Herkese merhabalar efenim,
Modern Japon edebiyatının dikkat çeken eserlerinden biri olan Tokyo Empati Kulesi, Rie Kudan'ın cesur anlatımı ve düşündürücü temalarıyla öne çıkıyor. 2024 yılında Akutagawa Ödülü'nü kazanan roman, yapay zekânın günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldiği yakın bir gelecekte, empati kavramını ve insan olmanın anlamını sorguluyor. Distopik atmosferiyle dikkat çeken eser, yalnızca bilim kurgu severlere değil, felsefi romanlardan hoşlanan okurlara da hitap ediyor.
Roman, yakın geleceğin Tokyo'sunda geçiyor. Suçluları cezalandırmaktan çok onları topluma yeniden kazandırmayı amaçlayan sıra dışı bir proje hayata geçirilmek üzeredir. Bu projenin merkezinde ise Tokyo Empati Kulesi adı verilen, hem cezaevi hem de rehabilitasyon merkezi olarak tasarlanan yenilikçi bir yapı bulunur.
Başarılı bir mimar olan Makina Sara, bu dikkat çekici yapının tasarımından sorumludur. Sara, yalnızca estetik açıdan etkileyici bir bina inşa etmeye çalışmaz; aynı zamanda insanların birbirini daha iyi anlayabileceği, şiddetin ve suçun empati yoluyla azaltılabileceği yeni bir yaşam modeli tasarlamayı hedefler.
Ancak proje ilerledikçe, teknolojinin ve özellikle yapay zekânın insan kararlarını giderek daha fazla yönlendirmesi, empati kavramının gerçekten öğretilebilir olup olmadığı sorusunu gündeme getirir. Sara, hem kendi mesleki idealleriyle hem de insan doğasına dair inançlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.