21 Mayıs 2026 Perşembe

Amerika Dizisi : The Boroughs

 Herkese merhabalar efenim,

The Boroughs, The Duffer Brothers imzasını taşıyan yeni nesil bilim kurgu–gerilim dizileri arasında şimdiden dikkat çekmeyi başardı. Özellikle Stranger Things sonrası nasıl bir proje yapacakları merak edilen Duffer kardeşler, bu kez hikâyeyi gençlerden değil, yaşlı karakterlerden kuruyor. Sonuç ise hem duygusal hem gizemli hem de ürkütücü bir Netflix dizisi olmuş durumda.

Dizi, New Mexico çölünün ortasında bulunan sakin ve lüks bir emeklilik kasabasında geçiyor. Dışarıdan huzurlu görünen bu yerin altında ise korkutucu bir sır yatıyor. Hikâyenin merkezinde, eşini kaybettikten sonra bu siteye taşınan Sam Cooper isimli bir adam bulunuyor. Sam, kısa süre içinde kasabada açıklanamayan olaylar yaşandığını fark ediyor: kaybolan insanlar, geceleri ortaya çıkan yaratıklar ve zamanla ilgili garip olaylar…

Sam, diğer yaşlı sakinlerle birlikte bu gizemi çözmeye çalışırken, kasabanın aslında doğaüstü deneylerin ve karanlık bir komplonun merkezi olduğunu keşfediyor. Dizinin en dikkat çekici tarafı ise klasik “genç kahramanlar dünyayı kurtarıyor” formülünü tersine çevirmesi. Bu kez kahramanlar; hayat tecrübesi olan, yalnızlık, hastalık ve yaşlanma korkusuyla mücadele eden insanlar.

Dizinin öne çıkan tarafı sadece korku unsurları değil. Aynı zamanda yaşlılık, unutulma korkusu, geçmişle yüzleşme ve ölüm gibi konuları bilim kurgu üzerinden işlemesi. Bu yüzden sadece gerilim sevenlere değil, karakter hikâyelerini seven izleyicilere de hitap ediyor. Eleştirmenler özellikle atmosferini, oyunculuklarını ve gizem temposunu övmüş durumda.

Özellikle Dark, Midnight Mass ve Stranger Things tarzı yapımları sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken dizilerden biri gibi görünüyor.





19 Mayıs 2026 Salı

Korku Filmi : Obsession

 Herkese merhabalar efenim,

2026’nın en çok konuşulan bağımsız korku filmlerinden biri olan Obsession, klasik “dikkat et, ne diliyorsan gerçekleşebilir” temasını modern bir psikolojik korkuya dönüştürüyor. Yönetmenliğini Curry Barker’ın yaptığı film, romantik bir isteğin nasıl korkunç bir saplantıya dönüşebileceğini rahatsız edici bir atmosferle anlatıyor.

Film, müzik dükkânında çalışan içine kapanık genç Bear’ın hikâyesini anlatıyor. Bear, çocukluk arkadaşı Nikki’ye uzun zamandır aşık olsa da bunu ona söyleyemez. Bir gün gizemli bir dükkânda “One Wish Willow” adlı büyülü bir dilek çubuğu bulur. Bu nesnenin tek bir dileği gerçekleştirdiği söylenmektedir.

Umutsuz hisseden Bear, dilek çubuğunu kullanarak Nikki’nin onu “dünyadaki herkesten daha fazla sevmesini” diler.

Başta her şey mükemmel görünür. Nikki aniden Bear’a karşı yoğun bir ilgi göstermeye başlar ve ikili yakınlaşır. Ancak kısa süre sonra Nikki’nin sevgisi normal bir aşk olmaktan çıkar; tehlikeli, takıntılı ve şiddet dolu bir hâl alır. Bear ise yaptığı dileğin korkunç sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Film aslında aşk ile saplantı arasındaki farkı sorguluyor. Bear’ın dileği ilk bakışta masum görünse de, bir insanın duygularını kontrol etmeye çalışmanın korkunç sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Bu yönüyle Obsession, doğaüstü korkunun yanında psikolojik ve duygusal bir gerilim de sunuyor.

Düşük bütçeli olmasına rağmen atmosferi, oyunculukları ve rahatsız edici hikâyesiyle dikkat çeken Obsession, son yılların en etkileyici bağımsız korku filmlerinden biri olarak görülüyor. Özellikle psikolojik korku ve “lanetli dilek” temasını seven izleyiciler için oldukça etkileyici bir deneyim sunuyor.



14 Mayıs 2026 Perşembe

Kitap - Samsun Kitap Ağacı Kulübü İle Mayıs Ayı Kitabı Kiraz Çiçeği Kolonyası Mustafa Çiftçi

 Herkese merhabalar efenim,

Türk edebiyatında son yıllarda Anadolu insanını en doğal, en gerçekçi ve en samimi şekilde anlatan yazarlardan biri olan Mustafa Çiftçi, Kiraz Çiçeği Kolonyası adlı kitabında yine okuru taşra hayatının tam ortasına götürüyor. Mizahla hüznü aynı cümlede buluşturabilen yazar, bu eserinde yalnızca karakterlerin hikâyelerini değil; Anadolu’nun suskunluğunu, geçim derdini, kırgınlıklarını ve umutlarını da anlatıyor.

Mustafa Çiftçi denildiğinde akla ilk gelen şeylerden biri doğallık oluyor. Yazarın dili süslü değil; aksine gündelik konuşmalar kadar sade ve gerçek. Ancak tam da bu sadelik, karakterleri unutulmaz hâle getiriyor. Kiraz Çiçeği Kolonyası da bu yönüyle okuyucunun kendinden parçalar bulabileceği bir kitap.

Kitaptaki karakterler büyük şehirlerin karmaşık insanları değil; kasabalarda yaşayan, hayatla mücadele eden sıradan insanlar. Fakat yazar onların “sıradan” görünen yaşamlarının içinde derin duygular saklıyor. Bir bakkalın yalnızlığı, bir babanın çaresizliği ya da gençlerin gelecek kaygısı hikâyelerde oldukça etkileyici biçimde işleniyor.

Kitabı özel yapan en önemli unsurlardan biri, trajik olayların bile sıcak bir tebessümle anlatılması. Okur bazen gülerken bir anda boğazında düğümlenen bir hüzün hissediyor. Çünkü anlatılan olaylar kurgu gibi değil; gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz kadar tanıdık.

Özellikle taşra kültürüne aşina olan okuyucular için eser daha da güçlü bir etki bırakıyor. Kahvehaneler, aile içi ilişkiler, ekonomik sıkıntılar ve mahalle baskısı gibi unsurlar hikâyelere doğal biçimde yerleşiyor. Bu da kitabın samimiyetini artırıyor.

Kiraz Çiçeği Kolonyası, kısa ama etkili hikâyelerle okuru Anadolu’nun kalbine götüren güçlü bir eser. Samimi dili, gerçekçi karakterleri ve duygu yüklü anlatımıyla modern Türk öykücülüğünün dikkat çeken kitaplarından biri olmayı başarıyor.

Eğer günlük hayatın içinden gelen, insanı hem düşündüren hem de duygulandıran hikâyeler okumayı seviyorsanız, bu kitap kesinlikle listenizde olmalı. Özellikle Anadolu insanının yaşamına dair gerçekçi ve sıcak bir anlatı arayanlar için oldukça etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.



8 Mayıs 2026 Cuma

Türk Dizisi : Kimler Geldi Kimler Geçti 3.Sezon

 Herkese merhabalar efenim,

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. sezonuyla yine ilişkiler, kariyer karmaşası ve modern yalnızlık temalarını merkezine alarak izleyicinin karşısına çıktı. İlk sezonlarda daha hafif ve akıcı bir romantik-komedi havası taşıyan dizi, üçüncü sezonda duygusal yoğunluğu artırırken karakterlerin iç çatışmalarına daha fazla alan açıyor. Ancak bu değişim, diziyi hem daha derin hem de yer yer daha yorucu bir noktaya taşıyor.

Dizinin en güçlü taraflarından biri hâlâ karakter dinamikleri. Özellikle ana karakterlerin geçmiş ilişkileriyle yüzleşmesi ve “doğru insan, yanlış zaman” temasının işlenişi izleyicinin empati kurmasını sağlıyor. Diyaloglar zaman zaman oldukça doğal hissettiriyor; arkadaş grubu arasındaki sohbetler gerçek hayattaki ilişki konuşmalarını andırıyor. Bu da diziyi genç izleyici kitlesi için samimi kılıyor.

Ancak 3. sezonda senaryo tarafında bazı tekrarlar dikkat çekiyor. Özellikle ayrılık–barışma döngüsünün fazla kullanılması hikâyeyi tahmin edilebilir hâle getiriyor. Bir noktadan sonra karakterlerin aynı hataları tekrar tekrar yapması dramatik etki yaratmak yerine seyirciyi yormaya başlıyor. Bazı yan karakterlerin ise sadece ana hikâyeyi uzatmak için var olduğu hissediliyor; derinlik kazandırılmadan hikâyeye girip çıkmaları sezonun temposunu düşürüyor.

Görsel anlamda dizi yine oldukça başarılı. Şehir hayatını yansıtan modern mekân seçimleri, renk paleti ve müzik kullanımı dizinin atmosferini güçlendiriyor. Özellikle duygusal sahnelerde kullanılan soundtrack seçimleri sahnelerin etkisini artırıyor. Fakat bazı bölümlerde “estetik görünme” çabası hikâyenin önüne geçmiş gibi duruyor; uzun bakışmalar ve ağır çekim sahneler bazen gereğinden fazla uzuyor.

Oyunculuk performanslarında ise ana kadro sezonu taşıyan en önemli unsur olmuş. Karakterlerin kırılganlıklarını ve kararsızlıklarını başarılı şekilde yansıtmaları dizinin dramatik yükünü ayakta tutuyor. Özellikle duygusal yüzleşme sahneleri bu sezon daha güçlü hissettiriyor.

Genel olarak bakıldığında Kimler Geldi Kimler Geçti 3. sezonuyla romantik dram sevenler için hâlâ izlenebilir bir yapım. Ancak ilk sezonlardaki enerjik ve sürükleyici yapının yerini daha melankolik ve tekrar eden bir anlatı almış durumda. Dizi karakter odaklı hikâyeleri sevenler için etkileyici olabilir; fakat hızlı ilerleyen olay örgüsü bekleyen izleyiciler için zaman zaman durağan kalabilir.

6 Mayıs 2026 Çarşamba

Korku Filmi : Mudborn

 Herkese merhabalar efenim,

Son dönemin dikkat çeken Asya korku filmlerinden biri olan Mudborn, Tayvan halk inanışlarını modern korku unsurlarıyla birleştirerek izleyiciye oldukça rahatsız edici bir deneyim sunuyor.

Film, sanal gerçeklik (VR) üzerine çalışan bir oyun tasarımcısı olan Hsu-Chuan’ın hayatına odaklanır. Yeni geliştirdiği korku temalı proje için araştırma yaparken terk edilmiş bir yerden eski ve kırık bir kil bebek bulur ve onu eve getirir.

Ancak bu masum görünen nesne, kısa sürede evin atmosferini değiştirmeye başlar. Özellikle Hsu-Chuan’ın hamile eşi Muhua’nın bebekle kurduğu takıntılı bağ, olayların giderek korkutucu bir hâl almasına neden olur.

Zamanla evde açıklanamayan olaylar artar, Muhua’nın psikolojisi bozulur ve bebeğin içinde karanlık bir varlığın bulunduğu gerçeği ortaya çıkar.

Mudborn, klasik korku kalıplarından uzaklaşıp daha karanlık, yoğun ve sembolik bir anlatım sunuyor. Özellikle sonlara doğru artan gerilim ve verdiği rahatsızlık hissiyle akılda kalıcı bir deneyim yaratıyor.


5 Mayıs 2026 Salı

Kitap - Dördüncü Kanat Rebecca Yarros

 Herkese merhabalar efenim,

New York Times çoksatan yazarı Rebecca Yarros’un kaleminden ejderha binicilerine özel savaş akademisinin seçkin ve acımasız dünyasına hoş geldiniz!

Kitaplar ve tarih arasında sakin bir hayat süren yirmi yaşındaki Violet Sorrengail’in Kâtipler Bölüğü’ne girmesi beklenmektedir. Ancak general –aynı zamanda pençe kadar sert olarak bilinen annesi– onun Navarre’ın seçkinlerinden biri, yani bir ejderha binicisi ejderha binicisi olması için yüzlerce adayın arasına katılmasını emreder.

Fakat herkesten ufak ve narin olduğunuzda ölmek an meselesidir... çünkü ejderhalar “kırılgan” insanlarla bağ kurmazlar. Onları küle çevirirler.
Bağ kurmak isteyen ejderhaların sayısı adayların sayısından az olduğu için çoğu aday başarı şansını artırmak adına Violet’ı öldürmeye hazır şansını hazırdır. Kalanlarsa onu sırf annesinin kızı olduğu için öldürmek ister.Biniciler Bölüğü’nün en güçlü ve de en acımasız kanat lideri Xaden Riorson gibi ,
Violet, bir sonraki gün doğumunu görmek için bile zekâsının her zerresini kullanmak zorundadır.
öte yandan her geçen gün dışarıdaki savaş daha ölümcül bir hâl almakta, krallığın koruma bölgeleri tek tek yıkılmakta ve ölü sayısı artmaktadır. Daha da kötüsü, Violet önderlerinin korkunç bir sır sakladıklarından şüphelenmektedir.

Arkadaşlar, düşmanlar, sevgililer… Basgiath Savaş Akademisi’ndeki arkadaşlar, herkesin sakladığı bir şeyler vardır çünkü bu akademiye bir kez girdiniz mi kesin sadece iki şekilde çıkabilirsiniz: mezun olarak ya da ölerek.

Gerilim Filmi : Wind Chill

 Herkese merhabalar efenim,

Korku ve gerilim türünü sevenler için az bilinen ama atmosferiyle etkileyen filmlerden biri olan Wind Chill, izleyiciyi yavaş yavaş içine çeken bir yol hikâyesi sunuyor.

Film, üniversite öğrencisi bir genç kadının (Emily Blunt), Noel tatili için evine dönmek isterken okul panosuna bırakılan bir ilan aracılığıyla bir yol arkadaşı bulmasıyla başlar. Bu yol arkadaşı (Ashton Holmes) başta biraz garip görünse de teklif cazip gelir ve birlikte yola çıkarlar.

Issız bir orman yolunda kestirme bir rota denemeleriyle her şey değişir. Arabaları aniden durur ve telefon çekmez. Üstelik hava giderek daha da soğumaktadır. Ancak asıl korkutucu olan, bu yolun sıradan bir yer olmamasıdır…

Gençler, zamanla bu yolun geçmişte yaşanmış karanlık olaylarla dolu olduğunu ve yalnız olmadıklarını fark ederler. Donma tehlikesiyle mücadele ederken, bir yandan da görünmeyen varlıkların tehdidiyle yüzleşmek zorunda kalırlar.

Wind Chill, yüksek bütçeli korku filmlerinden farklı olarak daha sade ama etkili bir anlatım sunuyor. Özellikle kış temalı, izleyiciyi içine çeken ve “rahatsız edici” bir his bırakan filmleri seviyorsanız, bu yapım tam size göre olabilir.



Amerika Dizisi : The Boroughs

 Herkese merhabalar efenim, The Boroughs, The Duffer Brothers imzasını taşıyan yeni nesil bilim kurgu–gerilim dizileri arasında şimdiden dik...