Bana yıllar sonra Rus romanı ya da hikayesi okutacak tek bir kulüp vardı o da İzmir Kitap Kulübü ! Tanışma toplantısıyla birlikte 4.toplantısına katıldığım kitap kulübüyle aralık ayında Çehov'dan 6.Koğuş hikayesini okuduk.Okuması biraz zor olsa da sayfa sayısı az olduğu için çabuk bitirdim ama kafamda bir şeyleri ve özellikle de karakterleri oturtmak her zaman ki gibi zoruma gitti.Kitap sohbeti esnasında farkettim gibi Rus edebiyatı okurken karakterleri ve karakter isimlerini birbirine karıştırıp okuma zevkini azaltan bi ben değilmişim.Psikolojik ve felsefik anlamda derin sorgulamaları olan ve elbette bir sistem eleştirisi olan bu kitap kısa zamanda okunan,bana göre orta zevkli olsa da bir çok kişiye göre oldukça edebi zevk vermiş bir yapıt olmuş.
Çehov bir taşra kasabasındaki akıl hastanesinde geçen bu novellasında, eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışmaya odaklanır. İvan Dmitriç maruz kaldıkları adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken, Andrey Yefimıçbunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor sonunda içine düştüğü ‘felsefi’ yanılgının farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir.Altıncı Koğuş, Rusya’nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının ‘deliliği’nin simgesidir adeta.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder