23 Şubat 2026 Pazartesi

Dram Filmi : Uğultulu Tepeler

 Herkese merhabalar efenim,

Emily Brontë’nin ölümsüz romanından uyarlanan Uğultulu Tepeler, aşkı romantik bir masal gibi değil; karanlık, yıkıcı ve takıntılı bir duygu olarak anlatır. Film, İngiliz edebiyatının kült eserlerinden biri olan Wuthering Heights’ten uyarlanmıştır ve gotik atmosferiyle izleyiciyi sert bir duygu dünyasına davet eder.

Hikâye, ıssız Yorkshire bozkırlarında yaşayan Earnshaw ailesinin, sokakta buldukları yetim bir çocuğu evlat edinmesiyle başlar. Bu çocuk Heathcliff’tir. Earnshaw ailesinin kızı Catherine ile Heathcliff arasında çocukluktan itibaren güçlü ama karmaşık bir bağ oluşur.

Ancak sınıf farkı, gurur ve toplumsal beklentiler bu ilişkiyi zehirler. Catherine’in zengin biriyle evlenme kararı, Heathcliff’in içindeki kırgınlığı ve öfkeyi derinleştirir. Yıllar sonra geri dönen Heathcliff artık aynı kişi değildir; intikam, hikâyenin merkezine yerleşir. Film, aşkın nasıl yıkıcı bir güce dönüşebileceğini çarpıcı bir şekilde gösterir.

Uğultulu Tepeler, klasik bir aşk filmi değildir. Daha çok, insanın içindeki karanlık tarafı ve bastırılmış duyguların sonuçlarını anlatır. Gotik havası, güçlü doğa tasvirleri ve yoğun duygusal gerilimiyle iz bırakan bir yapım.


Dram Filmi : Hamnet

 Herkese merhabalar efenim,

Edebiyat ve tarih tutkunlarının merakla beklediği Hamnet, yalnızca bir dönem filmi değil; yas, aşk ve üretimin iç içe geçtiği derinlikli bir anlatı sunuyor. Film, Hamnet romanından uyarlanmış ve merkezine tarihin en büyük oyun yazarlarından biri olan William Shakespeare’in ailesini alıyor. Ancak bu filmde odak Shakespeare değil; daha çok görünmeyen ama derinden hissedilen bir hikâye: Hamnet’in hikâyesi.

Film, 16. yüzyıl İngiltere’sinde Shakespeare’in eşi Anne Hathaway (filmde Agnes olarak da anılır) ve ikiz çocukları Hamnet ile Judith’in yaşamına odaklanıyor. Ailenin sıradan ama sevgi dolu hayatı, küçük Hamnet’in ani ve trajik ölümüyle sarsılır.

Bu kayıp yalnızca bir çocuğun ölümü değildir; bir annenin parçalanışı, bir babanın içe kapanışı ve bir ailenin sessizce değişmesidir. Film, yasın farklı biçimlerini gösterirken aynı zamanda sanatın acıdan nasıl doğabileceğine dair güçlü bir alt metin sunar. Hamnet’in ölümü, yıllar sonra yazılacak olan Hamlet tragedyasına ilham olur.

Hamnet, hızlı tempolu bir film değil; izleyiciden sabır isteyen, duygulara alan açan bir yapım. Özellikle edebiyat ve tarih sevenler için oldukça etkileyici. Shakespeare’in eserlerini bilenler için ise film, Hamlet’e bambaşka bir duygusal arka plan kazandırıyor.

20 Şubat 2026 Cuma

Kitap - Tuhaf Resimler Uketsu

 Herkese merhabalar efenim,

Doğum yapmasına günler kalmış bir kadının titrek eskizleri. Ölmek üzere olan bir adamın karaladığı dağ silsilesi. Okul defterinde evini gri bir lekeyle kapatan bir çocuğun resmi. Geçmişte işlenmiş suçlarla bağlantılı dokuz tuhaf resim, sayfalar ilerledikçe delillere, okur ise her ayrıntıyı bir araya getiren dedektife dönüşüyor.

Tuhaf Resimler çizimlerin, krokilerin ve diyagramların arasına gizlenmiş ipuçlarıyla örülü, birbirine ustalıkla bağlanan öykülerden oluşan rahatsız edici bir yapboz, tüyler ürpertici ve adım adım tırmanan bir gizem.

Uketsu’nun nefes kesici anlatımıyla gerilim ve çağdaş polisiye kurallarını yerle bir ettiği ilk romanı Tuhaf Resimler, en az yazarının gerçek kimliği kadar gizemli.

17 Şubat 2026 Salı

Kitap - Samsun Kitap Ağacı Kulübü İle Şubat Ayı Kitabı Mumlar Sonuna Kadar Yanar Sandor Marai

 Herkese merhabalar efenim,

“Bu soruyu ancak sen cevaplayabilirsin ve şimdi, bütün bunlar geçip gittiğine göre, aslında cevapladın: Hayatınla.

İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.”

İkinci Dünya Savaşı ortalığı kasıp kavururken artık yaşlanmış ve münzevi bir hayat sürmekte olan General Henrik tam kırk bir yıl önce bir anda ortadan kaybolan gençlik arkadaşını beklemektedir. Çocukluğunda ve gençliğinde sıkı bağlar kurduğu bu dostun ölmeden önce yanıtlaması gereken sorular vardır. İlk kez 1942’de yayımlanan ama asıl yazarın ölümünden sonra keşfedilerek birçok dile çevrilen Mumlar Sonuna Kadar Yanar Márai’nin kuşkusuz en çok ses getiren romanı.

Türk Dizisi : Masumiyet Müzesi

 Herkese merhabalar efenim,

Orhan Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan Masumiyet Müzesi, Netflix’te yayınlanmasıyla birlikte hem edebiyat okurlarını hem de yeni izleyicileri ikiye bölen bir yapım haline geldi. Romanın ağır, içe dönük ve detaycı atmosferini ekrana taşımak zaten başlı başına cesur bir karardı. Dizi ise bu zorluğun altından yer yer başarıyla kalkarken, yer yer de metnin ruhuyla mesafeli bir ilişki kuruyor.

Dizinin en güçlü tarafı kuşkusuz dönem atmosferi. 1970’lerin ve 80’lerin İstanbul’u; kostümler, mekan tasarımları ve müzik seçimleriyle oldukça etkileyici bir şekilde yansıtılmış. Nişantaşı’nın burjuva hayatı ile daha mütevazı mahalle kültürü arasındaki sınıfsal fark, görsel dil üzerinden net biçimde hissediliyor.

Kamera kullanımı ve renk paleti, nostaljik ama romantize edilmemiş bir İstanbul sunuyor. Bu anlamda yapım, romanın melankolik dokusunu yakalamayı başarıyor.

Hikâyenin merkezinde Kemal’in Füsun’a duyduğu, zamanla takıntıya dönüşen aşkı var. Dizi, Kemal karakterini biraz daha “empati kurulabilir” hale getirmiş gibi görünüyor. Oysa romanda Kemal’in rahatsız edici yönleri daha çıplak bir şekilde sunuluyordu. Bu tercih, izleyici kitlesini genişletmek adına yapılmış olabilir.

Füsun karakteri ise dizide daha güçlü bir portre çiziyor. Romanın bazı yerlerinde edilgen görünen Füsun, ekranda daha bilinçli ve kendi arzuları olan bir karaktere dönüştürülmüş. Bu değişiklik özellikle günümüz izleyicisi açısından daha dengeli bir ilişki dinamiği yaratıyor.

Roman, detaylara ve nesnelere yüklenen anlam üzerinden ilerleyen bir anlatıydı. Sigara izmaritleri, tokalar, küçük objeler… Hepsi bir hafıza mekânının parçalarıydı. Dizi ise doğal olarak görselliğe yaslanıyor ve bu “nesne hafızası” temasını daha sembolik bir düzeye indiriyor.

Bu noktada kitapla bağı güçlü olan izleyiciler için eksiklik hissi oluşabilir. Ancak romanı okumamış bir izleyici için hikâye daha akıcı ve dramatik bir yapı sunuyor.

11 Şubat 2026 Çarşamba

İngiliz Dizisi : Agatha Christie's Seven Dials

 Herkese merhabalar efenim,

Polisiye edebiyatının kraliçesi Agatha Christie’nin sevilen romanlarından “The Seven Dials Mystery” (Yedi Saatler Gizemi), klasik İngiliz malikânesi atmosferini gençlik enerjisi ve politik entrikayla birleştiren sürükleyici bir hikâye sunuyor. Eğer hem zekice kurgulanmış bir cinayet gizemi hem de yer yer mizahi bir anlatım arıyorsanız, Seven Dials tam size göre.

Hikâye, genç ve varlıklı bir grubun hafta sonu için bir kır malikânesinde bir araya gelmesiyle başlıyor. Eğlenceli görünen bir şaka, beklenmedik bir ölümle sonuçlanınca işler ciddileşiyor. Olayın merkezinde ise gizemli bir topluluk var: Seven Dials (Yedi Saatler).

Baş karakterimiz Bundle Brent, klasik Christie kahramanlarından biraz farklı. Zeki, cesur ve meraklı bir genç kadın olarak olayların üzerine korkusuzca gidiyor. Hikâye ilerledikçe sırlar, gizli örgütler ve siyasi bağlantılar ortaya çıkıyor. Okuyucu ya da izleyici, her bölümde yeni bir ipucuyla karşılaşıyor.

10 Şubat 2026 Salı

Kitap - Bi Dünya Kitap Kulübü İle Şubat Ayı Kitabı Yağmur Çiseliyor Osman Balcıgil

 Herkese merhabalar efenim,

Sokaklarda oluk oluk kan akıyor. Memleket orta yerinden ikiye ayrılmış gibi. Üniversiteler, fabrikalar fokur fokur kaynıyor. Parlamento çökmüş durumda. İnsanların göğsüne adeta fil oturmuş, herkeste ağır bir sıkıntı...

Belli ki kötü şeyler olacak. Generallerin üniformaları ütülenmiş, askerlerin postalları parlatılmış. Türkiye uçurumun kenarında...

Bütün bunlar olurken yaşanan nefes nefese bir casusluk ve aşk hikâyesi.

Bazı planlar bozulacak, kartlar yeniden dağılacak.

CIA’in en iyi yetişmiş ajanı Peck’in Türkiye kırsalında işi ne?

Metin ve Ceren, Türk kontrgerillasının tezgâhladığı içsavaşın ortasında ne arıyor?

Dışişleri Güvenlik ve İstihbarat Dairesi ajanı Nezihe Hanım devrimcilerin kurduğu barikatlara can havliyle neden atlıyor?

Türkiye’de gerçekleşecek darbe için ABD başkanı neden bu kadar çok çaba gösteriyor?

Sünnileri Alevilerin üzerine saldırtmaya, Beyaz Saray’ın hangi odasında karar veriliyor?

Hangi dünyaca ünlü CIA ajanları Türkiye’yi köşeye sıkıştırmanın peşinde?

O tarihten itibaren, Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Elinizden düşürmeyecek, soluk soluğa okuyacaksınız. Öğrenecekleriniz, tarihi yeniden değerlendirmenize yol açacak.

Kitap - Sessiz Kurban Jane Casey

 Herkese merhabalar efenim, Polisiye severlerin yakından tanıdığı Jane Casey, Sessiz Kurban ile yine sürükleyici ve zekice kurgulanmış bir h...