk Bilginer’in yer aldığı Yan Yana (tam adıyla “Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana”), 2025’in en çok konuşulan yerli filmlerinden biri oldu. Film, ünlü Fransız yapımı Intouchables’ın Türkiye uyarlamasıdır.

Film, hayatı tamamen değişen iki zıt karakterin yollarının kesişmesiyle başlıyor.

Zengin ve entelektüel bir adam olan Refik (Haluk Bilginer), geçirdiği bir kaza sonrası boynundan aşağısı felç kalır ve hayata karşı içine kapanır. Bu noktada hayatına, onun bakıcısı olarak giren Ferruh (Feyyaz Yiğit) bambaşka bir karakterdir: rahat, umursamaz, kurallara pek uymayan ama hayat dolu biri.

İkili başlangıçta tamamen zıt dünyalara ait gibi görünse de, zamanla aralarında beklenmedik bir bağ oluşur. Bu ilişki, sadece bir hasta-bakıcı ilişkisi olmaktan çıkar; dostluk, hayata yeniden tutunma ve değişim hikâyesine dönüşür.

Yan Yana, çok büyük sürprizler sunan bir film değil çünkü temel hikâye zaten bilinen bir yapıdan geliyor. Ama yerelleştirme, diyaloglar ve özellikle Feyyaz Yiğit’in katkısıyla kendine özgü bir tat yakalıyor.

Eğer hem güldüren hem de duygusal olarak dokunan bir film arıyorsan, bu yapım kesinlikle şans verilecek türden.



Kitap - Acımasız Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye ve suç romanları denince akla gelen güçlü isimlerden biri olan Jane Casey, Acımasız kitabında okuyucuyu hem psikolojik hem de dedektiflik yönü güçlü bir hikâyenin içine çekiyor. Bu roman, sadece bir katili bulma sürecini değil, aynı zamanda insan zihninin en karanlık taraflarını da keşfe çıkarıyor.

Hikâye, genç kadınların vahşice öldürülmesiyle başlar. Kurbanlar arasında belirgin bir bağ yok gibi görünse de, cinayetlerin işleniş biçimi hepsinin aynı kişi tarafından işlendiğini düşündürür.

Soruşturmanın merkezinde, zeki ama bir o kadar da karmaşık bir karakter olan dedektif Maeve Kerrigan yer alır. Olayları çözmeye çalışırken sadece kanıtlarla değil, aynı zamanda ekip içindeki baskılar ve önyargılarla da mücadele etmek zorunda kalır.

Katil ise sıradan biri gibi görünmektedir. Toplum içinde fark edilmeden dolaşabilen, hatta güven veren biri…

Ama işlediği suçlar son derece planlı ve acımasızdır.

Maeve Kerrigan, her yeni ipucuyla katile biraz daha yaklaşırken, aslında onun düşündüğünden çok daha yakınında olabileceği ihtimaliyle yüzleşir.

Jane Casey’nin anlatımı oldukça akıcı ve sürükleyici. Özellikle Maeve Kerrigan karakteri, güçlü ama kusurları olan gerçekçi bir dedektif olarak öne çıkıyor.

Kitabın en çarpıcı yanı ise katilin zihnine zaman zaman girilmesi. Bu, okuyucuda ciddi bir gerilim ve rahatsızlık hissi yaratıyor—ama aynı zamanda kitabı daha da etkileyici hale getiriyor.

Olay örgüsü iyi kurgulanmış ve sonlara doğru tempo ciddi şekilde artıyor. Final kısmı ise hem şaşırtıcı hem de tatmin edici.



16 Nisan 2026 Perşembe

Gerilim Filmi : Pretty Lethal

 Herkese merhabalar efenim,

Film, Los Angeles’lı bir grup genç balerinin prestijli bir dans yarışmasına gitmek üzere yola çıkmasıyla başlıyor. Ancak yolculuk sırasında otobüsleri ıssız bir bölgede bozulur. Yardım ararken, dışarıdan sıradan görünen ama aslında son derece tehlikeli bir mekâna sığınırlar.

İçeri girdikleri bu yer, Uma Thurman’ın canlandırdığı eski balerin Devora’nın kontrolündedir. Kısa sürede her şey tersine döner: grubun öğretmeni öldürülür ve balerinler adeta av haline gelir.

Film tam burada farklılaşıyor: Bu kızlar klasik “kurban” karakterler değil. Yıllarca aldıkları disiplinli bale eğitimi sayesinde vücutlarını birer silaha dönüştürerek hayatta kalmaya çalışıyorlar. Pointe ayakkabıları, bıçaklar, koreografiler… hepsi birer savaş tekniğine dönüşüyor.

Pretty Lethal, klasik bir hikâyeyi (kapana kısılma + hayatta kalma) alıp bunu bale estetiğiyle birleştiriyor. Çok mantık aramazsan, oldukça eğlenceli ve farklı bir deneyim sunuyor.


15 Nisan 2026 Çarşamba

Gerilim Filmi : Scream 7

 Herkese merhabalar efenim,

Korku sinemasının en ikonik serilerinden biri olan Scream 7, hem nostaljiye yaslanan hem de yeni nesil izleyiciyi yakalamayı hedefleyen yapısıyla dikkat çekiyor. Yıllardır maskenin ardındaki katilin kim olduğu sorusuyla izleyiciyi diken üstünde tutan seri, yedinci filminde de bu geleneği sürdürürken aynı zamanda hikâyeyi farklı bir yöne taşımayı deniyor.

Scream 7, geçmişte yaşanan Woodsboro katliamlarının gölgesinde yeni bir başlangıç yapmaya çalışan karakterlerin hikâyesini merkezine alıyor. Hayatta kalanlar travmalarını geride bırakmaya çalışırken, Ghostface maskesi yeniden ortaya çıkar ve bu kez hedefler daha kişisel, daha karanlıktır.

Film, sadece bir “katil kim?” hikâyesi olmaktan öteye geçerek karakterlerin psikolojik derinliklerine inmeye çalışıyor. Yeni cinayetler, eski sırları gün yüzüne çıkarırken, geçmişle yüzleşmek kaçınılmaz hale geliyor. Katilin motivasyonu bu kez daha karmaşık: intikam, takıntı ve medya kültürüne yönelik eleştiri iç içe geçiyor.

Scream 7, serinin köklerine sadık kalırken yenilikçi olmaya çalışan bir yapım izlenimi veriyor. Eski ve yeni karakterler arasındaki denge, hikâyeye hem duygusal hem de gerilimli bir yapı kazandırıyor.

Eğer önceki filmlerdeki o “katil kim?” heyecanını seviyorsan, bu film de seni aynı şekilde içine çekebilir. Ancak bu kez olay sadece hayatta kalmak değil; geçmişin gölgesinden kurtulup kurtulamayacağınla ilgili.

13 Nisan 2026 Pazartesi

Gerilim Filmi : Exit 8

 Herkese merhabalar efenim,

Son zamanlarda izlediğim en ilginç ve rahatsız edici yapımlardan biri olan Exit 8, klasik korku ya da gerilim filmlerinden çok daha farklı bir deneyim sunuyor. Film, basit gibi görünen bir fikri alıp bunu giderek artan bir paranoya ve tedirginlik atmosferine dönüştürmeyi başarıyor.

Film, sıradan bir metro istasyonunda geçiyor. İsimsiz ana karakterimiz, yeraltı geçidinde ilerlerken “Exit 8” tabelasına ulaşmaya çalışıyor. Ancak burada bir kural var: Eğer herhangi bir anormallik fark ederse geri dönmeli, hiçbir şey yoksa ilerlemeye devam etmeli. Başta basit gibi görünen bu durum, karakterin aynı koridorda tekrar tekrar dolaşmasıyla giderek karmaşık ve korkutucu bir hale geliyor.

Zamanla izleyici de karakterle birlikte gerçeklik algısını sorgulamaya başlıyor. Duvarlardaki afişler değişiyor, ışıklar farklı yanıyor, bazen de “hiçbir şey değişmemiş gibi” görünüyor — ki bu bile başlı başına bir şüphe sebebi haline geliyor. Peki gerçekten bir anormallik var mı, yoksa karakterin zihni mi onunla oyun oynuyor?

Exit 8’in en güçlü yanı kesinlikle atmosferi. Film boyunca neredeyse hiç aksiyon olmamasına rağmen sürekli bir gerilim hissi var. Minimalist mekân kullanımı, tekrar eden sahneler ve küçük detaylarla yaratılan huzursuzluk, filmi izlerken seni sürekli tetikte tutuyor.

Özellikle “bir şey yanlış ama ne?” hissi çok başarılı verilmiş. Bu yönüyle film, jumpscare’lere dayanan korku anlayışından uzaklaşıp daha çok psikolojik bir baskı kuruyor.

Film herkese hitap etmeyebilir. Özellikle hızlı ilerleyen, olay odaklı filmleri sevenler için fazla durağan ve tekrar eden yapısı sıkıcı gelebilir. Ancak sabırlı izleyiciler için oldukça tatmin edici bir deneyim sunduğunu söyleyebilirim.

Ayrıca filmin açık uçlu yapısı bazı izleyiciler için kafa karıştırıcı olabilir. Net cevaplar vermek yerine daha çok yorum yapmaya açık bir final tercih edilmiş.



12 Nisan 2026 Pazar

Bilim Kurgu Filmi : Bugonia

 Herkese merhabalar efenim,

Son dönemde izlediğim en tuhaf ama bir o kadar da düşündürücü filmlerden biri olan Bugonia, izleyiciyi ilk dakikadan itibaren rahatsız edici bir atmosferin içine çekiyor. Yönetmen koltuğunda Yorgos Lanthimos’un oturduğu bu yapım, onun alışıldık absürt ve karanlık anlatım dilini fazlasıyla hissettiriyor.

Film, sıradan bir hayat süren ancak dünyaya karşı ciddi bir güvensizlik geliştirmiş olan bir adamın hikayesini merkezine alıyor. Bu karakter, bazı insanların aslında insan değil, dünyayı ele geçirmek isteyen farklı varlıklar olduğuna inanmaktadır. Bu paranoya, onu giderek daha radikal kararlar almaya iter.

Bir gün, güçlü bir iş kadınının aslında insan kılığına girmiş bir “başka varlık” olduğuna kanaat getirir. Onu kaçırarak gerçeği ortaya çıkarmaya çalışır. Ancak bu noktadan sonra film, “kim gerçekten deli?” sorusunu izleyiciye yöneltmeye başlar.

Bugonia, alışılmış kalıpların dışında bir sinema deneyimi arayanlar için oldukça çarpıcı bir yapım. Rahatsız edici atmosferi, sorgulatan hikayesi ve sıra dışı anlatımıyla uzun süre akılda kalıyor.

10 Nisan 2026 Cuma

Kitap - İsimler Florence Knapp

 Herkese merhabalar efenim,

Son dönemin dikkat çeken psikolojik romanlarından biri olan İsimler, Florence Knapp imzasıyla okurlarla buluşuyor. Kimlik, geçmiş ve insanın kendini yeniden tanımlama süreci üzerine derin bir anlatı sunan bu kitap, sade dili ama çarpıcı kurgusuyla uzun süre akılda kalıyor.

İsimler, hayatı boyunca farklı isimler kullanmak zorunda kalan bir kadının hikâyesini merkezine alıyor. Ana karakterimiz, geçmişinde yaşadığı travmatik olaylar nedeniyle sürekli kimliğini değiştirmek zorunda kalmış ve her yeni isimle birlikte adeta yeni bir hayata başlamıştır.

Ancak bu durum, onun sadece dış dünyadaki kimliğini değil, iç dünyasını da parçalamıştır. Hangi ismin “gerçek” kendisi olduğunu sorgulayan karakter, geçmişiyle yüzleşmeye karar verdiğinde, yıllardır kaçtığı anılar ve gerçeklerle karşı karşıya kalır.

Roman boyunca karakterin farklı kimlikler altında yaşadığı hayatlar, hem psikolojik bir derinlik hem de sürükleyici bir gizem unsuru ile anlatılır. Okur, her yeni bölümde karakterin geçmişine dair yeni bir parçayı keşfederken, onun kim olduğunu anlamaya bir adım daha yaklaşır.

İsimler, psikolojik derinliği olan, düşündüren ve zaman zaman rahatsız edici gerçeklerle yüzleştiren bir roman. Eğer kimlik, geçmiş ve insan psikolojisi üzerine yoğunlaşan hikâyeleri seviyorsanız, bu kitap sizi fazlasıyla tatmin edecektir.


9 Nisan 2026 Perşembe

Gerilim Filmi : Send Help

 Herkese merhabalar efenim,

Bazen bir filme sadece “iyi” demek yetmez; Send Help benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. İzlerken hem gerildim hem de karakterler arasındaki psikolojik oyunun içine tamamen çekildim.

Film, Linda (Rachel McAdams) ve patronu Bradley’nin bir iş seyahati sırasında bindikleri özel uçağın düşmesiyle başlıyor. Kazadan sağ kurtulan tek iki kişi olarak kendilerini ıssız bir adada buluyorlar. Başta klasik bir hayatta kalma hikayesi gibi görünse de film çok hızlı bir şekilde yön değiştiriyor. Çünkü bu sadece doğaya karşı bir mücadele değil; aynı zamanda iki insan arasında giderek sertleşen bir güç savaşına dönüşüyor.

Adada dengeler tamamen değişiyor. Ofiste değersiz görülen Linda, burada hayatta kalma becerileri sayesinde kontrolü ele alırken; kibirli ve alışık olduğu düzen dışında hiçbir şey yapamayan Bradley giderek daha çaresiz hale geliyor. Bu tersine dönüş, filmi sıradanlıktan çıkaran en güçlü unsurlardan biri.

Benim filmde en çok beğendiğim şey kesinlikle bu karakter dinamiği oldu. İki kişi üzerinden bu kadar yoğun bir gerilim kurabilmek gerçekten etkileyici. Aralarındaki diyaloglar, bakışmalar ve giderek artan psikolojik baskı, izlerken sürekli “şimdi ne olacak?” hissi yaratıyor.

Rachel McAdams’ın performansı ise ayrı bir parantezi hak ediyor. Onu bu kadar karanlık ve kontrolcü bir rolde izlemek gerçekten şaşırtıcıydı. Karakterin geçirdiği dönüşüm çok başarılı yansıtılmış; özellikle güç kazandıkça değişen tavırları izlemek oldukça etkileyiciydi.

Filmin atmosferi de çok güçlü. Issız ada teması çok tanıdık olsa da burada kullanılan anlatım dili farklı. Yer yer karanlık mizah, yer yer rahatsız edici sahnelerle birleşince ortaya alışılmışın dışında bir gerilim çıkıyor. Zaten film, sadece hayatta kalma değil, aynı zamanda “insan eline güç geçince neye dönüşür?” sorusunu da sorgulatıyor.

Kısacası Send Help, klasik bir kazadan sağ kurtulma hikayesinin çok ötesinde. Hem psikolojik gerilim hem de karakter odaklı anlatımıyla beni gerçekten etkileyen bir film oldu. Eğer sen de gerilim ama aynı zamanda karakter derinliği olan filmleri seviyorsan, kesinlikle izlenmesi gereken yapımlardan biri.


8 Nisan 2026 Çarşamba

Fantastik Film : Bride

 Herkese merhabalar efenim,

Uzun zamandır bir filmi bu kadar heyecanla beklediğimi hatırlamıyorum. Özellikle başrollerinde Christian Bale ve Jessie Buckley gibi iki güçlü oyuncunun yer alması beklentimi iyice yükseltmişti. Fragmanlardan ve ilk paylaşılan görsellerden oldukça karanlık, stil sahibi ve derinlikli bir hikâye izleyeceğimi düşünüyordum. Ama ne yazık ki film bende tam anlamıyla bir hayal kırıklığı yarattı.

Öncelikle filmin atmosferi ve görsel dünyası gerçekten dikkat çekici. Gotik tonlar, dönem hissi ve sanat yönetimi konusunda emek verildiği çok belli. Ancak bu güçlü görselliğin altında aynı derecede güçlü bir hikâye bulamayınca, film bir noktadan sonra sadece “iyi görünen ama boş hissettiren” bir yapıya dönüşüyor.

Hikâye tarafında en büyük sorun, karakterlerin yeterince derinleştirilememesi. Özellikle bu kadar iyi oyuncular varken, onların duygusal dünyasına daha fazla girebilmeyi isterdim. Jessie Buckley elinden geleni yapıyor, karakterine ruh katmaya çalışıyor ama senaryonun sınırlılıkları bunu tam anlamıyla desteklemiyor. Aynı şekilde Christian Bale gibi bir oyuncunun potansiyelinin bu kadar az kullanılması da açıkçası şaşırtıcı.

Filmin temposu da ayrı bir problem. Bazı sahneler gereğinden fazla uzatılmış hissi verirken, bazı önemli anlar ise yeterince işlenmeden geçiliyor. Bu dengesizlik izleyiciyi hikâyeden koparıyor. Özellikle orta bölümde ciddi bir durağanlık hissi oluşuyor ve bu da filmin etkisini zayıflatıyor.

Bir diğer eleştirim ise filmin vermek istediği mesajın net olmaması. Belli temalara dokunuluyor ama derinleşmeden yüzeyde bırakılıyor. İzledikten sonra akılda kalan güçlü bir duygu ya da düşünce yerine, “iyi bir şeyler olabilirmiş ama olmamış” hissi kalıyor.

Kısacası, büyük beklentilerle başladığım bu film maalesef beklentimin çok altında kaldı. Oyuncu kadrosu ve görsel dünyasıyla çok daha etkileyici bir iş çıkabilirdi. Ama sonuç olarak, potansiyelini tam kullanamayan bir yapım olarak aklımda yer etti.

Eğer sadece görsel atmosfer ve oyunculuk görmek için izlenecekse bir şans verilebilir, ama güçlü bir hikâye arayanlar için biraz hayal kırıklığı yaratabilir.

Film, 1930’ların Chicago’sunda geçiyor. Yalnız ve dışlanmış bir karakter olan Frankenstein’ın canavarı (Christian Bale), kendine bir eş yaratılması için bir bilim insanından yardım istiyor. Bu süreçte öldürülen genç bir kadın (Jessie Buckley) yeniden hayata döndürülüyor ve “Gelin” ortaya çıkıyor. Ancak bu yeniden doğuş klasik bir aşk hikâyesine dönüşmüyor. İkili zamanla toplumdan kaçan, suçlara karışan ve adeta kaotik bir “suç ortaklığı” yaşayan bir çift haline geliyor. Hikâye bir noktadan sonra Bonnie & Clyde tarzı bir kaçış ve isyan anlatısına evriliyor.


6 Nisan 2026 Pazartesi

Gerilim Filmi : The Drama

 Herkese merhabalar efenim,

Son dönemin en çok konuşulan ve tartışılan filmlerinden biri olan The Drama, klasik romantik komedi kalıplarını tamamen ters yüz eden, rahatsız edici ama bir o kadar da düşündürücü bir yapım.

Başrollerinde Zendaya ve Robert Pattinson yer alıyor.

Film, evlenmelerine sadece birkaç gün kalmış bir çiftin hikâyesini anlatır: Emma (Zendaya) ve Charlie (Robert Pattinson).

Her şey dışarıdan bakıldığında kusursuz görünür. Birbirine aşık, uyumlu ve evlilik hazırlığı yapan bir çift… Ancak bir akşam arkadaşlarıyla oynadıkları masum bir oyun, ilişkilerinin temelini sarsacak bir gerçeğin ortaya çıkmasına neden olur.

Emma’nın geçmişine dair yaptığı şok edici bir itiraf, sadece Charlie’yi değil, izleyiciyi de derinden sarsar. Bu itiraf sonrası:

Güven kavramı sorgulanır

Aşkın sınırları test edilir

“Birini gerçekten tanımak mümkün mü?” sorusu ortaya çıkar

Film, düğün haftası boyunca giderek artan gerilimle birlikte çiftin ilişkisinin çözülüşünü ve yeniden şekillenmesini gözler önüne serer.

3 Nisan 2026 Cuma

İngiliz Dizisi : Something Very Bad Is Going to Happen

 Herkese merhabalar efenim,

Son dönemlerin en dikkat çeken yapımlarından biri olan Something Very Bad Is Going to Happen, izleyiciyi daha ilk bölümden itibaren içine çeken karanlık atmosferi ve psikolojik gerilimiyle öne çıkıyor. Gizem ve suç unsurlarını ustalıkla harmanlayan bu dizi, sadece olay örgüsüyle değil, karakterlerin derinliğiyle de iz bırakan bir yapım.

Dizi, romantik gibi başlayan ama kısa sürede rahatsız edici bir gerilime dönüşen bir hikâyeyi anlatır.

Hikâyenin merkezinde bir çift vardır. Kadın karakter, yeni tanıştığı adamla birlikte onun şehirden uzak, izole bir bölgede bulunan kulübesine gitmeyi kabul eder. Başta her şey oldukça normal ve hatta huzurlu görünür.Sonrasından kadının adamın ailesiyle tanışmasıyla tuhaf olaylar başlar.



31 Mart 2026 Salı

Kitap - Domuzlarla Muhabbet Onur Şener

 Herkese merhabalar efendim,

Okulda bir öğrencimin bana hediye ettiği bir kitapla devam ediyoruz okuma serüvenine.Amcasının kitabıymış.

Domuzlarla Muhabbet, bireyin çocukluktan itibaren maruz kaldığı kurallar, beklentiler ve toplumsal uyum baskısı karşısında yaşadığı içsel yabancılaşmayı merkeze alan bir anlatı. Zekânın bir ayrıcalık değil, çoğu zaman yalnızlaştıran bir yük olarak ele alındığı metin; empati, kibir, ikiyüzlülük, psikoloji kavramlarını gündelik hayatın içinden sahnelerle sorgular. Okurunu rahatlatmayı değil, düşünmeye zorlamayı amaçlayan bu kitap; dünyayla aynı duyguda buluşamayanların sessiz hikâyesini anlatıyor.

Film - Spiderman Serisi

 Herkese merhabalar efenim, Çizgi roman dünyasının en sevilen süper kahramanlarından biri olan Spider-Man (Örümcek Adam), onlarca yıldır hem...