25 Mayıs 2020 Pazartesi

Belçika Dizisi : Into The Night

Herkese merhabalar efenim,

Netflix'e düşmeye kaldığımız yerden dewamke !

Mehmet Kurtuluş'un da içinde yer aldığı sanki bir Temel fıkrası tadında olan dizi daha 1.sezonu mevcut Netflix'de onu da hemen 1-2 günde bitirebilirsiniz zaten.Devamını izler miyim bilemiyorum ama oldukça heyecanlı bir yerde bitti aslında gelirse 2.sezonuna bi bakabilirim.Temel fıkrası tadında demem komedi olduğundan değil tam tersine bir distopya hikayesi izliyoruz.Güneşin bir anda insanlığı yok etmesiyle başlayan bir uçakta seyahat edicek olan bir grup insanın Batıya doğru giderek Güneşten kaçma hikayesini anlatıyor ama aşırı mantık hatası olan yerler elbette ki var mesela Güneşin sığınaktaki insanları bile öldürebiliyor olması nasıl yani ? :)

Dizi de en gıcık olduğumuz şey tabi ki insanlar tehlike anındaki salak salak davranışları ve kavgaları dışında bir de Türklere ırkçılık yapan bir İtalya'nın olması.Tabi Türkümüz Osmanlı tokadını adama her defasında patlatıp üstüne bir de Türkçe küfür edince içimize su serpildi.Mehmet Kurtuluş tüm karizmasıyla dizinin baş rollerinde biri belli ki bence bizi çok güzel bir şekilde de temsil etmiş.

Into The Night, güneşin insanlar için tehlike oluşturmasının ardından karanlıkta kalmak için batıya gitmeye çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Yaşanan kozmik bir olay, dünya için büyük bir tehlike oluşturur. Güneş, yoluna çıkar herkesi öldürmeye başlar. Bunun üzerine bir adam, gün doğmadan önce karanlığın hüküm sürdüğü bölgelere gitmeye karar verir. Brüksel’den kalkan bir gece uçağını kaçıran adam, güvenli olan karanlıkta devamlı kalmak için pilotları batıya uçmak için yönlendirir.

Laurent Capelluto, Stefano Cassetti, Mehmet Kurtulus, and Pauline Etienne in Into the Night (2020)

23 Mayıs 2020 Cumartesi

Kore Dizisi : Hi Bye, Mama!

Herkese iyi bayramlar efenim,

Bugün ilk defa ülkemizde bayramlarda büyüklerin evine gidilip el öpülmüyor,çocuklar kapı kapı dolanıp şeker toplamıyor,kimse tatile gidemiyor kimse dışarı çıkamıyor.Ülkece böyle günler de göreceğimiz varmış demekki. Saat 16.00 gibi Zoom üzerinden kurum olarak öğrencilerimizle toplasıp bayramlaşıcaz.

Size bu gün bayram şekeri niyetine şeker tadında bir Kore dizisi ile geldim dizi Netflix üzerinde yer aldığı için annemle birlikte izledik daha doğrusu annem izliyordu ben de hemen diziyi beğenince yanında bitiverdim aslında bu diziyi daha öncede gördüm elbette ama pek izleyisim gelmedi içinde aşk meşk yok diye ki pekte yok aslında.Bir annenin hikayesini anlatıyor daha çok.Komedi ve dram birlikte dizi de kah gülüyorken kah ağlıyorsunuz.Bu arada Kore nin en güzel kadını kabul edilen Kim Tae Hee ablamız var baş rolde.

Konusu:
Dizi, insan olarak tekrar hayata dönmek için çabalayan bir hayaletin (Kim Tae-Hee) etrafında dönmektedir. 5 yıl önce, hayatını kaybeden Cha Yoo-Ri bir hayalet olarak etrafta dolanmaktadır. Kocasına (Lee Kyu-Hyung) ve kızına, bir insan olarak geri dönebilmek için 49 gün boyunca süren bir plan devreye sokar.

Karakterleri:
Kim Tae-Hee dizide bir hayalet olan Cha Yoo-Ri karakterini canlandırmaktadır. 5 yılını bir hayalet olarak sürdürmesine rağmen olumlu ve idealist kişiliğini korumayı başarabilmiştir. Kızını kucağına alma arzusunu yerine getiremediği için bu dünyayı geride bırakamaz. Bir şekilde, 49 gün boyunca, ailesine bir hayalet olarak geri dönebilme fırsatı elde eder.

Lee Kyu-Hyung dizide Cha Yoo-Ri’nin (Kim Tae-Hee) kocası ve bir göğüs cerrahı olan Jo Kang-Hwa karakterini canlandırmaktadır. İlk aşkı ve sevgili eşi olan Cha Yoo-Ri’yi kaybettikten sonra kişiliği belirgin bir şekilde değişir. Ancak, bir gün, 5 yıl önce ölen eşini tekrar karşında bulur.

Korku Filmi : Güzelliğin Portresi

Herkese merhabalar efenim,

Bugün evdeyim o yüzden kaldığımız yerden Netflix'e düşmeye devam ediyoruz.Sinemaya ilk geldiğinden beri izlemek istediğim bir film aslında ama bu zamana izlemek ve yazmak kısmet oldu.

Türkiye korku sinemasında bence gün geçtikçe kendini geliştiriyor gerek oyuncu kadrosuyla gerekse Batılı tarzdaki sahneleri ve senaryosu,korkutucu ögeleriyle Amerika Korku sinemasına benzer bir film olmuş.Onlardan özenmiş falan demiyorum ya da Amerikan filmlerinin çakması da olmuş demiyorum bu filme gelen diğer eleştiriler gibi.

Amerika Korku sinemasını bir çok ülke ilham alarak filmler yapıyor zaten ve ortaya oldukça iyi yapımlarda çıkıyor.Bu filmin orijinal senaryosunu sanırım Güney Koreli biri yazmış hangi filmin uyarlaması olduğunu pek anlayamadım daha doğrusu araştırdığım halde bulamadım.Bence bu tarz filmlerde Türk sinemasına katkı da bulunuyor özellikle de bu tarz filmleri daha sonradan Netflix alınca dünyadaki diğer ülke insanlarının izlemesini ve oyuncularımızı,ülkemizi tanımasına vesile oluyor.

Genç bir kadın olan Nisan, yıllarca babası ile görüşmemiştir. Ancak babası ile ilgili aldığı önemli bir haberin ardından, eşi ve kızı ile birlikte soluğu baba evinde alır. Yıllar önce kaçarak ayrıldığı köşke geri dönen Nisan, burada tuhaf durumlara şahit olur. Köşke gelmesi ile birlikte kaçıp kurtulduğunu düşündüğü geçmişi ile yüzleşmek zorunda kalan Nisan, bu sırada babası ile ilgili gizemi çözmeye çalışan polisin sorgulamasına maruz kalır. Kendisini köşeye sıkışmış hisseden Nisan, kendisini ve ailesini koruyabilmek için köşkte yaşanan gizemi çözmek zorundadır.

Feridun Düzagaç, Burçin Terzioglu, Serkan Keskin, Birkan Sokullu, and Melisa Senolsun in Güzelligin Portresi (2019)

22 Mayıs 2020 Cuma

Kitap - Naomi J.Tanizaki

Herkese merhabalar efenim,

Bugün bayrama girmeden önceki son iş günümdü işten geldim aklanıp paklandım yemeğimi yedikten sonra postumu yazayım dedim.

Tanizaki'den ikinci okuduğum roman olan Naomi var bugün ki kitap postunda.Okurken yine her karaktere ayrı ayrı gıcık olmayı başardım hatta o kadar gıcık oldum ki bir yerden sonra kitabı okumakta baya zorlandım.Bir süre Tanizaki'nin gıcık karakterlerine doydum bir daha ne zaman bir Tanizaki kitabı alır okurum bilemiyorum.Kitabı aslında tam anlamıyla Lolita kitabına benzettim.Onun daha çok Japon versiyonu gibiydi.Japonların psikolojik olarak ırklarından nasıl içten içe nefret ettiğini , ne kadar çok Batılılara ve Batılılaşmaya meraklı olduklarını bir kez daha anlamış bulundum tabi bu duyguları onları ahlaken de psikolojik olarak da oldukça kötüye yönlendiriyor.

"Şunu fark etmiştim ki bir kadının yüzü, erkeğin nefretini çektikçe daha da güzelleşiyordu."

Na-o-mi: Üç hece, iki insan/medeniyet, bir başyapıt.
Bir yönüyle daha önce yazılmış bir Japon Lo-lee-ta...

Doğu ve Batı, sevgi ve öfke, aşk ve gurur, kadın ve erkek, insan ve insan arasında yaşanan gerilimlere dair bir temel roman...

Naomi, Batı hayranlığından yozlaşmaya, saplantıdan budalalığa ve hazdan işkenceye (veya tam tersi) ilerleyen hikâyesiyle, Juniçiro Tanizaki'nin neden yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olduğunu da anlatıyor.

"Onun hata ve kusurlarıyla sürekli yüz yüze gelmekten kurtulamıyor, eve hep mutsuz dönüyordum. Ancak bu mutsuzluk hiç de uzun sürmüyordu, zira ona duyduğum aşk gece boyunca değiştikçe değişiyordu. Tıpkı bir kedinin gözleri gibi..."

20 Mayıs 2020 Çarşamba

Kore Dizisi : Welcome

Herkese merhabalar efenim,

Bütün gece korona olmamak için dua ettim resmen.Hafif bir öksürüğüm vardı bir de dün akşam da yemek yiyemedim dünkü belediye otobüsü yolculuğu mahvetti beni resmen halsizlikten geberdim elim ayağım titriyordu.Durum böyle olunca nefes almamla ilgili zorluk yaşıyorum falan da sandım ama sabah uyandığımda dinlenince turp gibi olduğumu gördüm hiç bir şeyim yok Allahtan.Allah'ım bu psikoloji resmen yıprattı beni ve herkesi tez zamanda şu illetten kurtuluruz umarım.

Bugün evdeyim o yüzden bu saate yazabiliyorum postumu.Şu sıralar hiç güzel sürükleyici Kore dizisi yok uzun zamandır da sizinle dizi paylaşmıyorum farkındaysanız.Bir kaç tane gözümü takılan oldu bu dizi de onlardan biri ama başları ne kadar iyi olsa da sonradan aşırı saçmaladıkları için hep yarım bıraktım şimdi daha yeni yeni zorla tamamlayıp sizlere sunup arşive kaldırıyorum.

Konusu:
Dizi, insana dönüşebilen bir kedi (L) ve onun sahibi (Shin Ye-Eun) etrafında dönmektedir. Oldukça zor zamanlar geçirmekte olan Sol-A, sokakta bulduğu bir kediyi evine getirir. Evini açtığı kedi sayesinde yaralı kalbi iyileşmeye başlar.

Karakterleri:
L dizide insana dönüşebilen bir kedi olan Hong-Jo karakterini canlandırmaktadır. İnsan ve kedi olarak iki farklı hayat yaşamaktadır.

Shin Ye-Eun dizide Hong-Jo’nun (L) sahibi olan Kim Sol-Ah karakterini canlandırmaktadır. 20’lilerinde olan genç bir kızdır. İnsanları seven ve etrafındakileri korumak için elinden geleni yapan birisidir. Ancak, babası ve karşılıksız sevdiği adam da dâhil olmak üzere çevresindeki insanlar onu derinden yaralamıştır. Bu yüzden, kalbinin kapılarını herkese kapamıştır. Hayali bir webtoon sanatçısı olmaktır ve bir görsel tasarım şirketinde yeni işe girmiştir.

Kitap - Ölüm Limuzini Nazlı Eray

Herkese merhabalar efenim,

Bugün işteyim ama iş yerindeki bilgisayarımın nedenini anlamadığım bir şekilde bazı tuşları basmamaya başladığı için bugün ki postu anca bu zamanda yazabiliyorum.Dün ki açıklamayla okulların Eylül de açılacağı ve telafi eğitimi de olmayacağı söylendi.Okulların işi bitti artık ama biz güya 1 Haziranda açılmaya hazırlanıyoruz şu anda ama bakalım bu yeni duyuruyla birlikte yönetim bir şey demedi bakalım ne olacak her gün yeni bir aksiyon olduğu için 25 yaşında yaşlandım resmen ruhum yoruldu şu dönemden ki aslında daha yeni başladık bence bugün işten eve dönerken 35 derece olan havada maske taktım ve belediye otobüsüne bindim eve gelene kadar resmen cehennem gibi bir şeydi.

Böyle zamanlarda absürd insanı yormayan ama eğlendiren bir şeyler okumak isterseniz Nazlı Eray benim size önerim olabilir.Kendisiyle ilk defa bu kitapla tanıştım diğer kitaplarını alacak kadar beğendim mi bilemiyorum açıkçası ama hoş vakit geçirten çerezlik fantastik bir roman.Bence en büyük kusuru sürekli olarak tekrara düşmesi kendi içinde bir yerden sonra sanki sürekli aynı şeyleri okuyormuşum gibi hissettim.

Fantastik edebiyatın kraliçesi Nazlı Eray, yeni romanında üzerindeki sır perdesi değil kalkmak elli yıldan fazladır azıcık bile aralanmamış olan ABD Başkanı John F. Kennedy suikastını ele alıyor.

JFK Tuzluçayır’da!

Ankara'nın sakin sonbahar bahçelerine, vadideki Fokurtu Cafe'ye gidip hayatın anlamını ve eski zamanları düşünen roman kişisi, bir suikasta kurban giden ABD Eski Başkanı John Fitzgerald Kennedy’nin suikastının en ince ayrıntılarını ve komplo teorilerini uzunca bir süredir incelemektedir. Tuzluçayır'daki Kurşuncu Bacı'nın eski bahçesinde bir sabah vakti J. F. Kennedy’ye dönüşüverir.

Ruhu kendisinin, bedeni ise Kennedy’nin bedenidir. Telefonda esrarengiz bir ses ona öldürüleceğini söyleyip durur. Değişik bir serüven başlamıştır. Korkunç bir karabasandır aslında bu. Dallas'taki Başkanlık limuzininde kurşunlardan kaçış, Parkland Hastanesi’ndeki beyni uçmuş ceset ve ajan kız Barbara. Acaba kahramanımız peşindeki korkunç yazgıdan kurtulabilecek mi, yoksa Dallas'taki kurşunlar onu ebediyete mi yollayacaklar?

Ölüm limuzinindeki nefes kesen sahneler...

Abraham Zapruder’in olayı belgeleyen video filmi...

Parkland Hastanesi ve Ankara’nın sessiz sonbahar bahçeleri... Yaşam nedir?

(Tanıtım Bülteninden)

19 Mayıs 2020 Salı

Kitap - Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın J.Tanizaki

Herkese merhabalar efenim,

Asya edebiyatı okumaya son hızla devam ediyorum ! Sırada ki Japon yazar Tanizaki ! Kendisini Murakami Beyde oldukça seviyormuş bu benim daha çok okuma şevkimi getirdi ve kitap alışverişim de 2 kitabını aldım.Bunlardan ilk i" Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın " kitabı oldu.Sayfa sayısı az okunması oldukça kolay 1 günde okuyabileceğiniz kitaplardan ama karakterlerin hepsine gıcık olduğum için benim için kitaba ara verdikçe devam etmek biraz zorlaştı diğer okuduğum kitabından da bahsedicem onda ki karakterlere de ayrı gıcık oldum.Tanizaki'nin kitaplarını okumanın bu yanı zor bence çünkü karakterler inanılmaz gıcık ediyor beni.Tabi bana bir his uyandıran (sevgi,aik,gıcıklık) farketmez artık orası karakterler yaratıyor olabilmek Tanizaki'nin yazarlak konusunda nasıl bir usta olduğunu gösterir.Gerilim ya da korku filmi izlemek gibi.Bir korku filmi sizi korkutmayı başaramamışsa sonuçta ona iyi bir korku filmi diyemeyiz. :)

Fukuko, tam da kocası Şozo ile yeni bir hayata başladığı günlerde kocasının eski karısı Şinako’dan bir mektup alır. Yuvası dağıldıktan sonra “kırık bir çanak” bile almayan bu kadın, duygu yüklü mektubunda tek bir şey istemektedir: Şozo’nun deliler gibi sevdiği kedisi Lili’yi.İlk bakışta, masum bir istektir elbette bu. Ne var ki Lili -tüm kediler gibi- girdiği hayatların en olmadık yerlerine kıvrılmıştır ve dâhil olduğu yaşamların karanlık köşelerinde gezinmeye başlar mektupla birlikte.

Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden “kedi sevgisi”nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki. Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.

Yoğun tutkuların, tuhaf arzuların ve ince bir melankolinin ustası Tanizaki’nin Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın’ını Sinan Ceylan Japonca aslından çevirdi.

“Tanizaki en gözde yazarlarımdandır. Aşkı ve aşkın sapkın yönlerini anlatır kitapları.”

-Henry Miller-

“Tanizaki, muhteşem bir yazar.”

 -Haruki Murakami-

Gerilim Filmi : Pretty Lethal

 Herkese merhabalar efenim, Film, Los Angeles’lı bir grup genç balerinin prestijli bir dans yarışmasına gitmek üzere yola çıkmasıyla başlıyo...