Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kitap - Başarıya Götüren Aile Doğan Cüceloğlu

Herkese merhabalar efenim ...

Bana resmen rahatlık battı diyeceğim ama iş yerinde o kadar yoğunum ki eve gelince 1-2 saat bilgisayarla oyalanıp yığılıp kalıyorum resmen.Ben de neremden çıktığını bilmiyorum ama 4 Marttaki YDS ye ve 5 Mayıstaki ALES sınavlarına hazırlanıp PDR alanında yüksek lisans yapmaya karar verdim.Hadi Ales KPSS benzeri olduğu için beyin olarak daha yatkınım ama YDS ye hazırlanmak cidden inanılmaz zor ki çevremde kursa falan gidip buna rağmen YDS den çokta iyi alamayanlar var.Ben ise internetteki video konu anlatımlarından o hani eve gelince harcayacağım 2 saat var ya heh işte o kadarıyla hazırlanacağım.Sonuç ne olacak bilemiyorum ama bu zamana kadar girdiğim hiç bir sınavda istediğim sonucu alamadım ki KPSS daha yeni geldi geçti içimde acısı daha tazeyken bu hırs birden nerden geldi bilmiyorum ama kararımı verdim işte.YDS ye hazırlanıyorum daha 2 gündür ama bana inanılmaz zor gelmeye başladı daha şimdiden.Hem de İngilizcemin gayet iyi olduğunu düşünüyorken :/ Neys…

Dram Filmi : On Chesil Beach

Herkese merhabalar efenim ...

Dün The Mist ten sonra gazımı almışken bir film daha izleyeyim dedim ama beni şöyle çok yormayacak Dram ya da Romantik izlemek istedim şansıma Dram geldi.Bence Saoirse Ronan İngiliz filmlerinin yeni prensesi diyebiliriz.Daha önce Lady Bird,Hanna,Brooklyn,The Host filmlerini izleyip çok beğenmiştim kızı ve oyunculuğunu.Filmi sırf o var diye izledim yalan söylememek gerekirse.Çok ağır ilerleyen bir film ama tam bir gerçek hayat filmi.Cinselliği genç yaşta ilk defa evlenerek tadıcak olan bir erkeğin ve kadının gerçek korkuları,düşünceleri ve tepkileri...

Temmuz 1962’de, tarih mezunu Edward Mayhew (Billy Howle) ve bir yaylı çalgılar dörtlüsünün kemancısı olan Florence Ponting (Saoirse Ronan) evlenir ve balayılarını İngiltere, Dorset kıyısındaki Chesil Plajı’nda küçük bir otelde geçirirler. İkisinin de apayrı kökenleri olmasına rağmen birbirlerini çok sevmekte ve iyi anlaşmaktadırlar. Ancak ilk cinsel ilişkilerine girerken ciddi sıkıntılar yaşarlar; Edward aşı…

Gerilim Filmi : The Mist

Herkese merhabalar efenim ...

Sizce de Stephen King harika bir yazar değil mi ? Bir de işin içine Yeşil Yol ve Esaretin Bedeli gibi efsane filmlerin yönetmeni  Frank Darabont girince tüyler ürpertici bir baş yapıtı yıllar sonra bir kez daha izledim.Ben ilk çıktığı zaman yani 2007 yılında izlemiştim bu filmi o zamanlar daha çocuk olduğum için çok fazla anlayamamış hatta yaratık filmi olduğunu düşünüp hem iğrenmiş hem de korkmuştum.Bazı sahnelerini izledikçe hatırlar oldum.İnsan psikolojisini yansıtan ve şu meşhur "toplanmalı filmlerin" atalarında olan Türkçe adıyla Öldüren Sis filmi The Mist kesinlikle izlenmeyi hak ediyor bu yüzden sizlere sunmak ve arşivime de eklemek istedim :) Sonu süprizli biten filmlere de ayrı bir hayranlığım var final sahnesinde ağzımı açık bırakan,ağlatan ve tüylerimi ürperten bir film oldu :)

Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arası…

Aksiyon Filmi : Peppermint

Herkese merhabalar efenim ...

Ayyy böyle baş rolünde kadın olan hep aynı konulu intikam filmlerine doyamadım gitti.Acayip seviyorum acayip her defasında da kadının haline üzülüp ağlıyorum ve her defasında da normalde hiç sevmediğim dövüş sahnelerini ayıla bayıla izliyorum.Sanırım baş rol kadın olunca kendimi özdeşleştirip daha bi zevk alıyorum filmden.Bu tür rollere Alias serisinden mi yoksa Electra da ki rolünün etkisinden midir nedir bilmiyorum ama Jennifer Garner'ı acayip yakıştırıyorum.Cumaya ve izin günüme yakışır bir film oldu tavsiyemdir :)

Genç bir anne olan Riley (Jennifer Garner), kocası ve kızının vahşice öldürülmesiyle sonuçlanan bir saldırıda yaralanmış ve komaya girmiştir. Kendisine geldikten sonra adaletin sağlanması için çabalayan Riley, sistemin ailesinin katillerini koruduğunu fark eder. Sistemdeki bu yozlaşma Riley'nin örnek bir vatandaştan bir şehir gerillasına dönüşmesine neden olur. Bunca zaman çektiği acıdan güç alan ve hayal kırıklığını kişisel motivasy…

Kitap : İkigai Hector Garcia&Frances Miralles

Herkese merhabalar efenim ...

Normalde en nefret ettiği şey her bokolog insanların psikoloji bilmeden "kişisel gelişim" romanı yazması ve bunların okuyucu kitlesi bulmasıdır.Normalde "kişisel gelişim" adına hiç bir kitabı okumam gerçekten psikoloji bilen ünlü kişilerin dışında elbette ama bu kitabı ilk çıktığı günden beri acayip merak ettim ve benim için açıkçası biraz hayal kırıklığı oldu.Japonlar benim için her zaman merak uyandırıcı oldu çünkü yaşam tarzları ve hayat felsefeleri benimkine acayip yakın.O yüzden bu kitabı okuyup bildiklerimin üstüne bir şeyler katmak istedim ama açıkçası benim için pekte doyurucu olmadı sadece bildiğim şeyleri bir kez daha doğrulamış oldum.Eğer Japonların yaşam biçimleri hakkında pek bir şey bilmiyorsanız ve öğrenmek istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim ama benim gibi zaten uzun zamandan beri bunları araştırıp biliyorsanız bu kitap sizi pekte tatmin etmeyecektir.

Bilim Kurgu Filmi : Blade Runner Serisi

Herkese merhabalar efenim ...

Romanı Philip K. Dick tarafından 1968’de yazılmış ve ilk filmi Ridley Scott tarafından 1982’de çekilmiş olan Blade Runner serisi var bugün film postumuzda.İzlemesi de anlaması da biraz zahmetli film 2 filmde ve bence ilk film 30 yıl sonra çekilen devam filminden bin kat daha iyi.Bence benim şu aralar en sevdiğim ve unutamadığım efsane oyunlar içinde yer alan Ditroit Become Human'nın esin kaynağı olan bir film.Yapay zeka robotların artık insanlardan ayırmanın neredeyse imkansız olduğu distopik bir dünyada geçen olaylar.Bir dedektif var (aynı oyundaki gibi) ve bir takım robot-insan cinayetlerini araştırıyor olaylar sonradan çok farklı yerlere gidiyor elbette ama ana mesaj hiç değişmiyor : Yapay zekaya bilinç verilmeli mi ? İnsan olmak ne demek ?  Oyunda film de çok güzel bir şekilde bu 2 soruyu sorguluyor ve olaylar varoluşsal bir boyut kazanıyor.Filmi beğenmeyen de anlayamadan da çok fazla.Biraz birikime ihtiyacımız var o yüzden eğer film hakkında soru…

Romantik Komedi Filmi : Sierra Burgess Is a Loser

Herkese merhabalar efenim...

Yağmurlu bir cumartesi.Şöyle kahve-battaniye alıp Netflix'in Gençlik Romantik-Komedilerinden izlemeye ne dersiniz? Şahsen bugün işte acayip yoruldum o yüzden biraz kendimi eğlendirmeye ihtiyacım var.Konusu biraz fazlasıyla sıradan gelebilir ama kadro genç ve eğlenceli bence bir şans vermeye değer :)

Lisede geçen romantik komedi türündeki, Cyrano de Bergerac imzası taşıyan hikayenin modern bir uyarlaması...Lise gençliğinin standartlarına göre pek de güzel sayılamayacak, fakat zeki bir genç kız olan Sierra, kaderin cilvesi ile sürpriz bir aşk yaşamaya başlar. Hoşlandığı çocuğun kalbini kazanmak için ise, okulun en popüler kızı ile işbirliği yapmak mecburiyetinde kalır.

Aksiyon Filmi : The Spy Who Dumped Me

Herkese merhabalar efenim ...

İzin günü demek film günü demek durum böyle olunca şöyle cipsimi alıp bi aksiyon filmi patlatayım dedim.Mila Kunis sevdiğim oyunculardandır biraz da baş rolde onu görünce filme tav oldum diyebilirim.Hızlı,izlemesi keyifli bir aksiyon filmi hem komedi hem aksiyon aynı anda tavsiyemdir :)

Audrey ve Morgan, 30'lu yaşlarında olan iki en yakın arkadaştır. Los Angeles'ta sürdürdükleri hayat, Audrey'in eski sevgilisinin bir anda evlerine gelmesiyle karışır. Peşinde ölümcül suikastçılar olan bu adam ile ikili kendilerini de bu maceranın içinde bulurlar. Avrupa boyunca peşlerindeki suikastçılardan kaçan ekip, bu süreçte dünyayı kurtaracak bir plan yapmak zorundadır. Uluslararası bir komploya karışan ikilinin her şeyi çözmek için zamanı bir hayli kısıtlıdır.

Fantastik Film : Being John Malkovich

Herkese merhabalar efenim ...

Böyle bir senaryo yazmak kimin neden,nerden aklına gelebilir ki ? İzin günlerimde beynimi yakmak rutinim gibi bir şey oldu artık.Bu zamana kadar izlediğim kafası en iyi filmlerden biriydi.Bu tarz tam anlamıyla "beyin açan" filmleri seviyorsanız bence bu filmi listenizin en başına koyun.Benim beynim yandı sizin de yansın :D

Craig yolun sonundadır. Yetenekli bir sokak kuklacısı olmasına rağmen, para kazanamamaktadır. Bir evcil hayvan dükkanında çalışıp işini özel hayatına taşıyan karısı Lotte ile Craig arasındaki ilişki de pek iç açıcı değildir.Acil ihtiyaçtan dolayı bir firmada dosyalama memuru olarak işe başlayan Craig, burada Maxine adlı bir kadına gönül koyar. Maxine'in pek te ciddiye almadığı Craig odasında çalışırken dolabın arkasına düşen bir dosyayı almak için dolabı çektiğinde küçük bir gizli kapıyla karşılaşır. Merakla kapıdan içeri giren Craig, John Malkovich olur.

Korku Filmi : The Nun

Herkese merhabalar efenim ...

Çıktığından beri çok merak ettiğim bir filmdi nihayet izleme fırsatını buldum ama bence fragmanına ve benim yüksek beklentilerime göre tam bir hayal kırıklığı oldu film.Aslında Korku Seansı filmini de aynı beklentiyle izlemiştim çünkü arkadaşlarım çok korkunç olduğundan falan bahsetmişlerdir ama ben gram korkmadım hatta yer yer sıkıldığım zamanlarda oldu.Eğer Korku Seansı filmini izlediyseniz bu filmi izlemeniz mantıklı olacaktır çünkü o filmin ilk olaylarını anlatan ana bir yapım olmuş. Bonnie Aarons bence IT filminde ki gibi tam bir korku tiplemesi harikası kadın.Kadının gerçek hali bile bence çok korkunç :D

Romanya'daki bir manastırda yaşayan genç bir rahibenin intihar etmesi, sorunlu geçmişinin etkisinden kurtulamayan bir rahip ile nihai yeminini etmenin eşiğindeki bir çırak Vatikan tarafından bölgeye gönderilir. İkilinin amacı olayı araştırmaktır. Ancak birlikte, manastırın korkunç sırrını keşfederler. Hayatlarının yanı sıra inançlarını ve ruhlar…

YouTube - Vlog 25 : İzmir/Tire

Romantik Komedi Filmi : On Your Wedding Day

Herkese merhabalar efenim ...

Dün güya geziye gittim yorgunum diye film falan izlemem en fazla Kore dizisi izlerim bir kaç bölüm sonra yatar uyurum yarın iş var diye düşündüm ama Kore dizilerini izlediğim sitede bu filmi görünce bi bakayım dedim çünkü hem en sevdiğim tür olan Romantik-Komedi filmi hem de baş rollerin ikisi de tanıdık ve çokta severim.Filmin başları yine Kore dizileri gibi çok iyiydi ama sonu neydi öle ya bu Koreli senaristler fikir buluyorlar hatta diziye ya da filme heyecanlı da başlıyorlar ama son yazmayı bence hiç beceremiyorlar hiç birinin sonunda adam gibi tatmin olamıyoruz yahu :/


Film, ilk aşkından bir düğün davetiyesi alan bir adamın melodramatik hikâyesini anlatmaktadır. Seung-Hee (Park Bo-Young) ve Woo-Yeon (Kim Young-Kwang) ilk kez lise öğrencisiyken tanışmıştır. Woo-Yeon, Seung-Hee’yi sevmesine rağmen bir türlü cesaret edip ona açılmaz. İkisi de üniversiteden mezun olur ve kariyer hayatına başlar.

Bilim-Kurgu Filmi : Transcendence

Herkese merhabalar efenim ...

Bugün izin günümdü ve izin günümde nihayet hep hayal ettiğim gibi bir turla geziye gittim.İlk olarak günübirlik daha yakın görmediğim yerlerden başladım.(Tire Vlogu yakında blogta olucak.) O yüzden bugün gezmekten gelmekteyim ve tatlı bir yorgunluk var üzerimde.

Bugün film izleyesim yok ama size dün izlediğim beyin yakan filmlerden biri olan Türkçe adıyla "Evrim " filminden bahsedicem bugün sizlere.Baş rolde Johnnyciğim olmasıda izlemem için beni şevke getirdi elbette ama filmi iyice anlayabilmek için bence izledikten sonra bi sözlükte aratıp diğer insanların yorumlarını okumakta fayda var anca öyle "Haa evet bunu anlatıyordu" diyebiliyorsunuz.Film anlaşılmıyor değil anlaşılıyor ama yine de tam bir şeyler oturmuyor bu da biraz açıklama gerektiriyor çünkü filmin asıl konusu maalesef çok ayrıntı sahnelerde oralara dikkat edip diğer sahnelerle bağlantı kurmak ve yorumlama yapmak gerekiyor.İşten yorgun argın gelince neden üstüne böyle bir …

Gerilim Filmi : The Descent

Herkese merhabalar efenim ...

Ben bu filmi neden izledim hiç bilmiyorum.Aslında oldukça iyi bir filmdi ama hayatımda izlediğim kanlı sahneler açısından en mide bulandırıcı filmdi diyebilirim ki Testere serisini falan izlemiş bir insanım ben.Hem yaratıklı,hem filmin genel olarak mağara içinde geçtiği için karanlık bir ortamda geçmesi hem de o aşırı kanlı mide bulandırıcı sahnelerle iyi notlar ve yorumlar almış bir film.Ayrıca ben de doğayı,yürümeyi falan severim de arkadaş mağara gezisi neden yani insanın neden hobisi mağara gezmek olabilir ki ne gereği var yani bu tip insanlar cidden var normal hayatta da ya da mesela dağ tırmanmak arkadaş ne oluyor o dağa tırmanınca hadi ormanda iki doğa yürüyüşü ya da kamp yaparsın için açılır anlarım da şu mağara,dağ tırmanma işini aklım almıyor herkes de bir Lara Croft havası neyse :)

İngiliz Sinema yazarları Birliği tarafından 'Yılın En iyi Korku Filmi' olarak değerlendirilen filmde, mağara inişi için bir araya gelen altı kız arkadaşın ba…

Fantastik Film : Back To The Future

Herkese merhabalar efenim ...

Efsane filmleri izlemeye kaldığım yerden devam ediyorum.Çok duyduğum serilerden biri ama ben seri olarak izlemedim belki daha sonra 2.filmini canım isterse izlerim şimdilik ilk film ile karşınızdayım.Efektleri ve abartılı oyunculukları 1985 yılının sinemasına göre değerlendirirsek oldukça başarılı bir Fantastik film ama bu zamanda izleyince maalesef pek etkileyici gelmiyor.Hatta abartılı oyunculuklar benim çoğu zaman sinir etti."Zaman makinesi" benim en sevdiğim konudur fantastik filmler içinde.Sanırım özel bir güç isteseydim bu zamanda geri ya da ileri gidebilmek olurdu.

IMDB: 8.5

Tür: Aile, Macera, Bilim-Kurgu,

Yapım: 1985

Yönetmen: Robert Zemeckis

Dönemin özellikle tasarımıyla öne çıkan otomobillerinden olan bir DeLoran'ın içine gizlenmiş icat, Marty'i yanlışlıkla 50'lere geri götürür. Sorumsuz delikanlı bu gösterişsiz Amerikan kasabasında bir kazaya yol açar ve müstakbel anne ve babasının tanışmasına engel olur. Böylece kendisi d…

Amerika Mini Dizi : Maniac

Herkese merhabalar efenim ...

"Bilinçaltı temizliği" kıvamında travmaları yeni anılarla değiştirerek insanları psikolojik hastalıklarından kurtarabileceği vaadiyle bir deneye gönüllü olarak insanları alan baş rolünde Emma Stone ve Jonah Hill'in olduğu,hangi evrende ve zamanda geçtiğini tam olarak anlayamadığım bir garip mini dizi Maniac bugün ki dizi postunda konuğumuz oldu.Travma yaşamak kolay bir şey değil bunun biz fark etmesek bile yıllarca hatta hayatımız boyunca üzerimizde izlerini taşırız ve bu izler çoğu zaman olaylara verdiğimiz tepkilere yansır.Hayat Ying ve Yang'tan oluşur buna felsefeciler Diyalektik demişler.Yani iyi ve kötü şeyler hayatımızda olmalı.İyi şeyler olduğu kadar kötü şeylerde yaşamalıyız hayatta.Hayata,insanlara ve olaylara karşı "yılmazlık" yeteneği kazanmak için yaşamalıyız bunları maalesef ki.

Emma Stone u çok seviyorum ama Jonah Hill'i hiç tanımıyorum ve dizi boyunca adamı hiçte sevemedim ne oyunculuğunu ne tipini ne de oyna…

Psikolojik Gerilim Filmi : Sofra Sırları

Herkese merhabalar efenim...

Aslında ilk çıktığı zamandan beri izlemek istediğim bir filmdi.Hem baş rolde Demet Evgar olduğu için hem de filmin Psikolojik Gerilim türünde olduğunu duyduğum için.Türk sineması açısından eğer orijinal bir senaryo ise gerçekten büyük bir yükseliş örneği olmuş bu film.

Sinemanın en değerli yönetmenlerinden birisi olan Ümit Ünal, Sofra Sırları ile kendi tarzında keskin bir dönüş yapıyor. Ara, 9, Nar ve Gölgesizler gibi kendisine has anlatılarla şekillendirmiş olduğu filmografisine Sofra Sırları  modunda bir film daha katan yönetmen, gerçekten de sınırsız bir şekilde anlattığı hikayesini hem gergin, hem de etkili tonlarla şekillendirmesini iyi başarıyor.  Kafasında yaşadığı dünya ile gerçek hayat arasında gidip gelen bir kadını oynayan Evgar, gerçekten de her sahnesinde filmin genel niteliğini de gözler önüne sermeyi başaracak cinsten bir performans koyuyor ortaya.

Korku Filmi : Halloween

Herkese merhabalar efenim ...

Dünyaca kutlanan son zamanlarda ülkemizde de belli bir kesim tarafından kostümlü partilerle kutlanan Türkçe adıyla "Cadılar Bayramı" dündü.Ben de dün temaya uygun olması açısından uzun zamandır izlemek istediğim bir John Carpenter klasiği olan Halloween filmini izledim.Normalde seri bir film ilk filmini izledim ama serinin devamını izler miyim bilemiyorum , belki bir gün ...

Maskeli bir seri katil ve onun cinayetleri tadında 1978 yapımı ilham verici bir film."İlham verici" diyorum çünkü bu maskeli seri katillerin  - mesela Scream serisi - atası olacak bir film.Benzeri bir çok film yapıldı ve inanılmaz bir kitlesi oldu.

Korku sinemasının ustalarından John Carpenter'ı üne kavuşturan filmi "Cadılar Bayramı", ilk cinayetini altı yaşında işleyen bir çocuğun on beş yıl sonra hapisten kaçarak geçmişini tekrarlamasını anlatıyor. Azizler günü arifesinde işlediği cinayeti hayatının merkezi haline getiren ve sıradan insanları öldüre…