17 Şubat 2026 Salı

Kitap - Samsun Kitap Ağacı Kulübü İle Şubat Ayı Kitabı Mumlar Sonuna Kadar Yanar Sandor Marai

 Herkese merhabalar efenim,

“Bu soruyu ancak sen cevaplayabilirsin ve şimdi, bütün bunlar geçip gittiğine göre, aslında cevapladın: Hayatınla.

İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.”

İkinci Dünya Savaşı ortalığı kasıp kavururken artık yaşlanmış ve münzevi bir hayat sürmekte olan General Henrik tam kırk bir yıl önce bir anda ortadan kaybolan gençlik arkadaşını beklemektedir. Çocukluğunda ve gençliğinde sıkı bağlar kurduğu bu dostun ölmeden önce yanıtlaması gereken sorular vardır. İlk kez 1942’de yayımlanan ama asıl yazarın ölümünden sonra keşfedilerek birçok dile çevrilen Mumlar Sonuna Kadar Yanar Márai’nin kuşkusuz en çok ses getiren romanı.

Türk Dizisi : Masumiyet Müzesi

 Herkese merhabalar efenim,

Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan Masumiyet Müzesi, Netflix’te yayınlanmasıyla birlikte hem edebiyat okurlarını hem de yeni izleyicileri ikiye bölen bir yapım haline geldi. Romanın ağır, içe dönük ve detaycı atmosferini ekrana taşımak zaten başlı başına cesur bir karardı. Dizi ise bu zorluğun altından yer yer başarıyla kalkarken, yer yer de metnin ruhuyla mesafeli bir ilişki kuruyor.

Dizinin en güçlü tarafı kuşkusuz dönem atmosferi. 1970’lerin ve 80’lerin İstanbul’u; kostümler, mekan tasarımları ve müzik seçimleriyle oldukça etkileyici bir şekilde yansıtılmış. Nişantaşı’nın burjuva hayatı ile daha mütevazı mahalle kültürü arasındaki sınıfsal fark, görsel dil üzerinden net biçimde hissediliyor.

Kamera kullanımı ve renk paleti, nostaljik ama romantize edilmemiş bir İstanbul sunuyor. Bu anlamda yapım, romanın melankolik dokusunu yakalamayı başarıyor.

Hikâyenin merkezinde Kemal’in Füsun’a duyduğu, zamanla takıntıya dönüşen aşkı var. Dizi, Kemal karakterini biraz daha “empati kurulabilir” hale getirmiş gibi görünüyor. Oysa romanda Kemal’in rahatsız edici yönleri daha çıplak bir şekilde sunuluyordu. Bu tercih, izleyici kitlesini genişletmek adına yapılmış olabilir.

Füsun karakteri ise dizide daha güçlü bir portre çiziyor. Romanın bazı yerlerinde edilgen görünen Füsun, ekranda daha bilinçli ve kendi arzuları olan bir karaktere dönüştürülmüş. Bu değişiklik özellikle günümüz izleyicisi açısından daha dengeli bir ilişki dinamiği yaratıyor.

Roman, detaylara ve nesnelere yüklenen anlam üzerinden ilerleyen bir anlatıydı. Sigara izmaritleri, tokalar, küçük objeler… Hepsi bir hafıza mekânının parçalarıydı. Dizi ise doğal olarak görselliğe yaslanıyor ve bu “nesne hafızası” temasını daha sembolik bir düzeye indiriyor.

Bu noktada kitapla bağı güçlü olan izleyiciler için eksiklik hissi oluşabilir. Ancak romanı okumamış bir izleyici için hikâye daha akıcı ve dramatik bir yapı sunuyor.

11 Şubat 2026 Çarşamba

İngiliz Dizisi : Agatha Christie's Seven Dials

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye edebiyatının kraliçesi Agatha Christie’nin sevilen romanlarından “The Seven Dials Mystery” (Yedi Saatler Gizemi), klasik İngiliz malikânesi atmosferini gençlik enerjisi ve politik entrikayla birleştiren sürükleyici bir hikâye sunuyor. Eğer hem zekice kurgulanmış bir cinayet gizemi hem de yer yer mizahi bir anlatım arıyorsanız, Seven Dials tam size göre.

Hikâye, genç ve varlıklı bir grubun hafta sonu için bir kır malikânesinde bir araya gelmesiyle başlıyor. Eğlenceli görünen bir şaka, beklenmedik bir ölümle sonuçlanınca işler ciddileşiyor. Olayın merkezinde ise gizemli bir topluluk var: Seven Dials (Yedi Saatler).

Baş karakterimiz Bundle Brent, klasik Christie kahramanlarından biraz farklı. Zeki, cesur ve meraklı bir genç kadın olarak olayların üzerine korkusuzca gidiyor. Hikâye ilerledikçe sırlar, gizli örgütler ve siyasi bağlantılar ortaya çıkıyor. Okuyucu ya da izleyici, her bölümde yeni bir ipucuyla karşılaşıyor.

10 Şubat 2026 Salı

Kitap - Bi Dünya Kitap Kulübü İle Şubat Ayı Kitabı Yağmur Çiseliyor Osman Balcıgil

 Herkese merhabalar efenim,

Sokaklarda oluk oluk kan akıyor. Memleket orta yerinden ikiye ayrılmış gibi. Üniversiteler, fabrikalar fokur fokur kaynıyor. Parlamento çökmüş durumda. İnsanların göğsüne adeta fil oturmuş, herkeste ağır bir sıkıntı...

Belli ki kötü şeyler olacak. Generallerin üniformaları ütülenmiş, askerlerin postalları parlatılmış. Türkiye uçurumun kenarında...

Bütün bunlar olurken yaşanan nefes nefese bir casusluk ve aşk hikâyesi.

Bazı planlar bozulacak, kartlar yeniden dağılacak.

CIA’in en iyi yetişmiş ajanı Peck’in Türkiye kırsalında işi ne?

Metin ve Ceren, Türk kontrgerillasının tezgâhladığı içsavaşın ortasında ne arıyor?

Dışişleri Güvenlik ve İstihbarat Dairesi ajanı Nezihe Hanım devrimcilerin kurduğu barikatlara can havliyle neden atlıyor?

Türkiye’de gerçekleşecek darbe için ABD başkanı neden bu kadar çok çaba gösteriyor?

Sünnileri Alevilerin üzerine saldırtmaya, Beyaz Saray’ın hangi odasında karar veriliyor?

Hangi dünyaca ünlü CIA ajanları Türkiye’yi köşeye sıkıştırmanın peşinde?

O tarihten itibaren, Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Elinizden düşürmeyecek, soluk soluğa okuyacaksınız. Öğrenecekleriniz, tarihi yeniden değerlendirmenize yol açacak.

6 Şubat 2026 Cuma

Kitap - Bi Dünya Kitap Kulübü İle Şubat Ayı Kitabımız Mahalleden Arkadaşlar Selçuk Aydemir

 Herkese merhabalar efenim,

Türk sinemasına ve televizyonuna damga vuran “Çalgı Çengi”, “Düğün Dernek” ve “Kardeş Payı” gibi yapımların yaratıcısı Selçuk Aydemir, bu kez kamera arkasından çıkıp kalemini konuşturuyor. “Mahalleden Arkadaşlar”, onun çocukluk ve gençlik yıllarını mizahi bir dille anlattığı samimi bir anı kitabı.

Kitap, 80’lerin ve 90’ların mahalle kültürünü yaşayan herkesin kendinden bir parça bulabileceği hikâyelerle dolu. Selçuk Aydemir, kendi çocukluğunu anlatırken aslında bir dönemin toplumsal atmosferini de gözler önüne seriyor: sokakta top oynayan çocuklar, apartman önlerinde edilen muhabbetler, kaset doldurma sevdası, kısıtlı imkânlarla kurulan büyük hayaller…

Yönetmenlikteki en büyük gücü olan mizah, kitabın her satırına işlemiş. Anlattığı anılar sıradan olsa bile onları öyle bir gözlem yeteneğiyle ve esprili bir üslupla aktarıyor ki, okurken hem kahkahalar atıyorsunuz hem de geçmişe özlem duyuyorsunuz.

“Mahalleden Arkadaşlar”, sadece güldüren bir anı kitabı değil. Aynı zamanda büyüme sancılarını, aile ilişkilerini, dostluğu, ilk hevesleri de içtenlikle yansıtıyor. Yazar, kendini saklamadan, hatalarıyla ve komiklikleriyle ortaya koyuyor. Bu da kitabı daha samimi ve yakın kılıyor.

“Mahalleden Arkadaşlar”, gündelik hayatın içinden küçük ama unutulmaz kesitleri eğlenceli bir üslupla anlatıyor. Hem kahkaha attıran hem de “bizim de başımıza gelmişti” dedirten bu kitap, mahalle kültürünü yaşamış kuşaklar için bir nostalji, genç okurlar içinse farklı bir dönemin penceresi.

3 Şubat 2026 Salı

Kitap - Geçmişe Ait Olan Bahar Çelik Ankara

 Herkese merhabalar efenim,

Erkek arkadaşımın arkadaşının eşi İngilizce öğretmeni aynı zamanda bir yazarmış bunu tanıştıktan daha sonra erkek arkadaşımdan öğrendim bana kitabını verdi okumam için.Amazon kadınlarını anlatan fantastik bir roman okuması kolay ve akıcı bir kitap ben 2 günde okuyup bitirdim.Bilmeyen varsa diye demek istedim ben Samsun da yaşıyorum Amazonların ilk topları burası olarak geçiyor Amisos diye hatta tarihi anıtların ve heykellerin olduğu turistik yer bile var burada ordan etkilenip yazmış belli ki.

“Uç Penelophy! Rüzgâra karşı, özgürce ve korkusuzca uç! Tıpkı Adam’ın da dediği gibi, döndüğünüzde eskisi gibi olamayabilirsiniz. Evet, eskisi gibi değildim. Daha güçlü ve daha karalı, korkusuz ve yenilmezdim.”

Babası ile birlikte çiftlikte büyüyen May’in bu hayattan tek beklentisi her lise öğrencisi gibi iyi bir üniversite kazanmaktı. Bunun dışında hayat onun için atı Penelophy ile gün batımını yakalamak, müzik dinlemek ve dostları ile buluşmaktı. Ta ki, yakınındaki insanlar tuhaflaşana kadar…

Sevdiği insanları kurtarmak adına çıkacağı bu yolculukta meselenin kendisi ile alakalı olduğunu nereden bilebilirdi? Peki ya bu 2500 yıllık bir mesele ise? Ya doğru bildiği her şey koca bir yalansa? Aynadaki yansıması aslında sandığı kişi değilse?



Kitap - Bitkilerin Özel Hayatı Lee Seung U

 Herkese merhabalar efenim,

Kore edebiyatının en çarpıcı kalemlerinden biri olan Lee Seung-U, Bitkilerin Özel Hayatı ile okuru hem huzursuzluk veren hem de merak uyandıran bir içsel yolculuğun içine çekiyor.

Bu roman, adından beklenenin aksine yumuşak bir “botanik hikâye” değil; tam tersine insan ilişkilerinin gölgelerde kalan taraflarını, sessizliğin içindeki kırılganlığı ve benliğin karanlık odalarını keşfe çıkan güçlü bir psikolojik kurgu.

Yazar, bitkilerin sessizliğini; insanların bastırdığı arzular, geçmişten taşıdığı yükler ve yüzleşmekten kaçtığı gerçeklerle ustaca harmanlıyor.

Romanın merkezinde, kendi içine kapanık ve dünyayı anlamlandırmakta zorlanan bir adam olan Yi Hyun bulunuyor.

Çocukluğundan itibaren bitkilere karşı özel bir ilgi besleyen Yi Hyun, bu merakı bir tür kaçış alanına dönüştürmüş durumda.

Bitkilerin sessiz, yargılamayan, sadece var olan hâllerinde kendine bir güvenlik alanı yaratıyor.

Ancak hayatına giren insanlar—özellikle de karmaşık ilişkiler kurduğu kadın karakterler—onun dengelerini altüst ediyor.

Yi Hyun’un duygusal iniş çıkışları, bastırdığı arzular ve geçmişindeki kırılma anları, bitkilere yüklediği anlamlarla iç içe geçiyor.

Bitkilerin büyüme ritmi, çürümesi, yeniden filizlenmesi…

Tüm bu doğal döngü, Yi Hyun’un iç dünyasındaki çatışmalarla paralel ilerliyor.

Roman ilerledikçe okur, onun “özel hayatının” aslında bitkilerin sessizliğine ne kadar benzediğini fark ediyor.



Kitap - Tuhaf Resimler Uketsu

 Herkese merhabalar efenim, Doğum yapmasına günler kalmış bir kadının titrek eskizleri. Ölmek üzere olan bir adamın karaladığı dağ silsilesi...