11 Mayıs 2020 Pazartesi

Kitap - Hayata Dön Gülseren Budayıcıoğlu

Herkese merhabalar efenim,


Psikiyatrist Budayıcıoğlu'ndan roman tadında bir kitap ile daha birlikteyiz.Onların Yalom'u varsa bizim de Gülseren'imiz var ! Kendisine gelen vakaları bu şekilde bizlere sunması o kadar hoşuma gitti ki benim bütün kitaplarını her ay sepetime ekliyorum.Normalde kişisel gelişim ya da psikoloji ile ilgili kitaplar okumaktan alanım zaten bu olduğu için çok fazla hoşlanmıyorum sanki ders kitabı okuyormuş hissi veriyor ben de o yüzden bu tür vaka olaylarının anlatıldığı ve terapilerle ışık tutan kitapları okumayı daha çok seviyorum.Yazarın en sevdiğim kitabı bu oldu çünkü kendisini de aşarak ilk defa bir hastasına karşı farklı deneysel yöntemlerle ilerlediğini gördüm bu da beni acayip cezbetti okuması çok keyifli bir kitap olmuş.

Hiç de güzel denemeyecek suskun mu suskun bir kız... O sustukça, terapistin tarihin mahrem yerlerinden bulup çıkardığı unutulmuş hikâyeler dökülüyor ortaya.

Genç firavun Tutankamon'un esrarı, Hitler ve Freud'un kişiliklerinde gücün analizi... 18. yüzyılda adına "Fısıltı Sanatı" dedikleri, evli kadınların yaşadığı aşk ilişkileri... Çariçe Katerina'nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından başlayan tılsımlı yazgısı... Eva Peron'un ve Prenses Süreyya'nın hüzünlü hayat hikâyeleri ve daha niceleri...

Derken suskunluk bozuluyor. Çirkin kızın hikâyesi başlıyor. Öyle bir hikâye ki acısıyla, dehşetiyle, hüznüyle her şeyi gölgede bırakıyor.

Çirkin genç kızın açıldıkça güzel bir prensese dönüşmesi... Psikanalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde ortaya çıkan bir başarı öyküsü.

(Tanıtım Bülteninden)

10 Mayıs 2020 Pazar

Kitap - Yerdeniz Büyücüsü Ursula K. Le Guin

Herkese merhabalar efenim,

Geçen ay ki kitap kulübü toplantımız da Mülksüzleri okumuş ve online dan toplantımızı yapmıştık bu pazartesi de aynı şekilde Nisan ayı kitabımız üzerinde konuşacağız onunda toplantıdan sonra postu gelecek elbette.Mülksüzlerin toplantısın da yazardan konuşurken daha önce okuduğumuz kitaplarından da bahsettik ben Sürgün Gezegenini okuduğumu ve bilimkurgu ve fantastik aşığı olmama rağmen çok fazla sevemediğimden bahsetmiştim buna karşılık bir çok kişi bana Yerdeniz serisini önerdi Harry Potter serisine ilham kaynağı olan bir seri olduğundan bahsettiler ben de elbette çok merak ettim ve Ursula'ya 3.şansını da verdim ama yok vallahi yok bir türlü olmuyor bizim yıldızımız Ursula ile barışmıyor bu kitabını bile diğer kitaplarına oranla daha kolay okumama rağmen aşırı sevemedim o cümlelerde ki,olaylarda ki,zamanlarda ki kopukluk kitabın akıcılığına hep ket vuruyor ve bu da beni kitaptan inanılmaz soğutuyor.

Evet bu kitap serinin ilk kitabı ama açıkçası seriye devam etme hevesi pek yok ben de eğer bir gün zamanı gelirse okurum belki asla okumam demiyorum elbette öyle dediğim ne varsa bir gün zamanı geliyor ve okuyorum o yüzden zamanının gelmesini bekliyorum bazı kitapların.Bu arada ciddi mana da Harry Potter'ın esin kaynağı olmuş bu kitap neredeyse bir çok durum ve bir çok olay birebir aynı.

"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü'nün en çocuksu yanı konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuz bir yaşımda tamamladım -ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek."

- Ursula K. Le Guin -

(Tanıtım Bülteninden)

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Kitap - Denizi Yitiren Denizci Yukio Mişima

Herkese merhabalar efenim,

3 gün boyunca evdeyim önümüzde ki hafta da totelde 2 kere işe gidicem daha sonra 19 Mayıs ile Bayram haftası birleşir ve sokağa çıkma yasağı olur diye tahmin ediyorum.Kurumumuz ve okullar tedbirlerle birlikte 1 Haziran da açılmayı düşünüyor ama bilemiyorum kurum ne kadar temiz ve tedbirli olsa da ben işe belediye otobüsüyle gidip geldiğim için biraz huzursuzum açıkçası bu durumdan ve dün inanılmaz kalabalıktı çarşılar,otobüsler virüs sanki bitmiş gibi herkes normal hayatlarına dönmeye başladı ama daha doğru düzgün maske takmıyorlar bu böyle sürmez 2.dalga gelir gibime geliyor umarım o 2.dalgaya yakalanan insanlardan olmam :(

Şu sıra yoğun bir şekilde kitap okuyorum.Özellikle de Japon edebiyatına sarmış durumdayım.Mişime okuduğum 3. Japon yazar ve daha öncesinde bir kitabını daha okuyup sizlerle paylaşmıştım.Bu kitabı da diğer kitabı gibi aynı insanlık duyguları ve olguları üzerinde geçiyor ve sonu da aynı şekilde bitiyor sanırım yazarın tarzı bu.

Marguerite Yourcenar'ın "İnce, bıçak ağzı gibi dondurucu bir kusursuzlukta," diye tanımladığı Denizi Yitiren Denizci, dehşeti şiirsel bir anlatımla bütünleştiren, benzersiz bir kitaptır. "Kusursuz arınma, ancak yaşamı kanla yazılmış bir şiir dizesine dönüştürerek mümkündür," diyen Mişima bu kitapla görüşünü örneklemiş olur. Mişima'nın en etkileyici eserlerinden biri olan kitap soğukkanlı şiddeti ustalıkla anlatırken, hiç kuşkusuz yazarın çocukluğunda bilinçaltını etkilemiş baskıları da yansıtır.

Roman, dul bir kadın, on üç yaşındaki oğlu Noboru ve kadının ikinci eşi olan denizcinin öyküsünü anlatır. Yaşıtlarıyla bir çete kuran Noboru, ilk tanıştığında denizler fatihi bir kahraman olarak gördüğü denizcinin annesiyle evlenerek sıradan birine dönüşmesinin şokunu atlatamaz.

Rakuyo'nun varlığıyla bütünleşmiş olan bu adam, geminin ayrılmaz parçası olan bu adam, kendini o güzel bütünden koparmış, kendi isteğiyle düşlerinden gemileri ve denizi silip atmıştı.

Noboru, tatil boyunca Ryuji'nin yanından ayrılmamış ve denizle ilgili hikâyeler dinleyerek, ötekilerin hiç bilemeyecekleri denizcilik bilgileri edinmişti. Ama onun istediği, bu bilgiler değil, günün birinde denizcinin hikâyeyi yarıda keserek, yeniden denize dönerken ardında bırakacağı mavi su damlalarıydı.

Deniz, gemiler ve okyanus seferlerinin hayali ancak bu mavi damlalarda var oluyordu.

7 Mayıs 2020 Perşembe

Amerika Dizisi : The I-Land

Herkese merhabalar efenim,

Bugün işteyim bundan sonraki 3 gün boyunca evde olacağım.Size Netflix'in derinliklerinden bir mini dizi getirdim.Başta konu itibariyle Lost dizisine benzetmiş olsam da dizi daha sonraki bölümlerinde Black Mirrordan bir bölümmüşçesine devam etti.Daha fazlasını Spoiler olmaması için anlatmıyorum ama çok güzel bir dizi tavsiyemdir 1 günde izleyip bitirdim :)

The I-Land, nasıl geldiklerini bilmedikleri ıssız adadan kurtulmanın yolunu arayan bir grup insanın hikayesini konu ediyor. Bir grup insan gözlerini açtıklarında kendilerini ıssız bir adada bulur. Hafızaları silindiği için adaya nasıl geldiklerini hatırlamayan grup, adadan kurtulmanın yolunu arar. Eve geri dönmek için çabalayan insanlar, bir süre sonra bulundukları yerin aslında göründüğü gibi olmadığını keşfeder. Adanın psikolojik ve fiziksel zorlukları ile karşılaşan insanlar, hayatta kalmayı başarmak için savaşmak zorunda kalır.

The I-Land (2019)

Çin Dizisi : My Girlfriend

Herkese merhabalar efenim,

Bugün evdeyim yarın yine işte olacağım.Bugün sizlere YouTube üzerinden Türkçeye çevrilmiş olan bir Çin dizisinden bahsedicem. Bu diziyi bir blogta görmüştüm aslında o blogta gördüğüm dizinin adı Girlfriend miş ben bu dizi zannettim meğersem bu dizi değilmiş :D Diğer diziyi nihayet buldum ama diğer bölümleri çevrilmemiş olduğu için dizi yarım kaldı benim de hoşuma gitmedi yarım bıraktım.Aslında bu diziyi de yarım bırakmak istedim ama sonuna kadar atlaya atlaya izliyim de bitirip arşive kaldırayım bari dedim.Dizi gereksiz yere uzatılmış aşıklar en sonda kavuşuyor ne ara yakınlaştılar ne ara aralarında ne oldu hiç bir şey anlayamadım bile şu zamana kadar izlediğim en kötü Çin dizisi bile diyebilirim bu dizi için :/

Ding Xiao Rou 15 yaşındayken hamile bir kadın tarafından aşkı bulamaması konusunda lanetlenir. Chi Xin ile tanıştığında aralarındaki yanlış anlaşılmalar aşkın çiçeklenmesine yol açacaktır.

5 Mayıs 2020 Salı

Komedi Filmi : Cinayet Süsü

Herkese merhabalar efenim,

Karantinanın 50.günündeyiz.

Bugün karantinaya gireli tam 50 gün olmuş vay be ! Zaman çabuk geçmedi aslında oldukça zorlu bir süreç oldu sanmayın ki karantina yine bitti :/ Aslında bitmedi ama ben saymayacağım çünkü artık gün yüzü görüyoruz mecburi olarak işe geldim bugün bu postu da şu an iş yerimden yazıyorum :)

Bir şekilde Mart ve Nisan aylarını işleri evden yürüterek devam ettirdik bakalım Mayıs ayı hem iş yerinde hem evde kalarak nasıl geçecek :)

Netflix'e nihayet gelmiş olan Cinayet Süsü filminden bahsedelim bugün film postunda.Kardeşimle ilk çıktığı günden beri gitmek istiyorduk ama kısmet olmamıştı Ölümlü Dünya filmi gibi bunu da Netflix'den izlemek kısmet oldu ama bence Ölümlü Dünya kadar iyi bir film değil.Ölümlü Dünya filmine beklemediğim bir şekilde çok gülmüş ve çok beğenmiştim ama bu film bir kaç sahnesi dışında genelde hep küfürle güldürmeye çalıştı ve bu benim pek hoşuma gitmedi :/

Cinayet Süsü, gizemli bir seri katil vakasını çözmeye çalışan cinayet büro ekibinin maceralarını konu ediyor. Başkomiser Emin, komiser Salih, komiser Asuman ve komiser yardımcısı Alaattin'den oluşan Cinayet Büro ekibi ilginç bir vaka ile karşı karşıyadır. Birbiri ardına işlenen cinayetleri araştıran ekip, hiçbir delil ve ipucuna ulaşamaz. Cinayetlerin gittikçe artması, basının ve halkın olayla fazlasıyla igilenmesi, buna rağmen ekibin hiçbir ilerleme katedememesi Başkomiser Emin ve arkadaşları üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Bu sırada Emniyet Genel Müdürü, davanın çözümünde yardımcı olması için “suç uzmanı” Dizdar Koşu'yu Emin'in ekibine atar. Üzerlerindeki baskıdan dolayı iyice ezilen Emin ve ekibi, karşılaştıkları en tuhaf seri cinayet zincirini çözebilmek için her yönteme başvurur. Bu kedi fare oyununda katili mi pes edecektir yoksa polisler mi?

Ugur Yücel, Binnur Kaya, Cengiz Bozkurt, and Feyyaz Yigit in Cinayet Süsü (2019)

Aksiyon Filmi : Exit

Herkese merhabalar efenim,

Karantinanın 49.günündeyiz.

Yarın artık benim için kısıtlı da olsa ev karantinası bitiyor ve 50 günün ardından yarın işe geri dönüyorum. LGS dün yapılan açıklama ile 20 Hazirana ertelendi , biz idari kadro olarak gün aşırı 4 kişi aramız da döne döne gideceğiz iş yerine maksat iş yerini açık tutmak tabi bu zaman da gelen giden olur mu bilemiyorum bayramdan sonra da yani 1 Haziranda okulların açılmasıyla birlikte kurumunda açılacağını düşünüyorum ama bu virüsün bi 2.dalgası olur mu bilemiyorum şimdilik her şey biraz daha yavaşlamış gibi görünüyor normalleşme sürecine girmiş bulunmaktayız biz de yavaştan umarım 2. bir dalga olmaz ve tez zamanda bu kötü zamanları atlatırız :)

Bugün size Güney Kore sinemasındaki bir filmden bahsedeceğim.Jo Jung-Seok dizi sektöründe olduğu kadar sinema sektöründe de çok fazla ilgi gören bir oyuncu kendisini az biraz itici bulsam da iyi bir aktör olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. Yoona'yı hiç sevmem zaten biliyorsunuz ki çok soğuk nevale gelir bana ikisi yan yana olunca zaten yakıştıramadım bir de filmi romantik film zannettim ben meğersem aksiyon filmiymiş.İzlemesi keyifli temposu hiç düşmeyen ve azmin elinden hiç bir şeyin kurtulamayacağını inanmanın başarmanın yarısı olduğunu bir kez daha gösteren bir film oldu :)

Yong-Nam (Jo Jung-Seok) birkaç yıl önce bir üniversiteden mezun olmuştur, ancak hala iyi bir iş aramaktadır. Üniversite günlerinde çok aktif olduğu kaya tırmanışı en büyük hobisidir. Bu arada, Yong-Nam'ın annesi Hyun-Ok (Ko Du-Shim) 70 yaşına girer ve bir kongre salonunda doğum günü kutlaması yapar. Annesinin doğum günü kutlamasında Yong-Nam, Ui-Joo (Yoona) 'yu görür. O da kongre salonunda yardımcı yönetici olarak çalışmaktadır. Eski üniversite günlerinde Yong-Nam ve Ui-Joo, kaya tırmanışı kulübünün üyeleridirler. Yong-Nam o zamanlar Yi-Joo'ya karşı bir şeyler hissediyordur ve ona olan duygularını itiraf etmiştir, ancak Ui-Joo onu reddetmiştir. Buna rağmen, Yong-Nam hala Ui-Joo için bir şeyler hissetmektedir. Bölgeye hiç beklenmedik bir anda, ölümcül bir gaz yayılır.

Eksiteu (2019)

Gerilim Filmi : Pretty Lethal

 Herkese merhabalar efenim, Film, Los Angeles’lı bir grup genç balerinin prestijli bir dans yarışmasına gitmek üzere yola çıkmasıyla başlıyo...